Atatürkçülük ve Kemalizm farkları

Atatürkçülük ve Kemalizm farkları

Atatürkçülük ve Kemalizm farkları

Atatürkçülük nedir ?

Atatürkçülük, fikirden eyleme kadar her alanda Atatürk gibi düşünmek, O’nun felsefesini, ilke ve inkılaplarını esas ve gaye almak, korumaya almaktır.

Bu anlamda Atatürkçülük, Atatürk ve dava arkadaşlarının başardıklarına ve ülkülerine ortak olmak, içtenlikle desteklemektir.

Atatürkçülüğün “Atatürk” soyadı ile başladığını ifade etmek yanlış ve taraflıdır çünkü Atatürk olarak anılan kişi ister Mustafa, ister Kemal veya isterse Gazi ya da Atatürk ile anılsın aynı kişidir ve uğraşı, davası, zafer ve gayeleri aynıdır. Dolayısıyla Atatürkçülük soyadı kanunuyla değil Atatürk’ün fikir hayatına girdiği, tarih sahnesine çıktığı andan itibaren başlar.

Kaldı ki Atatürkçülük kültür ve tarih bilinciyle Türklerin tarih sahnesine çıktığı ilk ana kadar geriye gider ve hatasıyla sevabıyla tamamını bir bütün sayar.

Atatürkçülük bir kere yapılmış ve bitmiş bir devrim değildir. Aksine sürekli kendisini yenileyen ve yenileyecek kurumlarını hayata geçirebilen sistemler sistemidir.

Keza Atatürkçülük sadece fikir hayatı değil aynı zamanda savaş sahnesidir, meclis ortamıdır, sokaklardır, kitaplar ve basındır, halkın dilekçe hakkıdır.

Atatürkçülük milli irade ve egemenliği esas alan, meclis ile halkı aynı paydada buluşturan bir sistemdir. Bu sistem ithal değil yerlidir, ihtiyaçtan doğmuştur ve Cumhuriyet en temel ilkedir. Yani Cumhuriyet ve tam bağımsızlık yoksa, milli irade yönetime etki edemiyorsa orada Atatürkçülük yoktur.

Atatürkçülük orduyu, meclisi, halkı, devleti, sanayicileri, çiftçileri, okul ve kurumları toptan içine alan devasa bir anlayış sistemidir. Ulusal sermayeyi hedefleyen, kendi kendine yeterliliği savunan, çağdaşlaşma ve kalkınmayı gayeleyen ama bu yapılırken kültürün muhafazasını şart koşan Atatürkçülük halkın ve devletin her kademesini baz alır ve tamamını kapsar.

Atatürkçülük bir ideoloji veya akım değil, bir inanç manzumesidir. Bu yönüyle ölümsüzdür, fikirlerde yaşar, kalplerde gizlenir, hayata, sokaklara karışır.

Atatürkçülük, kişisel hak ve hürriyetleri esas alırken, kamunun menfaatlerini çatışma durumunda öne almaktır. Zaten beka ve refah için de bu şarttır. Kaldı ki bu kalkınma bazı kişi veya zümreleri değil toplumun tamamını esas alır ve toplumun tamamını temsil eden kelime ise devlettir.

Atatürkçülük siyaset üstüdür. Hükümetler değişse de değişmez bir ilke olarak kalır ve sıradan siyasi akımlarla tercüme edilemez.

Velhasıl Atatürkçülük çağdışı zihniyetlerden bilek hakkıyla ve ölmeyi göze alarak medeni ve aklın egemen olduğu, vicdanların hür bırakıldığı sisteme geçiş ve bu sisteme duyulan sonsuz sadakattir.

Türk Devrimi’nin fikir ve ideal yönünün adı “Atatürkçülük”tür. Atatürkçülük, Atatürk ilkelerini ve Türk Devrimi’ni her ne pahasına olursa olsun, sonsuza dek korumak ve yaşatmaktır.

Atatürkçülük, Atatürk’ün işaret ettiği hedefler, ilkeler ve Türk İnkılabı ile bir bütündür. Hedefi ise, ülkeyi en mamur, müreffeh ve mesut etmek, milli kültürü çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmaktır.

Atatürkçülük felsefesinin en temel çizgilerini, Atatürk İlkeleri olarak nitelendirdiğimiz altı ilke oluşturmaktadır. Atatürk tarafından ortaya konulmuş bu ilkeler denilebilir ki, Türk Milleti’ni çağdaşlaşma çizgisine götürecek altın anahtarlardır. Çünkü bu altı ilke, her açıdan Türk Milleti’ni çağdaşlaşmaya yöneltecek bir bütünü oluşturmaktadır. Çağdaşlaşma ise, sürekli bir akış, sürekli gelişme ve yürüyüştür. Atatürkçülüğe göre, her ulaşılan hedef, yeni bir hedefe yönelmeyi mubah kılar. Bu temel felsefenin özünü, Atatürk İlkeleri dediğimiz altı ilke oluşturmaktadır.

Atatürk ilkeleri diye burada sayılanlar ancak bizlerin ifadede kullandığı terimlerdir. Yoksa tüm bu ilkeler, ilke olsun diye icat edilmediği gibi, tamamı bir bütünün parçasıdır ve bu yüzden ilkelerin bir kısmına inanmak ve bir kısmını terk etmek diye bir şey söz konusu olamaz. İlkelerden bir tanesinin bile reddi o kimseyi Atatürkçü kimlikten uzaklaştırır.

Atatürkçülük; tam bağımsızlık yanlısıdır, Halkçıdır, demokratiktir, sosyaldir ve barışçıdır, Müspet ilme ve hür duyguya dayanır, dinamiktir.

Atatürkçülük, milletimizin her ferdinin yaşaması için mutlaka bağımsız bir ulusun evladı olarak kalması gerektiğinin yoludur. Atatürkçülük, yaşamsal olan ulusal bağımsızlığın ifadesidir.

Atatürk, Türk ulusunu esir etmek isteyen ulusların bu düşüncesinden vazgeçirme mücadelesinin sembolüdür.

Atatürk, “Benim bedenim bir gün elbet toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır” inancıdır.

Atatürkçülük, tam bağımsızlık için aşağılanmayı değil ölümü seçmek demektir.

Atatürkçülük, yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliği itiraf etmek olduğunun farkındalığı demektir.

Rozet Atatürkçülüğü

Burada bir parantez açıp yakasında rozet olduğu halde ilke ve inkılapların, Cumhuriyet’in ruhuna aykırı davrananlardan bahsetmek gerekir ki bunlar arasında maalesef masonlar, Cumhuriyet münafıkları, etnik kökenliler, azınlıklar hatta casuslar bile vardır. Özellikle sesini duyurmada avantajlı durumdaki bazı aydınların ki tamamına yakını desteklidir, Atatürkçü geçinirken ya yalan ve safsatalara sığınmakta ya maksatlı olarak milli ruhun tabanını oymaya gayret etmektedir.

Dünya çapında fikirlerden ve gönüllerden silinmek arzusuyla sürekli saldırılara maruz kalan Atatürkçülüğün bu içteki maksatlı veya cahil kimselerce de yanlış istikametlere çekilmesi özellikle genç dimağları olumsuz etkilemektedir.

Gençlik ve halk okumaktan uzak durduğu ve daha ziyade bu aydınları dinlemeyi tercih ettiği için de ve sözde bazı aydınlar sosyalizm, Marksizm gibi bizden olmayan ideolojileri Kemalizm adıyla pazarlamaya çalıştığı için de akıllar iyice karışmaktadır.

Atatürkçülük konusunda bilinmesi gereken ilk şey bu rozet Atatürkçülerinin Atatürkçü olmadığıdır.

Kemalizm nedir ?

Kemalizm terimine mesnet olarak batılı devletlerin Kurtuluş savaşımız sırasında (Atatürk’ü yüceltmemek ve kuvayı milliyi ordu ile denkleştirmek, saltanata karşı gelenleri isyancı göstermek adına) Kemalist kuvvetler tabirini kullanması, bu kelimeyi literatüre sokmuştur.

Kemalizm, Türk Bağımsızlık Savaşı sırasında başlayan Türk devriminin bir ürünüdür. Kemalizm kavramı ilk defa Batılı yazarlar tarafından kullanılmış ve daha sonra bu Türkçe’de “Atatürkçülük” olarak adlandırılmıştır. Batılı yazarlar Atatürk ilkelerini Kemalizm ideolojisi olarak kabul etmişlerdir.

Kemalist hareket Birinci Dünya Savaşı sonrasında milliyetçi ve bağımsızlıkçı niteliği ile tanınmıştır. Kemalizm bir doktrin değildir. Kemalizm anti emperyalist bir ideoloji olup Orta Doğu toplumlarını etkilemiştir. Kemalizm sadece bir ideoloji olarak önemli değildir. Bu ideolojinin asıl önemi, Batı egemenliğine karşı başarılı bir direniş sembolü olmasından kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı Kemalizm’i dogmatik totaliter ideolojiler arasında değil, Rasyonalist ve Pragmatik niteliği olan demokratik ideolojiler arasında düşünmek zorunluluğu vardır.

Kemalizm devrimci ideoloji olarak hem çok sayıda Asya, Afrika ve özellikle Orta Doğu ülkelerini ve bir dereceye kadar Latin Amerika ülkelerindeki siyasi gelişmelerin bir sembolüdür. Kemalizm; Gandi, Nehru, Muhammed Ali Cinnah, Cemal Abdel Nasır, Habib Burgiba, Hayri Bumedyen, gibi az gelişmiş ülkelerin liderlerini de çok etkilemiştir. Kemalizm, ilk defa az gelişmiş bir ülkede görülen ve tarihsel bir denemeden geçmiş olan bir gelişme ideolojisidir.

Kemalizm, ulusal kurtuluş savaşını anlatırken batılının ifade ettiği “Kemalist hareket”tir.

Kemalizm, Mustafa Kemal’in düşünce ve eyleminin bir bütün olarak savunulmasıdır.

Kemalizm, Mustafa Kemal’in izlediği yolun ve de kendine özgü bir yöntemle geliştirdiği düşüncelerin genel adıdır.

Kemalizm, geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde başarılı olmasını bekleyemeyeceğimiz liberalizmin karşısına karma ekonomi ilkeleriyle çıkmak demektir. Çünkü acımasızca sömürülen geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerin liberalizmle gelişmesi mümkün değildir. Aşırı devletçilikle de gelişmezler. Özel girişimin de desteklenerek milli bir burjuvazi yaratarak onun ekonomik gelişmeye katkısı sağlanmalıdır. Bu nedenle en iyi ekonomik model kamu ve özel girişimciliği dengeleyen karma ekonomik modeldir. Kemalizm de bunu savunmaktadır.

İzm bir yol ve bir sistemdir. Kemalizm, Kapitalizm ve Marksizm gibi farklı bir sistem getirmemiş olsa da kapitalist sistem içinde Batı’nın sömürüsünden ve esaretinden kurtaracak en azından dik durmayı sağlayacak yeni ve bize özgü düşünceler ve ulusal yol olarak “izm” olmayı hak ediyor.

Kemalist ideolojinin temel nitelikleri aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

1. Kemalizm; kendi döneminde uygulamada olan Sosyalizm, Faşizm, ve Liberalizmden farklı amaç ve nitelikleri olan bir ideolojidir.

2.Kemalizm; başlangıçta kuramsal bir çerçeveye dayanılarak gerçekleştirilmemiştir. Başka bir anlatımla, tarihsel bir alt yapısı olmakla birlikte, değişmez bir doktrine dayanan bir ideoloji değildir.

3.Kemalizm; Ekonomik, siyasal ve toplumsal koşulların ve gereksinimlerin değişmesiyle ortaya çıkan sorunların, temel ilkelerden ödün vermeksizin, bilimsel bir anlayışla çözümlenmesini öngörmektedir.

4. Kemalizm; Batı uygarlığının Rönesans, Reform, Aydınlanma ve Sanayi Devrimleri ile izlediği süreçte, bu uygarlığın üzerinde yükseldiği değerlerin önemli bir bölümünü düşünsel temel alan bir ideolojidir.

5. Kemalizm; ulusal ve evrensel nitelikleri olan anti-emperyalist bir ideoloji olup, salt sömürgeciliğe karşı çıkmakla yetinmeyip, bütün ezilen ulusların yanında yer alınmasını öngörür. Başka bir deyişle Kemalizm; “ulusal kurtuluş eylemlerini gerçekleştirmemiş uluslar için bir ideal ve ideoloji kaynağı olarak” 85 gösterilebilir.

6. Kemalizm, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için bir seçenek olarak kabul edilebilir. Maurice Duverger’in de vurguladığı gibi; “Kemalizm, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa rejimlerinde bulunmayan nitelikleri ile Marxsizm’in gerçekten alternatifidir”

Yine Duverger’in anlatımıyla Kemalizm;“İkinci Dünya Savaşı’na kadar Türkiye çapında değerlendirilmiş, eski bir ülkeyi modern bir ulus haline getirmek için harcanan çabalar olarak görülmesine karşın, 1945’ten sonra bir örnek değer kazanmıştır. Bu tarihten sonra “Kemalizm, Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp, politik bir sisteme önderlik etmeye başlamıştır”

Başka bir ifade ile 1945 yılına kadar ulusal yanı öne çıkarılan Kemalizm’in, bu tarihten sonra evrensel niteliği olduğu Batılı bilim insanlarınca da kabul edilmeye başlanmıştır.

7. Kemalizm; sınıflar arasında çatışmaya değil, uzlaşmaya dayanarak, çağdaş demokrasinin gerçekleştirilmesini öngören bir düşünce sistemidir. Yalnızca seçen-seçilen ilişkisine dayanan çoğulcu bir anlayışı benimsememiştir.

8. Kemalizm; Aydınlanma Devrimi’nin amaçladığı, ancak çoğu kağıt üzerinde kalan doğal haklar kuramının büyük bir bölümünü, tarihsel ve toplumsal koşulların bütün engellemelerine karşın, önemli ölçüde Türkiye’de gerçekleştirmeyi başarmıştır.

Sonuç olarak Kemalizm’in; Mustafa Kemal Atatürk’ün, ulusal ve evrensel ideolojilerden yararlanarak yarattığı yeni bir bileşim olduğu, ulusal ve evrensel bağlamda bütün sömürge ve yarı sömürge konumundaki toplumlara örnek oluşturan, günümüzde ve gelecekte de varlığını sürdürecek özgün bir ideolojinin niteliklerini taşıdığı söylenebilir.

Atatürkçülük ile Kemalizm’in Farkları:

  1. Atatürkçülük bir ideoloji yaratmak gayesi ile ortaya çıkmamıştır, ideoloji dahi değildir, millidir, bize hastır, gereklerden hasıl olmuştur. Kemalizm ise zorlama bir tabirdir, ideolojik tanımlamalar ile bulunmuştur, Atatürkçülüğü sulandırma gayretidir.
  2. Atatürkçülük düşünce ve icraat, Kemalizm bu düşünceyi doktrinleştirme gayretidir. Atatürkçülük Atatürk’ün yolundan gitmenin adı, Kemalizm de Atatürkçülüğün bilimsel adıdır.
  3. Atatürkçülük kendisini sürekli yenileyen bir idrak iken, Kemalizm kaleme alınıp biten bir siyasi ekol kavramıdır.
  4. Atatürkçülük ilerici bir düşünce sistemi olarak, çağdaş medeniyetler halkasına tabi olmak ama bu yapılırken kültürden taviz vermemek gayretidir. Kemalizm ise ilericiliğe ve değişime yatkın ve taraftar değildir.
  5. Atatürkçülük milli olmayı, milliyetçiliği esas alırken, Kemalizm ile kast edilen akım batılılaşmayı – gerekirse millilikten uzaklaşmak bahasına- kabule yatkındır.
  6. Mazlum ve gelişmekte olan ülkelerde tanınan önce lider Atatürk ve sonra eserleridir. Hiçbirisinde Kemalizm diye bir duyum veya doktrin mevcut değildir.
  7. Kendisi Müslüman olan Atatürk’ü fikren takip eden pek çok devlet vardır ve aralarında İslam ülkeleri de bulunmaktadır. Kemalizm tarifi ile sınırlanan doktrin ise İslam alemine tamamen yabancı ve uzaktır. Sadece bazı demokrat ülkelerin literatüründe yer alır.
  8. Türk gençliği onlarca yıldır Atatürkçülük ile yoğrulmuş ve eğitilmiştir. Kemalizm ise daha yakın zamanda sözlüklere girmiş zorlama bir terimdir.
  9. Atatürkçülük sadece ve mutlaka Atatürk ile bağıntılıyken, Kemalizm ilkesel olarak Atatürk’ten başkalarına da pay çıkarmaya ve koltuk vermeye müsaittir.
  10. Atatürkçülük tam bağımsızlığı ekonomiden sanata, sanayiden ziraata her alanda esas alırken Kemalizm ile kast edilen ideoloji bazı müştereklerde buluşmak adına taviz vermeye meyillidir.
  11. Atatürkçülük millet ve milli kavramları üzerinde yükselir, Kemalizm ise bu sahipliği Türk’ün elinden alarak evrenselleştirme gayretindedir.
  12. Atatürkçülük ilkeleri evrenseldir, demokrasilere, insanca yaşam ilkelerine, akla ve bilime, barış ve huzura yöneliktir, hoşgörü, sevgi, saygıya değer verir. Kemalizm ise kapalı, basit, dar çerçeveli nispeten katı ve tavizsiz bir yapıdadır. Atatürkçülük mazlum milletlerin tamamına emsaldir, güzel örnektir. Kemalizm ile kast edilenin ise emsal alınması mümkün değildir. Yaşanmış örneği ve başarısı bulunmamaktadır.
  13. Ordu Atatürkçülükte siyasetin dışında ve üstündedir. Kemalizm ideolojisinde ise bu muaftan uzak olduğu gibi bizzat hükümetlerin eli durumundadır.
  14. Atatürkçülüğün ikna, inandırma, güç verme, taraftar toplam kabiliyeti sonsuzdur, içseldir. Kemalizm ile kast edilen ise bu ruhtan yoksundur, halkı arkasına almaktan uzaktır.
  15. Atatürkçülük Türk’üm diyen herkesi kucaklarken, Kemalizm diye öne sürülen ideoloji istemeden de olsa ayrımcılığa meyillidir ve hatta bu yapılırken Türk’lük gururu çoğu zaman yara alır.
  16. Atatürkçülük yurtta ve cihanda sulhü, kendi tam bağımsızlığına müdahale olmadığı durumlar için savunurken, Kemalizm ilkesi ne olursa olsun barış veya haksız da olsa savaş düşüncesindedir.
  17. Atatürkçülük, Atatürk ilkeleri ile tarif edilen bir sistematiktir ve tamamını kardeş ve etkin sayar. Kemalizm ise bu altı ilkeye eklemeler yapmak ve sulandırmak gayesindedir.
  18. Atatürkçülük ilkeleri tanım olarak altıya ayrılsa da bütündür ve Atatürkçülük tamamına inanmak ve güvenmektir. Kemalizm ise ilkeler arasında fark yaratır ve bazılarının terkinde sakınca görmez.
  19. Atatürkçülük asıldır, esastır. Kemalizm ise Atatürkçülüğün yorum ve tarifidir. Bu yüzden Kemalizm asla asıl kadar güzel ve doğru olamaz. Atatürkçülük yaşanan o zaman içinde değerlendirilir ve bu zamanlara yansıtılır. Kemalizm ise doktrini bugünkü şartlarla yorumlamaya kalktığı için doğru sonuca asla ulaşamaz.
  20. Nihayet, Atatürkçülük Atatürk olmadan, kıymeti anlaşılmadan ve hakkı teslim edilmeden yaşanamaz. Kemalizm ise Atatürk’ün kendisine dahi saldırılara hoşgörü adına müsaade edebilecek bir karakterdedir ve bunu özgürlük adına yapar.

Sonuç;

Atatürkçülük asla demode olmaz, sönmez, azalmaz. Marksizm ve kapitalizm gibi ideolojiler en ağır eleştirilere uğrarken dünyanın geldiği noktada Atatürkçülük daha da anlam kazandı.Çünkü her ne kadar milli olsa da bu inanç dünyanın kendisini örnek almasına mani değildir.

Küreselleşmenin ve teknolojinin canavarlaştığı bir dünyada 19. yüzyılın başında yaşayan Atatürk’ün görüşlerinin artık demode olduğunu söyleyenlere şunu hatırlatalım. Vahşileşen bu dünyada Atatürk’ün düşüncelerine sarılmakta zarar yok. Yakın zamanda alev topuna dönecek dünyamızda körelen insani özellikler Atatürk ve benzeri dâhiler sayesinde hatırlanabilir durumda.

Ulu önderin uygarlık projesi olarak emanet ettiği bu ülkeyi, yine kendisinden aldığımız ilhamla, batılılara da örnek olacak şekilde daha ileriye taşımak, bu vatanı çağdaş ve gelişmiş bir ülke olarak dünya sahnesine dahil etmek ancak Atatürkçülük ile mümkündür.

Atatürkçülüğün bazı maksatlı çevrelerce yanlış tanımlanması, sadece kendisini ve aldananları bağlar. Yoksa Atatürkçülük zarar görmeden gelişimine Atatürk’ün ölmeyen gölgesinde devam etmektedir, edecektir.

Sayfayı yazdırın Sayfayı yazdırın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir