Atatürkçülük nedir

Atatürkçülük nedir

Atatürkçülük nedir

Atatürkçülük kısaca;

Türkiye’nin çağdaş medeniyet seviyesine erişmesini, Atatürk’ün başlattığı devrimlerin yürütülmesine bağlayan ve şart gören yol,

Atatürk’ün açtığı devrim ve kalkınma yolu, bu yolda yürümenin gerektiğine inanış,

Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyine gelebilmesi için Atatürk’ün toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel yönlerden ileri sürdüğü ve devrimlerin gerçekleşmesinde uyguladığı ilkeler,

Atatürk’ün inkılâplarını gerçekleştirirken uyguladığı yöntemlerin dayandığı esaslar,

Temel esasları Atatürk tarafından belirlenen; Devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata ilişkin gerçekçi fikirler ve ilkeler,

Atatürk’ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti’nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü,

Atatürk’ün, devlet, fikir, ekonomik hayat ve devlet kurumlarını ilgilendiren görüş ve ilkelerinin bütünü,

Atatürk inkılaplarının fikri yönüne sadakat ve sevgiyle bağlanma olarak tanımlanabilir.

Tanımı biraz açarsak;

“Türk Milletinin bu gün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, devletin millet egemenliği esasına dayandırılması, aklın ve bilimin rehberliğinde Türk Kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacı ile temel esasları Atatürk tarafından belirlenen devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel kurumlarına ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere Atatürkçülük” denir.

Atatürkçülük, Atatürk’ün akla, mantığa, gerçeğe ve bilime dayanan fikirlerinden ve ilkelerinden doğmuş ve Yeni Türk devleti ile uygulama ortamına ve imkanına kavuşmuştur.

Bütün inkılaplar, yapılan bütün milli çalışmalar fikri temelleri çok önceden atılmış belirli bir düşünce sisteminin sonucunda gerçekleşmiştir. Yapılan bütün önemli işler istişare ve beyin fırtınası ile düşünülmüş ve planlanmış ama Atatürk daima fikir babası ve yol gösterici olmuş, isabetli öngörüleri ile daima haklı çıkmıştır. İşte askeri ve sivil atılım ve hamlelerin tamamına imkân sağlayan, bütün bu çalışmaların ortaya çıkmasını mümkün kılan düşünce sistemine Atatürkçülük diyoruz.

Ulu önderin kurtuluş ve aydınlanmada oynadığı etkin ve emsalsiz rolü tanıma katacak olursak Atatürkçülük tanımı şu şekillerde yapılır:

“Türk milletinin bağımsızlığının sağlanması, milli egemenliğin gerçekleştirilmesi ve kültürümüzün çağdaşlaşması için temel esaslarını Atatürk’ün belirlediği, devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel kurumlarına ilişkin gerçekçi ilke ve fikirlerin bütününe Atatürkçülük (Atatürkçü Düşünce Sistemi) denir.”

Bu ilkeler ihtiyaçtan doğmuş, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde başarılmış, kendisini yurtta ve dünyada ispatlamış değerlerdir ve bu nedenle modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli her safha ve kademede Atatürkçülüğe dayanır.

Buradan hareketle de tanım şöyle olur;

Atatürkçülük;

– Milletimizin tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması

– Devletin, milletin egemenliği esasına dayandırılması

– Aklın ve bilimin öncülüğünde kültürümüzün çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarılması amacıyla devlet ve düşünce hayatı ile ekonomik hayata ve toplumun diğer temel kurumlarına ilişkin gerçekçi düşünceler ve ilkelerdir.

Atatürk İlkeleri; Atatürkçü düşünce sisteminin esaslarını belirlemek için oluşturulmuştur. Türk inkılabı ise Atatürk ilkelerinin uygulamaya dönüşmüş şeklidir.

Atatürkçü Düşünce Sistemi:

Türk milletinin bağımsızlığının sağlanması, kültürümüzün çağdaşlaşması, milli egemenliğin gerçekleştirilmesi için temel esaslarını Atatürk’ün belirlediği, fikir hayatına ve ekonomik hayata, devlet hayatına toplumun temel kurumlarına ilişkin gerçekçi ilke ve fikirlerin bütününe Atatürkçü düşünce sistemi denir. Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli Atatürkçülüğe dayanır. Atatürkçü düşünce sistemi;

-Türk Milletinin mutluluğunu hedefler. Milli birlik ve beraberliğe, milli egemenliğe, bilim ve tekniğe önem verir.

-Yurtta ve dünyada barışın korunması taraftarıdır.

-Türk milletinin milli duygusu kültürü ve tarihinden çıkartılan bir düşünce sistemidir.

-Başka bir ülkeden esinlenerek ortaya çıkmamıştır.

-İnsanlığa ve millete hizmet etmenin büyük bir erdem olduğunu bildirir.

-Milletin seçme seçilme gibi haklarını kullanarak devlet yönetiminde söz sahibi olmasına çalışır.

Atatürkçü düşüncede önemli yaklaşımlar:

-Atatürkçü düşünce, kişinin hak ve hürriyetlerini koruyucu bir anlayışa sahiptir,

-Uluslararası düzeyde kabul edilen tüm hak ve özgürlükler, Atatürkçü düşüncede yer alır,

-Atatürkçü düşünce hürriyeti her ilerlemenin anası kabul eder,

-Atatürkçü düşünce, devleti kişinin hak ve hürriyetlerinin korunmasından sorumlu tutar,

-Kişi hak ve hürriyetlerine karşı kişi vatandaşlık ödevleriyle yükümlü olur.

Atatürkçülüğün Oluşmasına imkan sağlayan- sebep olan etkenler:

-Osmanlı Devleti’nin yönetim şeklinin(Mutlakıyet) günün şartlarına uymaması,

-Akıl ve bilimin terki, aydınlanma hareketlerinde isteksiz ve tereddütlü davranılması,

-Zayıflayan ekonomi ve askeri güç nedeniyle mevcut idari ve teknik sistemlerin çökmesi,

-Fransız İhtilali’nin ve milliyetçilik akımlarının etkisi ile ülkenin dağılışının gittikçe hızlanması,

-Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki bilimsel ve teknolojik gelişmeleri izleyememesi,

-I.Dünya Savaşı sonunda kaybedilen savaş ve prestij nedeniyle vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikeye düşmesi,

-Osmanlı padişah ve hükümetlerinin olaylar karşısında çözüm üretememeleri.

-Manda ve himaye gönüllüsü idarecilerin ve ayrılıkçı azınlığın kuvvete/şiddete müracat etmesi, yabancı güçlerle işbirliğini tercih etmesi.

Atatürkçülüğün Amaçları:

Atatürkçülük; Atatürk’ün inkılâplarını gerçekleştirirken uyguladığı yöntemlerin dayandığı milli esaslar sistemidir. Atatürk ilkeleri, Atatürkçü düşünce sistemini kurmak ve geliştirmek amacıyla ortaya konulmuştur.

Milli Mücadele’nin yapılması yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması, inkılapların gerçekleştirilmesinde Atatürkçü düşünce sistemi etkili ve egemen olmuştur. Günümüze kadar gelen bu gelişmeleri anlamak için Atatürkçülüğün Türk gençliği tarafından öğrenilmesi önem arz etmektedir.

Atatürkçülüğün hedefi Türk milletinin huzur ve refah içinde yaşamasıdır. Atatürkçülükte milli egemenlik esastır. Atatürkçülükte çağın gerekleri ve bilimsel gelişmeler dikkate alınır.

Atatürkçülük, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmayı amaçlamaktadır. Çağdaşlaşmayı medeni dünyada devlet ve millet olarak varlığını sürdürebilmenin önemli bir aracı olarak görülmüştür. Bunu gerçekleştirmenin yegane şartının milli bir kültür ile bu alanda verilmeyecek eserler olduğuna inanmıştır. Bu yüzden, kültüre büyük önem vererek vatandaşlar için görev saymış ve milli kültürümüzü, çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmamız gerektiğini belirtmiştir. Bu inançla kültürel değerlerimizi yabancı etkilerden arındırmayı görev bilmiştir.

Kısaca Atatürkçülüğün amaçları şöyle listelenebilir;

-Türk toplumunu aklın ve bilimin rehberliğinde uygarlık düzeyine çıkarmak

-Türk toplumunun refahını sağlamak ve mutlu bir yaşam sağlama,

-Bağımsız ve güçlü bir Türkiye yaratmak

-Millet egemenliğini sağlama,

-Akıl ve bilimi rehber kılmak

Atatürk’e göre Türk ulusunun onurlu, özgür bir biçimde yaşaması ancak tam bağımsızlık ilkesiyle mümkündür. Atatürk, tam bağımsızlığı siyasi, milli, ekonomik, adli, askeri, kültürel kısaca her hususta bağımsızlık ve serbestlik olarak tanımlamaktadır. Yabancı bir devletin koruma ve desteğini kabul etmenin gerçek bir bağımsızlık olmadığını bu şartlar altında bir ulusun esir yaşamasının yok olmasından daha kötü olduğunu belirtmiştir.

Atatürk önderliğinde Türk Milleti, yedi bin yıllık tarihinin en zor döneminde yok olmanın kıyısından kurtulup dünyanın en görkemli devrim hareketini gerçekleştirmiştir. Batılıların “Türk Mucizesi” dedikleri bu olay, yalnız Türk Milleti için değil, bütün ezilen mazlum milletler için de bir kurtuluş yolu ve ümit kaynağı olmuştur.Türk Devrimi yalnızca aksiyon evrelerinden oluşmaz.

Başta işgal altındaki Türk yurdunu kurtarmak için girişilen bağımsızlık hareketi olmak üzere, bu köklü ve çok boyutlu hareket sonunda gerçekleştirilen reform hareketleri, büyük Türk Devrimi’nin hiç şüphesiz aksiyon safhalarını oluşturmaktadır. Ama bütün bunlardan çok daha köklü ve önemli olan bir yönü daha vardır; bu da Türk Devrimi’nin fikir yönü, yani teori safhasıdır.

Türk Milleti, Kurtuluş Savaşı’nın sonunda esaret zincirlerini kırmış, bağımsızlığına kavuşmuştur. Ama bağımsızlığa kavuşmak ve egemenliğini eline almak, Türk Milleti için son hedef değildir. Asıl büyük hedef, Atatürk tarafından, “Çağdaş muasır milletler seviyesine ulaşmak” olarak konulmuştur. Bu hedefe ulaşmanın yöntemi, müsbet ilimdir; ilham kaynağı ise, Türk Milleti’nin yüksek yeteneği, iyiye, güzele ve yeniye aşina oluşudur.

Nitekim Atatürk, “Milli varlığımızın temelini milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz” diyerek, millete ve milletinin değerlerine olan güvenini ortaya koymuştur. İşte, Türk Devrimi’nin fikir yönüne biz “Atatürkçülük” diyoruz. Türk Devrimi, fikir ve ideal yönüyle Atatürkçülük veya Kemalizm diye ifade edilmektedir. Atatürkçülük, Atatürk ilkelerini ve Türk Devrimi’ni her ne pahasına olursa olsun, sonsuza dek korumak ve yaşatmaktır.

Atatürkçülük, Atatürk’ün işaret ettiği hedefler, ilkeler ve Türk İnkılabı ile bir bütündür. Hedefi ise, ülkeyi en mamur, müreffeh ve mesut etmek, milli kültürü çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmaktır. Atatürkçülük’te “Tam Bağımsızlık” ve “Milli Egemenlik” ilkeleri, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel unsurlarıdır. Çünkü Kurtuluş Savaşımız bu iki temel üzerine gelişmiştir. Türk Milleti bir yandan batılı emperyalist güçlere karşı bir bağımsızlık savaşına girişerek, ülkesini işgalden kurtarmak için büyük bir mücadeleye yönelirken, ulusal egemenliği gerçekleştirmek için de, batılı emperyalist güçlerle işbirliği içinde bulunan saltanata karşı da savaşmıştır.

Bu çabasının sonucunda, saltanatı elinde bulunduranlar, işgalci güçlerle birlikte ülkeyi terketmek zorunda kalmışlardır. Bu iki önemli kavramı çağdaş anlamda varolmanın en temel şartı sayan Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın ilk günlerinden buyana, “Tam Bağımsızlık” ve “Milli Egemenlik” kavramlarını sık sık kullanmış; başta dış politika olmak üzere, iç politika ve kanunlaştırma hareketlerini bütünüyle bu iki temel prensibe bağlılık oluşturmuştur. Nitekim, Kurtuluş Savaşı’nın dış politika prensiplerini belirleyen 28 Ocak 1920 tarihli Misak-ı Milli, “tam bağımsızlık” ve “milli egemenlik” ilkelerinin ruh verdiği bir belge olarak, yakın tarihimizdeki yerini almıştır… Atatürk Milli Egemenlik ilkesini üç kelime ile özetlemiştir:

“Milli egemenlik, milletimizin namusudur, şerefidir, haysiyetidir”

Atatürkçülük, Türkiye gerçeklerinden doğmuş bir akımdır. Atatürkçülüğün temel öğeleri olarak, bilim düşüncesi, akılcılık, sosyal ve ekonomik kalkınma ve çağdaşlaşma, siyasal bağımsızlaşma ve demokratlaşma yönünden özgürlükçülük, laiklik, halkçılık, devletçilik, sosyal adaletçilik, ulusçuluk, barışçılık, cumhuriyetçilik, devrimcilik ilkeleri kabul edilebilir.

Çok yönlü düşünceye ve demokratik bir toplumsal yapıya dayalı bir değişim, bir atılım, bir ilerleme yaratmak Atatürkçülüğün başlıca gereğidir. Atatürkçülüğün temel ilkeleri Türk Devrimi ile eş anlama gelmektedir. Bu anlamda «Atatürkçülük», bir ideoloji, bir yaşam görüşü, bir eylem biçimi, bir siyasal akım olmaktadır.

Atatürkçülüğün yöntemsel anlayışı, bilimsel bir nitelik taşır. Atatürkçülüğe göre, dünyayı, olayları ve her şeyi kavramak için müspet bilime gidilmelidir. Bilimsel düşünüş, özgürlüğü ve laikliği getirir. Fizik ötesi ve bilim dışı kavramlar, Atatürkçü Düşüncenin dışındadır. Laiklik ise, insanı hem kendi başına, hem toplum ile ve dolayısıyla toplumun siyasal örgütlenmesi olan devleti ile metafiziğin dışında bilimin içinde özgür düşünceye ulaştırmaktır .

Atatürkçülüğün yöntem anlayışını, bilim ve bilimsel yöntem çerçevesinde açıklayan ,bu bütünlük içinde, Atatürkçülüğün felsefi yaklaşımını rasyonalizm ve pozitivizm açısından belirler.

Atatürkçülüğün özündeki temel akıl ve bilim olunca, Atatürkçü felsefe, rasyonalizm ve pozitivizm akımlarının ulusal öze dayandırılarak bir birleşimi (sentezi) olarak kabul edilebilir. Atatürkçülük felsefe alanında kalıpcılığa karşıdır; Yeniliğe ve gelişmeye açık, geriye gidişe kapalı bir dünya görüşüdür.

Atatürkçülüğün tanımındaki temel özellikler:

* Milletin tam bağımsızlığını ister

* Halkın huzur ve refahını sağlamayı amaçlar

* Toplumu çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmayı amaçlar

* Akıl ve bilime dayanır

* Gerçekçi fikir ve ilkelerdir

* Devlet hayatını, fikir hayatını, ekonomik hayatı ve toplumun temel kurumlarını düzenlemek için konulan esaslar

* Türk milletinin duygularına, kültürüne ve tarihine dayanır

* Milletin ihtiyaç ve gerçeklerinden doğmuştur

* Birbirini bütünleyen, tamamlayan düşünceler ve ilkeler topluluğudur

* Milli bir sistemdir

Atatürkçülüğün Özellikleri

1. Birbirine bağlı, bir düzen ve uyum içinde işleyen düşünce ve ilkelerden oluşan tam bir düşünce sistemidir.

2. Milletimizin yüzlerce yıllık tarihsel gelişiminin doğurduğu ihtiyaçlardan çıkmıştır.

3. Cumhuriyet, demokrasi, milliyetçilik gibi evrensel değerler milletimizin çağdaşlaşacağı inancıyla bu sisteme sokulmuştur.

4. Evrensel değerler, milletimizin kültürü ve tarihi ile yoğrularak sistemin kendine özgü öğeleri haline getirilmiştir.

5. Tümüyle millî, milletimizin bağrından doğmuş bir düşünce sistemidir.

6. Atatürkçü düşünce sistemindeki millî güç unsurları şunlardır :

-Siyasi güç
-Ekonomik güç
-Askeri güç
– Sosyo-Kültürel güç
-Nüfus Gücü
-Çoğrafi güç
-Bilimsel ve teknolojik güç
-Psiko-Sosyal güç

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN ELEMANLARI

a) Tam bağımsızlık yanlısıdır.

Atatürkçülük emperyalist güçlere karşı, ilk kez başarıya ulaşan İstiklâl Savaşlarından sonra tam bağımsız ve millî bir cumhuriyet kurarak dünyadaki mazlum milletlere örnek olmuştur. O, böyle bir tam bağımsızlığı koruyabilmek için sosyo-ekonomik alt yapıda da halkın yararına değişiklikler yapmayı amaç sayar.

b) Halkçıdır, demokratiktir, sosyaldir ve barışçıdır.

Çağdaş uygarlık seviyesine erişmek için, sadece siyasal düzeyde ve üst yapıda kalmayarak, sosyal ve ekonomik alt yapıya yönelme ve bu yapıda halkı, halk için, halkın gücü ile kalkındırmayı amaçlar ve bunları da sınıf kavgalarına yol açmadan sosyal barışı gerçekleştirmek için, devletin yapıcı, plânlayıcı, düzenleyici ve emredici rolünü ön plânda tutmayı ve böylece az gelişmiş bir sosyal yapıdan kurtulmayı amaç sayar.

c) Müspet ilme ve hür duyguya dayanır.

Sanat ve bilim dallarında, bu yurdun gerçeklerine ve ihtiyaçlarına göre yaratıcı gücü harekete getirir. Bunu, lâik, akılcı, hür bir düşünüşle müspet ilme ve hür duyguya dayanarak gerçekleştirir. Yalnız bu kaynaklara başvurarak araştırma ve denemelerini sürdürür.

d) Dinamiktir.

Yukarıdaki açıklamalarla belirtilen Atatürkçülük, sadece fikir plânında da kalmayarak, yenilik ve gelişme düşmanı tutucularla savaşmayı emreder. Bu bakımdan antiemperyalist, antikolonyalist, lâik, ilerletici ve yürüyüş halinde bulunan dinamik sürekli bir kalkınma hareket ve sistemidir.

Atatürkçülüğün Nitelikleri:

-Atatürkçülük değişmez ve katı dogmalara dayanmamaktadır.

-Atatürkçülükte yabancı siyasal akımlar ve ideolojilerin etkisi görülmez.

-Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin fikri temelini oluşturan

-Atatürkçü düşünce, birbirine bağlı bir düzen ve uyum içinde işleyen düşünce ve ilkelerden meydana gelmiştir.

-Milletin ihtiyaçlarından doğmuştur.

-Hayalci değildir.

-Akıl ve bilimi rehber olarak kabul eder.

-Düşünce ve vicdan hürriyetine saygılıdır,

-Milli birlik ve bütünlüğe önem verir.

-Barışçıdır ve bu nedenle “Yurtta sulh, cihanda sulh” fikrini savunur.

Sayfayı yazdırın Sayfayı yazdırın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir