İstiklal Marşımızdaki Kelimelerin Anlamları

İstiklal Marşımızdaki Kelimelerin Anlamları

İstiklal Marşımızdaki Kelimelerin Anlamları

İstiklal marşımızın yazıldığı dönem, yazan şair ve o günün edebiyat anlayışı, ayrıca eserin mahiyeti itibarıyla manevi yönü dikkate alındığında günümüz Türkçesi ile birebir tercüme yapmak çok doğru sonuç vermeyecektir. Kaldı ki Mehmet Akif Ersoy’un ağır dili, tüm basitleştirme gayretlerine rağmen, görünen veya sözlük anlamında yer alan manalardan ziyade manevi değer ve anlamlara yöneliktir.

Ayrıca şiir hazırlığının ulusa milli ruh ve azim kazandırmak gayesiyle hazırlandığı da düşünülürse asıl önemi olan anlamların aslen mecazi anlamlar olacağı açıktır. Nihayet “tek dişi kalmış canavar” benzetmesinde olduğu gibi şairin demek istediklerini tam olarak izah edebilmek de çoğu zaman mümkün değildir.

Tüm bunlara rağmen genel mana anlaşılmakta ve hissedilmektedir. Günümüz lisanına yabancı kelimeler ise öğrenci kardeşlerimize yardımcı olmak adına kıta bazında çıkarılmış ve aşağıda listelenmiştir.

1.Kıta

ŞAFAK: Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık.

SANCAK: Bayrak, liva.

YÜZMEK: mecaz Dalgalanmak.

OCAK: mecaz Ev, aile, soy, yurt.

MİLLET: Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus.

2.Kıta

ÇATMAK: Kaşını, yüzünü sertlik, öfke bildiren bir duruma sokmak.

ÇEHRE: Yüz, sima.

HİLAL: Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, ayça, yeni ay. (BAYRAK).

IRK: Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu.

CELAL: Öfke, kızgınlık.

HAKK: Allah.

İSTİKLAL: Bağımsızlık.

3.Kıta

EZEL: Başlangıcı belli olmayan zaman, öncesizlik.

HÜR: Özgür bir biçimde.

ÇILGIN: Aşırı davranışlarda bulunan, deli, mecnun.

KÜKREMEK: Deniz, nehir kabarmak, taşmak.

BENT, BEND: Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılan set, büğet.

ENGİN: Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi.

4.Kıta

GARP: Batı, günindi (Avrupa)

AFAK: Ufuklar.

ZIRH: Savaşlarda ok, kılıç, vb. silahlardan korunmak için giyilen, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi.

İMAN: İnanç, Allah’a olan sonsuz güven, inanç ve korkuyla karışık sevgi.

SERHAT: Sınır boyu, sınır.

ULUMAK: Köpek, kurt, çakal vb. hayvanların uzun, iniltili, ağlar gibi çıkardığı ses.

MEDENİYET: Uygarlık.

5.Kıta

SİPER: Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer.

HAYASIZ: Utanma duygusu olmayan,arsız,edepsiz, namussuz.

AKIN: Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılan baskın.

VAAT: Bir işi yerine getirmek için verilen söz.

6.Kıta

TOPRAK: Yer kabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. (Mecazi: vatan)

KEFENSİZ YATAN: Şehit.

ŞEHİT: Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda, Allah yolunda ölen kimse.

VATAN: Yurt.

7.Kıta

FEDA: Bir amaç uğrunda bir değer veya varlıktan vazgeçme.

ŞÜHEDA: Şehitler.

CANAN: Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili.

HÜDA: Allah.

CÜDA: Yurt, baba ocağı gibi çok sevilen şeylerden ayrılmış olan, uzak kalmış olan.

8.Kıta

RUH: İnsanda, vücuttan ayrı bir varlık olarak var olduğuna inanılan öz.

İLAHİ: Allah ile ilgili olan, Allah’a özgü olan.

EMEL: Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek.

MABED, MABET: Tapınak (cami).

NAMAHREM: Yabancı, el, (dinen mahrem olmayan, yabancı.)

ŞEHADET: Tanıklık, şahitlik.

EBEDİ: Sonsuz, ölümsüz, bengi.

9.Kıta

VECD: Sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk, kendinden geçme.Coşkulu istek.

SECDE: Namaz kılarken alnı, el ayalarını, dizleri ve ayak parmaklarını yere getirerek alınan durum.

CERİHAM: Yara.

RUH-I MÜCERRED: Maddesiz (soyut) ruh.

NAAŞ: Ölü.

ARŞ: İslam inanışına göre göğün en yüksek katı.

10.Kıta

ŞANLI: Yüce, ulu, büyük.

HELAL: Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı.

EBEDİYET: Sonsuzluk.

İZMİHLAL: Yıkılma, çökme, yok olma.

HÜRRİYET: Özgürlük, egemenlik.

İSTİKLAL: Bağımsızlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

89 + = 97