Atatürk İlkeleri İngilizce

Ataturk's principles

Atatürk İlkeleri İngilizce

ATATURK’S PRINCIPLES, 

(ATATÜRK İLKELERİ )

1. Republicanism: (Cumhuriyetçilik)

Republicanism is a form of democracy adapted to the shape of government.

(Cumhuriyetçilik, demokrasinin devlet şekline uyarlanmış halidir. )

The Kemalist reforms represent a political revolution; a change from the multinational Ottoman Empire to the establishment of the nation state of Turkey and the realisation of national identity of modern Turkey. Kemalism only recognises a Republican regime for Turkey. Kemalism believes that it is only the republican regime which can best represent the wishes of the people.

(Cumhuriyetçilik: Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece modern Türkiye’nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür.)

Atatürk says;

(Atatürk diyor ki)

The most appropriate government, most suitable to the Turkish nation’s nature and traditions, is the Republic. 1924 (Atatürk’s S.D 3, s.74)

Türk milletinin tabiat ve âdetlerine en uygun olan idare Cumhuriyet idaresidir. 1924 (Atatürk’ün S.D. III, S. 74)

The Turkish Republic will be happy, successful and victorious. October 29 1923 (The Speech 2, s.814-815)

Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. 29 Ekim 1923 (Nutuk II, S. 814-15)

Those who think that the Republic established in the mind and consciousness of our army that consists of the great Turkish Nation and its heroic children, and that our principles which are inspired by the spirit of our nation, will be rootened by a removal of a body, are very unfortunate and ill-minded. Those unfortunate people will meet with the treatment that they deserve at the hands of Republic’s justice and mighty claw. This will be their share. One day, my humble body will certainly turn into earth, but the Turkish Republic will survive forever. And the Turkish nation will surely go on marching on the path of civilization with the principles which are guarantors of security and happiness. 1926 (Atatürk’s S.D 3, s.80)

Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir. 1926 (Atatürk’ün S.D. III, S. 80)

2. Populism(Halkçılık)

Populism is a principle that Mustafa Kemal had presented to the Parliament.

(Halkçılık, Mustafa Kemal’in TBMM’ye sunduğu ilkedir. )

Populism: The Kemalist revolution was also a social revolution in term of its content and goals. This was a revolution led by an elite with an orientation towards the people in general. The Kemalist reforms brought about a revolutionary change in the status of women through the adoption of Western codes of law in Turkey, in particular the Swiss Civil Code. Moreover, women received the right to vote in Atatürk stated on a number of occasions that the true rulers of Turkey were the peasants. This was actually a goal rather than a reality in Turkey. In fact, in the official explanation given to the principle of populism it was stated that Kemalism was against class privileges and class distinctions and it recognized no individual, no family, no class and no organization as being above others. Kemalist ideology was, in fact, based on supreme value of Turkish citizenship. A sense of pride associated with this citizenship would give the needed psychological spur to the people to make them work harder and to achieve a sense of unity and national identity.

(Halkçılık: Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye’de uygulamaya konulmasıyla birlikte kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye’nin gerçek yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.)

Atatürk says;

(Atatürk diyor ki)

In our opinion: The woman in the era of the republic is an honorable, most esteemed being higher than anything else as she has been throughout Turkish history. ( Perihan Naci Eldeniz, T. T. K. Belleten, Vol. XX, Issue : 80, 1956, p. 740 )

Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir. (Perihan Naci Eldeniz, T.T.K. Belleten, Cilt: XX, Sayı: 80, 1956, S. 740)

This country was Turkish in the past, is Turkish in the present and will live as Turkish forever. 1923 ( Taha Toros, Atatürk’s Adana Visits, p. 23 )

Bu memleket tarihte Türktü, halde Türktür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır. 1923 (Taha Toros, Atatürk’ün Adana Seyahatleri, S. 23)

Turk! Be Proud. Work. Trust. ( Afet İnan, About Atatürk H. B., p. 304 )

Türk! Öğün. Çalış. Güven. (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., S. 304)

A Turk is equal to all the world. ( 1925 )

Bir Türk dünyaya bedeldir. (1925)

We strive for peace at home, peace in world. 1931 (Atatürk’s T.T.B.IV, P. 551)

Yurtta barış, dünyada barış için çalışıyoruz. 1931 (Atatürk’ün T.T.B. IV, S. 551)

3. Secularism (Laiklik)

Secularism is the separation of religion and state affairs from each other.

(Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. )

Secularism: Kemalist secularism did not merely mean separation of state and religion, but also the separation of religion from educational, cultural and legal affairs. It meant independence of thought and independence of institutions from the dominance of religious thinking and religious institutions. Thus, the Kemalist revolution was also a secularist revolution. Many Kemalist reforms were made to bring about secularism, and others were realised because secularism had been achieved. The Kemalist principle of secularism did not advocate atheism. It was not an anti-God principle. It was a rationalist, anti-clerical secularism. The Kemalist principle of secularism was not against an enlightened Islam, but against an Islam which was opposed to modernisation.

(Laiklik: Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir. Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmi ştir. Laiklik ilkesi akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir. Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.)

Atatürk says:

(Atatürk diyor ki)

Religion is a matter of conscience. Everybody is free to obey to the orders of his own conscience. We are full of respect for religion. We are not opposed to the thought or mentality. We are just trying not to mix the State and National Project with the religious operations, and to avoid reactionary activities, intentional or actual. We shall never give any chance to the reactionaries. (Mr. Asaf İlbay is narrating, The Memories of Close Friends, Page 102-103)

Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamağa çalışıyor; kaste ve fiile dayanan taassupkâr hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz. (Asaf İlbay Anlatıyor, Yakınlarından Hatıralar, S. 102-103)

Our religion is a highly sensible and natural religion. A religion must be compatible with wisdom, science and logic. Our religion is completely compatible with all of these. (1923)

Bizim dinimiz en mâkul ve en tabiî bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lâzımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. (1923)

4. Reformism (Revolutionism): (İnkılapçılık)

Revolutionism is an understanding which gives great importance to the public integration and democratic methods.

(İnkılapçılık, halkla bütünleşmeye ve demokratik yöntemlere büyük önem veren bir anlayıştır. )

Reformism: One of the most important principles that Atatürk formulated was the principle of reformism or revolutionism. This principle meant that Turkey made reforms and that the country replaced traditional institutions with modern institutions. It meant that traditional concepts were eliminated and modern concepts were adopted. The principle of reformism went beyond the recognition of the reforms which were made.

(Devrimcilik: Atatürk’ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı Türkiye’nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır. Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.)

Atatürk says;

(Atatürk diyor ki)

A destructed country on the edge of the cliff … Bloody battles against many enemies … Year long war … And then, a new motherland, a new society, a new government that are esteemed at home and abroad, and continuous revolutions to reach these goals … Here is a summary of the Turkish revolution. 1935 ( Atatürk’s S. D. I, p. 365 )

Uçurum kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca süren savaş… Ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız inkılâplar… İşte Türk genel inkılâbının bir kısa ifadesi… 1935 (Atatürk’ün S.D. I, S. 365)

The law of the revolution is superior to the existing law. As long as we are not killed and the movement started in our minds is not suffocated, the revolution we have started will not stop even for a single moment. 1923 ( İsmail Arar, Atatürk’s İzmit Press Conference, P. 56 )

İnkılâbın kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız inkılâp ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki devirlerde de böyle olacaktır. 1923 (İsmail Arar, Atatürk’ün İzmit Basın Toplantısı, S. 56)

Our nation is a self sacrificing one for its motherland, independence and freedom; This is a fact it has proven. Our nation is also jealously protective of the revolutions it has made. No one, no power can keep a nation that has such inbred virtues in its heart from treading the right path it walks on. 1924 ( Atatürk’s B. N., p. 84 )

Bizim milletimiz vatanı için, hürriyeti ve egemenliği için, hürriyeti ve egemenliği için fedakâr bir halktır; bunu ispat etti. Milletimiz yaptığı inkılâpların kıskanç müdafiidir de. Benliğinde bu faziletler yerleşmiş bir milleti yürümekte olduğu doğru yoldan hiçbir kimse, hiçbir kuvvet alıkoyamaz. 1924 (Atatürk’ün B.N., S. 84)

5. Nationalism: (Milliyetçilik)

Nationalism is one of the social factors that contribute to the wealth such as individual rights and freedoms.

Milliyetçilik, bireyin hak ve özgürlükleri gibi evrensel zenginliğin artmasına katkıda bulunan sosyal yapılardandır.

Nationalism: The Kemalist revolution was also a nationalist revolution. Kemalist nationalism was not racist. It was meant to preserve the independence of the Republic of Turkey and also to help the Republic’s political development. It was a nationalism which respected the right to independence of all other nations. It was a nationalism with a social content. It was not only anti-imperialist, but it was also against the rule of a dynasty or of any particular social class over Turkish society. Kemalist nationalism believes in the principle that the Turkish state is an indivisible whole comprising its territory and people.

(Milliyetçilik: Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir. Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir; yalnızca anti – emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine, gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.)

Atatürk says;

(Atatürk diyor ki)

We are directly nationalist and Turkish nationalist. The basis of our republic is Turkish society. If the participants of our society are full of Turkish culture, the republic based on that society will be strength as now. ( Elementary Education Publication, Skin: 4, Number: 61, 1940 )

Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (İlköğretim Mecmuası, Cilt: 4, Sayı:61, 1940)

One of the obvious qualities of nationality is language. He must first speak the Turkish language who says that he belongs to Turkish nationality. If the one does not speak the Turkish language it is not true to believe that person who claims his devotion to Turkish society and culture. ( Taha Toros, Atatürk’s Voyages to Adana, p. g. 39 )

Milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (Taha Toros, Atatürk’ün Adana Seyahatleri, S. 39)

How happy he who calls himself as a Turk! ( 1933 )

Ne mutlu Türküm diyene! (1933)

6. Statism (Devletçilik)

Statism is a principle which defines the duties of the government on social, economic and cultural development.

(Devletçilik, toplumun mutluluğunu sağlayıcı toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmada devletin üstlenmesi gereken görevleri belirleyen bir ilkedir. )

Statism: Kemal Atatürk made clear in his statements and policies that Turkey’s complete modernisation was very much dependent on economic and technological development. The principle of statism was interpreted to mean that the state was to regulate the country’s general economic activity and the state was to engage in areas where private enterprise was not willing to do so, or where private enterprise had proved to be inadequate, or if national interest required it. In the application of the principle of statism, however, the state emerged not only as the principle source of economic activity but also as the owner of the major industries of the country.

(Devletçilik: Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye’nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.)

Atatürk says; (Atatürk diyor ki)

What I want is to have home affairs discussed in the Grand National Assembly. There is no affair that could not be discussed at the Grand National Assembly before the eyes of the Turkish nation. 1930 (Asım Us, G.D.D., p. 132)

Benim istediğim sadece memleket işlerinin Büyük Millet Meclisinde açıkça münakaşa edilmesidir. Büyük Millet Meclisinde Türk milletinin gözü önünde açıkça konuşulamayacak hiçbir iş yoktur. 1930 (Asım Us, G.D.D., S. 132)

The nation has no master. What is essential, is to give service. He, who serves the nation, becomes its master. 1921 (Atatürk’s S.D. I. P. 195)

Millete efendilik yoktur. Hizmet etme vardır. Bu millete hizmet eden, onun efendisi olur. 1921 (Atatürk’ün S.D. I, S. 195)

It is not our principle to pursue day-to-day politics by time wasting and benumbing speeches on promises we are not in the state to realize. 1931 (Atatürk’s T.T.B IV, p. 552)

Yapmak iktidarında olmadığımız işleri uyuşturucu, oyalayıcı sözlerle yaparız diyerek millete karşı gündelik siyaset takip etmek prensibimiz değildir. 1931 (Atatürk’ün T.T.B. IV, S. 552)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir