YÜZBAŞI MEHMET MUZAFFER

Kahramanlarımız

YÜZBAŞI MEHMET MUZAFFER

Birinci Dünya Savaşı sırasında Irak Cephesi’nde cereyan eden savaşlarda, 6 ncı Ordunun ve onun komutanı Halil Paşa’nın ayrı bir önemi vardır.

Askerini tanıyan, seven ve ona ancak kendisinin de vatan için seve seve yapabileceği görevleri veren Türk subayı, daima askerinin yanında olmuş, onu en iyi anlayan ve takdir eden komutan niteliğiyle tanınmıştır.

İşte Irak Cephesi, Felâhiye Savaşı’nda, 6 ncı Ordunun 18 nci Kolordu 51 nci Tümen 9 ncu Alay subaylarından Yüzbaşı Mehmet Muzaffer’in kahramanca savaşıp ağır yaralandıktan sonra şehitliğe ulaşırken yaşadığı duygulu olayları anlatan ve onu takdirle anan Ordu Komutanı Halil Paşa’nın aşağıdaki takdirnamesi, şehit Yüzbaşı Mehmet Muzaffer’in şahsında Türk subayını anlatan abide bir belgedir.

Bu belgede de belirtildiği üzere sözü edilen destan Yüzbaşı Mehmet Muzaffer’e aittir.

Bir Türk Subayının Son Nefesi

27 Mart 1916 tarihinde Irak Cephesi Felâhiye Savaşı’nda boğazından ağır yaralanan 18 nci Kolordu 51 nci Tümen 9 ncu Alay emir subayı iken adı geçen savaşta kendi alayından bir bölüğe komuta eden İstanbullu Üsteğmen Muzaffer, hayatının son dakikalarında olduğunu görünce sessizce son görevini yapmaya başlamış ve konuşamadığından cebinde bulduğu boş bir mektup

zarfı üzerine kurşun kalemle önce “Kıble ne yöndedir?” diye yazarak sormuştur. Millî onur ve fazilette bulunan ak yüzünü ve pak alnını, görevini başaranlara mahsus güzellikle huzuru peygambere çevirmiş ve kalbindeki şehitliği dille anlatmaya takati olmadığından, kana boyanan o zarfın ortasına okunaklı bir şekilde kelimeyi şahadeti yazmış; sonra bu büyük asker, bölüğüne son sözünü söylemek isteyerek aynı zarfın üç yerine “Bölük intikamımı alsın.” cümlesini yazarak ikisini imzalamış, üçüncüsünü ise imzalayamadan son nefesini vermiş; yani artık işe yaramayan kalbini atmış, silâh arkadaşlarının safları önünde uçmak, bölüğüne kanat gererek gölgesine sığındırmak için yükselmiştir. Bu şehidin ruhunu Fatihalarla selâmlayalım, daima dileyelim ki Allah ruhu zaferlerle dolu bu şehitlerin yardım ve himayesinden herkesi nasiplendirsin.

Muzaffer Efendinin bu yüce davranışı, yani bir Türk subayının örnek maneviyatı olan o kanlı beyaz zarf, Askerî Müzeye gönderilmiş, Türk çocuklarına ve gelecek nesillere, cevher değerinde bir miras olmuştur. Yaşayan şehitlerimizin mirasları içinde yer alan bu zarf, milletin iftihar etmesi için bir belge olarak daima saklanacaktır. Büyük meydanların büyük imtihanlarında kazanılan bu şahadetnameler her genci imrendirecek ve onlara örnek olacaktır. Her babanın kalbinde böyle evlatlara sahip olma duygusunu yükseltecektir.

Böylece, dini ve vatanı için ölmek aşkıyla yetişmiş gençler çoğalacak ve vatan sevgisi millî terbiyemizde esas oldukça yaşama hakkı bizim olacaktır…

Bu husustaki özel görevini yerine getiren 6 ncı Ordu, sonucu milletin takdirine bırakmıştır. Umarım ki her edip, her yazar bu yüce gayeye hizmeti uğur sayarak, merhumu bütün millete tanıtmaya çalışacaktır. Umarım ki Müdafaa-i Milliye Cemiyeti bu gazinin fotoğrafıyla zarfını birleştirip büyük levhalar hâline getirecek, yüz binlerce duvar levhası şeklinde basarak her evin iftiharla duvarına asacağı birer ibret levhası yapacak ve hem de vatan, millet namına bir hizmet yapmış olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir