KAHRAMAN KURMAY YÜZBAŞILAR

Kahramanlarımız

KAHRAMAN KURMAY YÜZBAŞILAR

KURMAY YÜZBAŞI EKREM, KURMAY YÜZBAŞI NEŞET, KURMAY YÜZBAŞI HİLMİ VE KURMAY YÜZBAŞI SEYFETTİN

İnsanlık tarihi, birçok ulusun kanı ve canı pahasına yarattığı kurtuluş savaşlarına sahne olmuştur. Ama bunlar arasında Türk Kurtuluş Savaşı gibi büyük imkânsızlıklar içinde başarıya ulaşmış olanları enderdir.

Vaktiyle üç kıtaya kök salmış; fakat XX. yüzyıl başlarına doğru çökmekte olan bir imparatorluktan pay almak isteyen çağın güçlü devletlerinin istilacı ordularına karşı, her bölgesini imkânsızlıklar içinde ayrı ayrı savunmak zorunda kalan bir milletin, tarihin ve geçmiş çağların en zor ve en onurlu Kurtuluş Savaşı’nı vermek zorunda kalışını doğal karşılamak gerekir.

Bu Millî Mücadele; yalnız dış güçlere karşı verilmeyip aynı zamanda dışa bağlanmış gruplara, ulusuna rağmen dış devletlerle iş birliği yaparak “gaflet, dalâlet ve hatta hıyanet içinde” olanlara karşı verildiğinden, zordan da öte insanüstü bir çaba ve özveriyi gerektirmiştir.

İşte Türk Kurtuluş Savaşı bunun için diğer milletlerin kurtuluş savaşlarından farklı özellikler gösterir. Türk Kurtuluş Savaşı bunun için dünyanın ve özellikle doğunun ezilen sömürge durumundaki uluslarına örnek olmuş ve onlara güç vermiştir.

ATATÜRK’ün Gençliğe Hitabesi’nde anlatılan bütün bu “elim ve vahim şartlar” karşısında Türk insanı, “bu ahval ve şerait içinde dahi” birinci görevinin Türk istiklaline sahip çıkmak olduğunun bilinciyle ve “muhtaç olduğu kudretin damarlarındaki asil kanda mevcut olduğunu” hiçbir zaman hatırdan çıkarmayarak kutsal mücadelesini başarıya ve zafere ulaştırmıştır.

Anadolu, 19 Mayıs 1919’dan sonra yeniden bütünleşmiş, Amasya’da (21-22 Haziran 1919), Erzurum’da (23 Temmuz-7Ağustos 1919), Sivas’ta (4 Eylül-11 Eylül 1919) ve nihayet Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla (23 Nisan 1920) millî devlet olma yolunda ay yıldızlı bayrağı açmış böylece tüm dünyaya bağımsızlığını koruma konusundaki azmini ve kararlılığını ilan etmiştir.

İstanbul ve saray hem işgal altında hem de hayatını işgal güçleriyle iç içe sürdürmektedir. Ama İstanbul’da millî bilincini yitirmemiş yüz binlerce insan, yüz binlerce yürek vardır. Bu yürekler kafalarıyla, bilekleriyle can ve kanlarıyla Ankara’daki Millî Mücadele’ye bağlı kalmışlardır.

İşte bu yüz binlerden bazıları da Kurtuluş Savaşı’na İstanbul’dan omuz vermiş ve “Felah Grubu” adıyla anılan bir askerî örgüt kurarak mevki ve hayatlarını tehlikeye atıp kendilerini vatan hizmetine adamışlardır. İşte bunlar, diğer Türk evlatlarının da olağanüstü gayretle çalışmalarının ve üstün vatan aşkının bir sembolü olmuşlardır.

Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile Ekrem, Neşet, Hilmi ve Seyfettin Beyler ve bunlarla çalışmış adsız kahramanlar, İstanbul ve çevresinde İtilaf devletlerinin gözetim ve denetiminde bulunan depolardaki silah, mühimmat, malzeme ve gereçleri ölüm tehlikesini göze alarak Anadolu’ya kaçırmak gibi çok zor bir görevi başarmışlardır. Bu olumlu çaba ve çalışmaları sonucu; Anadolu Hükümetinin o gün için en önemli ihtiyaçlarından olan silah, mühimmat ve malzemenin bir kısmını saklamışlardır.

Bundan ayrı olarak Felah Grubu; millî ordunun ihtiyacı olan ve Ankara’ya geçme imkânı bulanmayan, çevrede dağılmış olup da Ankara için çok önem arz eden subaylarla teknik ve uzman personelin Anadolu’ya geçişini sağlamıştır. Yine bu grup, padişah taraftarı fesatçıların, gizlice Anadolu’ya sızmalarını önlemiş ve İstanbul’da bulunan fabrikaların çeşitli tezgâhları ile birkaç fabrikanın tümünü Anadolu’ya göndererek uygun görülen yerlerde montajlarının yapılmasını gerçekleştirmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir