Atatürk’ün öngörüleri

Atatürk'ün öngörüleri

Atatürk’ün öngörüleri

Ata’mızın zeki, dahi, akıllı ve muhakemeci olduğuna dair şüphe yoktur. Bu kabiliyet vicdan ve sevgi ile de birleşmiş vaziyettedir ve bu nedenle durumu okuyabilen, kendisini yetiştirmiş, dünya kültürlerine ve siyasetine hakim bir Mustafa Kemal elbette öngörülerine de yanılmayacaktı ve de öyle oldu.

Bildiği lisanlarla ve okuduğu yabancı eserlerle de bu kabiliyetini geliştiren ve dünya gidişatını çok iyi gözlemleyebilen Mustafa Kemal en büyük öngörüsünü elbette Gençliğe hitabesiyle ve büyük nutkuyla yapmıştır. O’nun öngörülerinde halen hatalı olan bulunmadığı için hitabeyi de iyi okumak ve anlamak lazım gelir.

Aşağıda Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in detaylı çalışması konuya açıklık getirmek için gayet yeterlidir. Lakin unutulmamalıdır ki O’nun her sözü bir öngörü mahiyetindedir ve şu ana dair öngörüleri de çoğunlukla gerçekleşmiş vaziyettedir.

Asker ve devlet adamı kişiliği ile topluma her alanda yön gösteren Ulu Önder’in öngörülerine kulak vermek ve düşünmek medeni ve akıllı insanın yapması gerekendir.

Fikri Akdeniz (Prof. Dr. Fikri Akdeniz / Çağ Üniversitesi)

*Atatürk´ün Öngörüleri

*1906.-Vatanın kurtuluşu ile ilgili öngörüsü:

25 yaşında genç bir subay iken Selanik´te güvendiği arkadaşları ile Hakkı Baha Pars´ın evinde yaptıkları toplantıda mevcut diktatörlüğün olduğu ortamda “Memlekete yabancı etkisi ve egemenliği kısmen ve fiilen girmiştir.”… “Millet baskıcı ve zorba yönetim altında yok oluyor. Özgürlük olmayan bir memlekette ölüm ve yok olma vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür. Tarih bugün biz evlatlarına büyük görevler yüklüyor.” demiştir. “Özgürlük olmayan bir memlekette ölüm ve yok olma vardır.” Bu söz bugün de yarın da geçerlidir.

*1907-Misak-i Milli Sınırları öngörüsü:

Kurtuluş savaşından çok önce 1907 yılında Trakya´da yaptıkları bir toplantıda bugünkü Türkiye haritasının nerede ise (Musul ve Kerkük hariç) aynısını tasarlamıştır.

*1909- I.Dünya savaşında Almanların yenileceğine dair öngörüsü:

Atatürk 1909 da Almanlar için “…benim görüşüme göre Alman ordusunun durması ile yenilgisi eşdeğer anlamdadır (Paris önlerinde bu olay 5 yıl sonra yaşanmıştır)….Alman orduları ve onun yanında savaşanlar yenilecektir, hatta yenilmiştir bile…” demiştir. Almanların yanında Osmanlı imparatorluğu da yenildi.

*1918, İstanbul. -Düşmanın geldikleri gibi gideceği öngörüsü

Yaveri Cevat Abbas´a hitaben “Geldikleri gibi giderler” demiştir. Bilindiği gibi işgalciler 1918 in Sonbahar´ında geldiler, 1923 yılı Sonbahar´ında gittiler.

*Kurtuluş Savaşı ile ilgili Öngörüleri:

Sivas Kongresi (4-11.Eylül 1919) Mustafa Kemal´in Amasya Genelgesi´ni açıkladıktan sonra bir çağrı üzerine I. Dünya Savaşı´ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas´ta bir araya gelmesiyle gerçekleşen ulusal kongredir.
Sivas Kongresi sırasında yapılan konuşmalarda “kurtuluş” yolunun ancak “Amerikan mandası” yani “Amerikan güdümü” olduğunu yana yakıla dile getirmelerine Atatürk´ün verdiği yanıt şöyledir:“Yabancı bir devletin güdümüne girmeyi istemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü, uyuşukluğu benimsemekten başka bir şey değildir”

*1919. Atatürk, 4 Şubat 1919´da Alemdar Gazetesi muhabiri Refii Cevat Ulunay (1890-1968’a verdiği röportajda,

“İmkânsız gördüğünüz kurtuluş yolları vardır. Bugün, herhangi bir örgütçü, Anadolu´ya geçer de milleti silahlı bir direnişe hazırlarsa, bu ülke kurtarılabilir.” demiştir ve bu öngörüsünü kendi elleri ile gerçeğe dönüştürmüştür. Söyleşiyi yapan Refii Cevat: “Anlattıkları çok aykırı şeylerdi. Ne kafam almıştı ne mantığım. Daha doğrusu bana deli saçması gelmişti.” yorumunu yapmıştır. Oysa bir deli ile değil de bir dahi ile konuştuğunu yıllar sonra anlayacaktır.
Atatürk´ü, arkadaşları şakayla karışık sınava tabi tutarlar:“Lütfen cevap verin bakalım, dahi kime derler?”Atatürk bu soruya hiç yadırgamadan şu cevabı verir: “Dahi odur ki, ileride herkesin takdir ve kabul edeceği şeyleri ilk ortaya koyduğu zaman, herkes ona “deli” der.”

*1919. Milletin aydınlanmayı ve direnmeyi reddetmesi ile ilgili öngörüsü:

“Baylar! Bir millet varlığı ve hakları için bütün maddi ve düşünce gücüyle ilgili olmazsa, bir millet kendi gücüne dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.”

*1920. Bağımsız olmayan yargı hakkındaki öngörüleri:

“Milletin yargı hakkı, bağımsızlığının temel koşuludur. Yargısı bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde varlığı kabul edilemez. Oysa İstanbul´da, toplum nezdinde hiçbir yasal suçlamayla karşı karşıya olmadıkları halde, sanık olmadıkları halde yüzlerce insanın tutuklanmasına devam edilmesi, emperyalist devletlerin görüşlerine karşı çıkmanın bile suç sayılarak ortaçağ düşmanlık geleneklerine göre saldırıda bulunulması yargı erkinin yok sayıldığını gösterir.”

*1920. Atatürk, hükümetlerin nasıl olması, halkın hükümetlere nasıl bakması gerektiğini de şöyle dile getiriyor:

“Her zaman millet, hükümetin bekçisi olmalıdır. Çünkü hükümetlerin icraatı olumsuz olup da millet itiraz etmez ve o hükümeti düşürmezse, millet bütün kusur ve kabahate katılmış demektir… “(…) Hakikaten şunun bunun oyuncağı olabilen milletler haklarını idrak etmemiş demektir. Ve böyle bir millet de baskı altında bulundurulmaya müstahak olur.”

*1921.Yöneticilerin kişisel ihtirasları hakkındaki öngörüsü:

“Arkadaşlar, bir toplumda, özellikle bir ülkenin yönetiminden sorumlu olan yöneticiler kişisel ihtiraslarını ve tartışmalarını, ulusal görevin ve vatan hizmetinin gerektirdiği yüce duyguların üzerine çıkarırsa, o ülkede dağılma ve çökme kaçınılmazdır.” (TBMM´nin ikinci yılını açış konuşması)

*1922-Avrupa´dan nasihat almakla ilgili öngörüsü

“Efendiler! Bir şeyin zararıyla, bir şeyin imhasıyla yükselen şeyler, bittabi (doğal olarak); o şeyden zarara uğrayanı alçaltır. Hakikaten Avrupa´nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. “ARTIK VAZİYETİ DÜZELTMEK İÇİNMUTLAKA AVRUPA´DAN NASİHAT ALMAK, BÜTÜN İŞLERİ AVRUPA´NIN EMELLERİNE GÖRE YAPMAK, BÜTÜN DERSLERİ AVRUPA´DAN ALMAK GİBİ BİR TAKIM ZİHNİYETLER BELİRDİ. HALBUKİ HANGİ İSTİKLÂL VARDIR Kİ ECNEBİLERİN NASİHATLERİYLE, ECNEBİLERİN PLANLARIYLA YÜKSELEBİLSİN? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!”

*27 Ekim 1922, Bursa;

Hiçbir mantıklı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede kayıt ve şartları aşamayan milletler hayatı akıllıca ve fiilen göremez. Hayat felsefesini geniş gören milletlerin hakimiyeti ve köleliği altına girmeğe mahkûmdur.

*1923.Hiç kimsenin hükümetin düşündüğü gibi düşünmek zorunda olmadığı konusunda öngörüsü:

“…Hükümetin düşündüğü gibi düşünmeye hiç kimsenin mecburiyeti yoktur. Gerçek özgürlüğün var olduğu bir ülkede vicdani özgürlük vardır ya da yoktur Vicdani özgürlük olduktan sonra bunu düşünmek doğru değildir. Herkes vicdanın gereğini söyler.”

*1923-Milletin hakkını bir makama veya bir şahsa devredemeyeceğine dair öngörüsü

“…Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız ve yalnız milletindir. Milletin seçtiği milletvekillerinden oluşur. Bu meclis yalnız ve yalnız milletin emrine boyun eğmek zorundadır. İsmi ve makamı ne olursa olsun millet bu hakkını bir şahsa ve makama teslim edemez.” Atatürk´ün yaşadığı çağ ve geleceğe ilişkin en büyük öngörüsü, Türkiye Büyük Millet Meclisi´dir (TBMM).

*1924-“Kendilerine bir milletin kaderi emanet edilen adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin çıkarı doğrultusunda kullanmaktan sorumlu oldukları gerçeğini bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar.”

*1927. Mustafa Kemal Atatürk’ün 17 Aralık 1927 tarihinde, Ankara’da tarikatlaşma (Dincilik) üzerine verdiği bir beyanatı;

“Biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, bilakis bu tip yapılar din ve devlet düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlı’yı batırdığı için yasakladık. Çok değil yüzyıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki, bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek, ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirlerine düşeceklerdir. Ayrıca unutmayalım ki o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır”

*1928-İslam dünyasına üstünlük kurmak isteyen meclis ve hükümetler hakkındaki öngörüleri:
Atatürk´ün Büyük Nutku : “Yalnız şu noktaya dikkatinizi çekerim. Bu meclis Türk halkının meclisidir. Bu meclisin niteliği ve etkisi yalnız ve ancak Türk halkının ve yurdunun varlığı ve yazgısını kapsar ve ancak ona etki yapabilir. Meclisimiz kendi kendine bütün Müslümanlık dünyasını kapsayıcı bir güç edinemez baylar!”

*1930- Türkiye´yi yönetenlerin nasıl hareket etmeleri gerektiğine dair öngörüsü:

“… Türkiye Cumhuriyetini yönetenlerin, demokrasi esasından ayrılmamakla beraber “ılımlı devletçilik” prensibine uygun yürümeleri, bugün içinde bulunduğumuz durumlara, şartlara ve zorunluluklara uygun olur.” Bugün kendisine diktatör diyenlere o gün Atatürk´ün verdiği en güzel cevaptır.

*1931-Emperyalistlerin “Demokrasi getirme bahaneleri “ ile ilgili öngörüsü:

“İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlık dışı ve son derece acı veren bir sistemdir. İnsanları mutlu edecek tek yol, onları birbirine yaklaştırarak, onlara birbirilerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan eylem ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak yüksek ideal yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkün olur.” Günümüzde AB ve ABD´nin “Ortadoğu´ya demokrasi getireceğim, bölgeyi terörden arındıracağım ve insanları mutlu edeceğim” bahanesiyle yapılan insanlık dışı olaylara bakmamız yeter.

*27 Eylül 1932-Dünyanın siyasi durumu hakkındaki öngörüsü:

Atatürk´ün büyük bir öngörü yeteneği olduğunu, 1932 yılında Amerika´lı General MacArthur ile yaptığı görüşmede de görüyoruz. 27 Eylül 1932´de Dolmabahçe Sarayı´nda saat 17:00´de gerçekleşen görüşmede MacArthur´a:”Almanlar kendilerini siyasi bir akıma kaptırırlarsa 1940-1946 yılları arasında savaşırlar. Bu savaş çok kanlı olur, ancak Amerika I. Dünya Savaşı´nda olduğu gibi bu savaşta da tarafsız kalmayacak, Almanya ancak Amerika´nın işe karışmasıyla mağlup edilebilecektir, bu savaşın esas galibi ise Bolşevizm olur” dediğini, Bolşevik Rusya´nın genişlemek için Asya´da ilerleyeceğini belirttiğini, biliyor musunuz? Almanlar Hitler´in faşist hareketine kendilerini kaptırdılar. II. Dünya Savaşı 1 Eylül 1939´da 1940 yılından 4 ay önce başladı ve 6 yıl sürdü.

Söz konusu tarihi görüşme Atatürk´ün şu sözleriyle sona erer: “Ümit edelim ki, bizler yanılalım ve dünyanın geleceğini ellerinde tutanlar doğru yolda olsunlar.”

MacArthur 2. Dünya Savaşı´ndan sonra Ağustos 1951´de Münih, Almanya´da (Der Kaukaskus) adlı dergide hayranı olduğu Atatürk´ün öngörülerini yayınlamış ve tüm dünyanın Atatürk´ün ileri görüşlülüğünden haberdar olmasını sağlamıştı. (Cumhuriyet Gazetesi- 8 Kasım 1951, Atatürk-Mac Arthur görüşmesi)

*1933-Sovyetler Birliğinin parçalanacağı ile ilgili öngörüsü:

(Dr. Zeki Bey ile konuşma) “Düşün bir kere, Osmanlı imparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan imparatorluğu ne oldu? Dünyayı ürküten Almanya´dan bugüne ne kaldı? Demek hiçbir şey sürgit değildir.”

“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. SSCB, tıpkı Osmanlı gibi, Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilir. Dünya yeni bir dengeye kavuşur. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını iyi bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde, dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır.

Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnızca o günü sımsıkı beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır:Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türk´lerin) bize yaklaşmalarını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir.” “…Durmadan değişen bir dünyada yarının muhtemel dengeleri için hazır olmalıyız.

“Yurtta barış, dünyada barışa sarılın. Çünkü 60 yıl sonra Rusya, 60 parça olacak. Bu nesil Bolşevik ihtilalini yaptı. Kan kussa kızılcık yedim der. Oğulları da babalarının istikametinde gider. Ama ondan sonraki nesil Rusya´yı 60 parçaya böler”

*1936-Atatürk insanoğlunun Ay´a 2000 yılından önce gideceğini öngörmüştü (Eskişehir, Tayyare alayında)

“Ülkenin geleceği için en büyük güvence, kanatlı gençliktir. Batılı ayaklar bir gün aya iz bırakacaksa bunların arasında Türk´ün ayak izleri de bulunmalıdır. Bunun için şimdiden çalışmalara girişmek, aşamalar kaydetmek gerekir. Geleceğin en etkili aracı da silahı da hiç kuşkunuz olmasın uçaklardır. İnsanoğlu bir gün göklerde uçaksız da yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize mesajlar yollayacaktır. Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji, bize daha şimdiden bunu müjdeliyor. Bize düşen görev bu konuda Batı´dan geri kalmamayı sağlamaktır.”

1932-33 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olan Yusuf Hikmet Bayur ‘un (1891-1980) anlatımından:
Atatürk, doğrudan milletine hitap ediyor ve geçen 15 yılın muhasebesini yaparken, ilerde yapacaklarının da ipuçlarını veriyordu.

Atatürk 29 Ekim 1933 teki Cumhuriyetin 10. Yıl kutlamaları için konuşmasını hazırlarken el yazısı ile son sayfaya “Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve kabiliyeti bundan sonraki inkişafı ile atinin (geleceğin) yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.”

“Bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: BENİ HATIRLAYINIZ!” Atatürk bu düşüncesini veda hissi verdiği düşüncesiyle Hikmet Bayur´un isteği üzerine, üstünü çizerek, yaptığı konuşmada kullanmamıştır.

Yaşamak için emperyalist olmak zorunda olan milletlerin olduğu asla unutulmamalıdır. (Özakman, 2009) Biz bu durumu bilerek onlara karşı kendi kimliğimizi, varlığımızı, toprağımızı, onurumuzu, korumak zorundayız. Bu tarih bilmeden olmuyor.

ÖZLEM VE SAYGIYLA ANIYORUZ.

KAYNAKLAR:
1.Adnan Nur Baykal (2013) Mustafa Kemal Atatürk´ün liderlik sırları (23.Basım) Destek Yayınları
2.Aydın Keleşoğlu (2014) Dünden yarına Atatürk´ün öngörüleri, Bilgi Yayınevi
3.Özakman, Turgut (2009) (Yakın Tarihimiz, konferans) 06.04.2009, Atılım Üniversitesi
4. Özgen Acar (2015) “Bellrock(*)´-“FiveHills(**)´! (3) Cumhuriyet Gazetesi (23 Ocak)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir