Atatürk’ün illerimiz hakkındaki sözleri

Atatürk’ün illerimiz hakkındaki sözleri

Atatürk’ün illerimiz hakkındaki sözleri

Adana

Bana, milletin kurtuluşu yolunda ilk girişim duygusunun bu kutsal topraklardan gelmiş olması sebebiyle, hemşerisi olmakla övündüğüm bu toprakları kutlarım.

Samsun

Düşmanların İzmir’e çıktıkları ve bütün vatanı parçalamaya karar verdikleri günlerde idi ki İstanbul’dan çıkarak Samsun’a gelmiştim. Bu güzel ve kıymetli şehirde yabancı askerler ve subaylar dolaşıyordu. Bu güzel şehir halkının içeriyle ilişkisi, Merzifon’da bulunan yabancı askerlerle kesilmişti. Karadeniz’e açık olan bu şehir ve onun vatansever halkı düşman donanmasının toplarıyla tehdit altında bulunuyordu. Fakat bütün bunlara rağmen ben, Samsun’u ve Samsun halkını gördüğüm zaman memleket ve millete ait bütün planlarımın, kararlarımın herhalde başarılması mümkün olduğuna bir defa daha kuvvetle inandım. Samsunluların hal ve durumlarında gördüğüm, gözlerinde okuduğum vatanseverlik, özveri, ümit ve planlarımı olumlu görüşe eriştirmeye yetmişti.

Havza

Kahraman Havza’lılar! Sizinle en elemli ve yaslı günlerde tanıştım. Aranızda günlerce kaldım. Eğer Havza’lıların o samimi ve içten iyi kabulleri olmasa ve eğer Havza’nın yararlı ve şifalı kaplıcaları sağlık durumum üzerinde olumlu bir etki bırakmasaydı emin olunuz ki devrim için çalışmayacaktım. Bundan dolayıdır ki Havza’ya ve Havza’lılara borçluyum. Kalbi bağlılığımı ebediyyen saklayacak, sizi hiç unutmayacağım. Saygıdeğer Havza’lılar, ilk yürekliliği, ilk cesareti gösteren, ilk örgüt yapan siz oldunuz. Devrim ve Cumhuriyet tarihinde kahraman Havza’nın ve Havzalıların büyük bir yeri vardır.

İzmir

İzmir, kırk yüzyıllık bir Ata yurdudur. İzmir, bu kadar derin bir tarihe sahip olmakla beraber coğrafi durumu sebebiyle ekonomik ve siyasi çok büyük bir öneme sahiptir. İşte bunun içindir ki Türkiye’yi mahvetmek isteyen düşmanların her şeyden evvel gözleri bu tarihi, bu önemli beldeye döner. Nitekim düşmanlarımız en evvel burasını işgal etmişler, ondan sonra doğuya ilerlemişlerdir. İzmir’in işgali, bütün milletin kalbinde derin bir yara oluşturmuştur. Herkes İzmir için feryat ediyordu. İzmir, halkın elemlerini, feryatlarını, kararlılık ve imanını ifade etmek için bir parola olmuştu. Çeşitli görüş noktalarından çok değerli olan İzmir, düşmanların eline bırakılamazdı ve nitekim bırakılmadı. Bütün cihan işitsin ki efendiler, artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı kutsal bir topraktır.

“Ben, bütün İzmir’i ve bütün İzmirlileri severim. Güzel İzmir’in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim.”

Akhisar

Akhisar, düşman darbelerinin ilk hedeflerinden birisini oluşturdu. Fakat bu darbe karşısında dağılmadı, derhal bir namus cephesi oluştırarak mücadeleye özveriyle devam etti. Bundan dolayı bütün Akhisar’lılar milletin takdirine layıktır.

Kemalpaşa

Arkadaşlar, bütün yaşamımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır. O gece Ordumuzun İzmir’e girdiği günün burada geçirdiğim gecesidir. O zaman buradan geçerken saygıdeğer halkın, gördüğü zulüm ve baskıya rağmen resmimi koyunlarından çıkararak beni tanıdıklarını ve otomobilime atılarak kucakladıklarını unutmam. Bugün o anı yaşıyorum mutluyum.

Erzurum

Erzurum birçok dönemlerde birçok defalar hücuma, saldırıya, baskıya uğramış bir sınır boyu memleketimizdir ve bu yüzden harabeler oluşmuş, buradaki insanların hali gerçekten elim olmuştur. Artık, o elim günlerin tekrarına kesinlikle ihtimal vermemelidir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı Erzurum ve çevresinin yaşamıyla ilgilenmekte, onun huzur ve güvenliğine tamamen kefil olmalıdır.

“Varlığımızın ruhunda saklı olan bağımsızlık aşkını anlamayanlarca bütün kurtuluş çarelerinin geçersiz sayıldığı bir sırada kutsal mücadeleye önder olan ve özellikle davamızın en güç bir döneminde beni sevgi ve dostluk dolu gönlünde kucaklamış bulunan Erzurumlu kardeşlerime karşı daima, samimi bir saygı bağıyla bağlı bulunmaktayım.”
1922 (Atatürk’ün T.T.B.IV, s.465-466)

Amasya

Milletin varlığını tanımayı küçüklük sayanlar, kendilerinin Allah’ın gölgesi olduğunu iddia dalgınlığında, saygısızlığında, sahtekârlığında bulunanlar, en sonunda bu kutsal varlığa, ilk defa bu şehirde hürmete mecbur edilmiştir. Bu noktayı açıklamak için iki kelime ilave edeyim. Hepiniz hatırlarsınız ki Sivas kongresinden sonra Heyet-i Temsiliye, milletin iradesini temsil etmek üzere oluşmuştu. Ben o kurulun başkanı idim. Demin açıkladığım makam sahiplerinin bir delegesi millet temsilcileriyle karşı karşıya gelmeyi kabul ederek İstanbul’dan buraya Amasya’ya gelmişlerdi. Ben milletin varlığına saygı, iradesine uyma şartını esas olarak içeren bir anlaşmayı o delegeye burada imza ettirmiştim. İşte bu nedenle Amasya, devrim ve Cumhuriyet tarihinde daima önemini koruyacak bir yer kazanmıştır.

Afyon

Bu belde, Yunan işgaliyle, geçici bir zaman için bizden ayrı kaldı. Buna rağmen zehirli çember içindeki kardeşlerin direnmesini ve yüksek duygularını öğreniyorduk. Düşmanın her türlü baskısına, kan dökücülüğüne rağmen halkın yine vatanseverce duygularını göstermekten çekinmediklerini öğrenmekle iftihar ediyordum. Nihayet bu kıymetli beldeyi düşmandan kurtarmak ve düşmanı vatandan atmak zamanı gelmişti. Son saldırı gerçekleşti. Afyon ve Afyon’un özverili ve sevgili halkına aylarca düşmanın hainlik ve zulmüne katlanan, eziyet gören halkına bir an evvel kavuşmak için şehre girdim. Fakat kendileriyle o zaman görüşüp konuşmaya imkan kalmadı, düşmanı takip etmek zorunluluğu, burada kalmaya engel oluşturuyordu. O günden bugüne kadar saygıdeğer Afyon’lularla yakından temas etmeyi çok derin özlemlerle arzuluyordum. Nihayet bugün Afyon’luların içinde bulunmakla o arzu ve özlemimin gerçekleştiğini görmekle memnun ve mutluyum.

1925 yılında Afyon’u ziyaretlerinde, ordumuzun 27 Ağustos 1922’de Afyon`a girişinden sonra karargâh olarak kullanılmış olup daha sonra belediyenin yerleştiği binada, şerefine verilen ziyafet sırasında söylemiştir:

“Efendiler! Bu binanın çatısı altında ne mutlu, ne tatlı anılarımı canlandırıyorum! Bir gece ben şu odada, Fevzi Paşa bu odada, İsmet Paşa da bu odada yatıyorduk. Genelkurmayımız şu odada çalışıyordu. Düşman ordusunu tamamen sarmak ve imha etmek kararı, şu odada çıktı! Afyonkarahisar, son büyük zaferin kilidi oldu; esası oldu. Afyonkarahisar, mücadele tarihimizde unutulmaz parlak bir sayfaya sahiptir. Burada, buranın aziz halkıyla beraber bulunmaktan duyduğum zevk ve mutluluk büyüktür. Bana bu mutluluğu veren sizlere sevgi ve teşekkür!” 1925 (Atatürk’ün S.D.II, s.236)

Gaziantep

Türk’üm diyen her şehir, her kasaba, en küçük Türk köyü, Gaziantep’lileri kahramanlık örneği olarak alabilir. En eski çağlardan beri tarihi Türk yurtlarında, Türklüğün yüksek varlığını kahramanlıkla göstermiş olanlarla şahsen beraber olduğumu ifade etmekten duyduğum zevk ve mutluluk yücedir.

“Ben Gazianteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki? Onlar yalnız Gaziantep’i değil, bütün Türkiye’yi kurtardılar.”

Trabzon

İlk defa Samsun’a ayak bastığım zaman bana kalp kuvveti veren vatandaşlarımın ilk sırasında Trabzon’luların bulunduğunu asla unutmayacağım. Sakarya büyük Meydan savaşında Üçüncü Tümen ile yetişen Trabzon evlatlarının savaş meydanlarında gösterdikleri özverilerin değerli anısı daima beynimde canlı kalacaktır.

Bu verimli, halkı zeki, girişken, çalışkan olan Trabzon’umuzu, az zamanda içeriye trenle bağlanmış, güzel rıhtım ve limanla donatılmış görmek idealimdir. Trabzon, Türk topluluğunda cumhuriyetin zengin, güçlü, duyarlı, pek önemli dayanak kaynaklarından biridir. Böyle bir cumhuriyet şehri gelecekte, gerektirdiği bütün uygarlık ve ilerleme araçlarına sahip olacaktır.” 1924 (Atatürk’ün S.D.II, s.188)

Eskişehir

Eskişehir ve Eskişehir halkını çoktan tanırım, çok iyi tanırım. Mücadeleye başladığımız ilk zamanlarda bir taraftan Yunanlılar İzmir’e çıkmışlardı, diğer taraftan İstanbul’da halife ve padişah adı altında bulunan zat birçok heyetler tertip ederek her tarafa saldırdığı gibi buraya da Hamdi Paşa’yı göndermişti. Onun dayanağı olarak bir yabancı kuvvet de burada bulunuyordu. Eskişehir’in içinde ve yakınında düşman kuvvetleri vardı, bizim kuvvetimiz hiç yok idi. Öyle iken halk, vatanseverlikten, kahramanlıktan geri kalmadı. Eskişehirliler, bize çok yardım etmişlerdir. Bunu ordu, millet adına burada tekrar etmeyi bir görev bilirim. Ondan sonra askeri harekâtın gereği olarak ordumuz Eskişehir’e ve halkına özveri yüklemek zorunda kaldı. Bu özveri büyük kayıpları gerektiriyordu. Ordunun varlığını kurtarmak için bu gerekli idi. Eskişehirliler bu felakete katlanmasını bildiler. Düşman şehre girdi. Burasını bir zulüm ve ateş yuvası haline koydu. İşte yıkıntının izlerini hala görüyoruz. Şehir halkı bütün bunlara göğüs gerdi. Tebrik ederim.

Bursa

Bursa tarım memleketidir. Sanat memleketidir. Ticaret memleketidir. Şifa memleketidir. Bursa sahip olduğu doğal güzellikleriyle bolluk ve mutluluk memleketidir. Fakat saygıdeğer kardeşler, bilelim ve itiraf edelim ki Bursa bugün ki haliyle gereksiz yere harcanan yüzyılların ve bu yüzyıllarda uğradığımız felaketlerin bıraktığı izden başka bir şey değildir. Bu değerli şehir, henüz övünmeyi ve bolluğu gerektirecek önemli bir şey göstermiyor. Onun için tekrar etmeliyim ki memleketin istediği uyanıklık ve ona göre gayret ve hizmet derecesi büyüktür.

“Bursa’yı ve Bursalıları seven ilk Türk, ben değilim. Tarihte ve dünyada en büyük imparatorluk kurmuş olan Türkler de evvelâ ilgilerini Bursa’ya, bu değerli şehre yöneltmişlerdir. Onun değerini anlamış ve ifade etmişsem çok mutluyum. Bursa, devrim yaşamımızda nice güç anlar geçirmiştir. Fakat Bursalılar değer, yetenek ve güçleriyle bu zor zamanları kolaylıkla atlatmıştır.”(Açık Ses gazetesi, Bursa, 5.2.1938)

Ankara

Ankara’ya geldiğimden sonraki mücadele yaşamımızda özgürlük ve bağımsızlık aşığı kahraman Ankaralıların gösterdikleri sevgi bağlılığını ve yardımları her zaman gönül borcuyla anarım. Büyük Millet Meclisi sizin yiğitlik çevrenizde korkusuzca bağımsızlık mücadelesine devam edebilmiştir. Bu nedenle Ankara hemşerilerimin bu vatanı kurtarma mücadelesinde ayrı bir şeref hissesi vardır. Ankara hükümet merkezidir ve sonsuza dek hüküm merkezi kalacaktır.

Türkiye’nin ve Türk milleti çıkarlarının en güvenilir savunmasının ancak Ankara’dan olabileceği olaylarla anlaşılmıştır. En güç şartlar içinde en az hazırlıklı olduğumuz halde en büyük darbelerin geri çevrilebilmesinin en kuvvetli etkenleri arasına Ankara’nın coğrafi durumu dahildir. (Milliyet gazetesi, 28.12.1932)

Hatay

“Kırk asırlık Türk yurdu yabancı elinde kalamaz!” “Hatay benim namusumdur.”

Antalya

“Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir.”

İstanbul

İstanbul bizim tarihimizin ve uygarlığımızın özetidir. 1923 (Atatürk’ün T.T.B.IV, s.492)

Dört beş yüzyıllık milli çalışmamızın verimi bu güzide şehrimizde toplanmıştır. Milli yeteneğimizin devamı ve güzel birer belirtisi olan bunca anıtlar ve kuruluşlar hep oradadır. İstanbul, milli mücadelemizin devamı müddetince milli ve vatani aşkımızın kutsi ve yüksek bir mihrabı olmuştur. Bundan sonra hiçbir olay, hiçbir kuvvet ruhumuzu bu kutsal mihraptan çeviremeyecektir.

Konya

Konya’nın milli egemenliğin yerleşmesinde en güçlü dayanaklardan biri olacağına büyük inancım var. Konyalıların tarım, ticaret alanında gösterdikleri faaliyet, sahip bulundukları sağduyu ve memleket sevgisi, beni pek haklı olarak bu güvene götürmektedir.1923 (Atatürk’ün S.D.II, s.135)

Kastamonu

Kastamonu’nun temiz çevresinde geçirdiğim günler, benim için de unutulmaz anılarla doludur. En uygun bir fırsatta yine memleketinizi ziyaretle Kastamonu halkının bağrında bulunmak en büyük arzularımdandır. 1926 (Atatürk’ün S.D.V, s.46)

Kayseri

Anadolu’nun ekonomik yaşamında değişmez bir yüksek yeri olan Kayserinin, Heyet-i Temsiliye’ye açtığı samimiyet ve dostluk kucağı o kadar sıcak ve o kadar okşayıcı oldu ki saygıdeğer Kayserililere açık bir gönül borcu ve teşekkürle seslenmeye gerek gördük. Kadın, erkek, çocuk bütün millet bireylerinin genel bir coşku ve heyecan ile gösterdiği yakınlık ve samimiyet, Heyet-i Temsiliyeyi oluşturan naçiz bireylerin kişilikleri bakımından değil, asıl yöneldiği kutsal birlik amacında ayrım yapılmaksızın her kalbin birleşmiş ve her kuvvet ve kişinin anlaşmış ve bağlantı sağlamış bulunması nedeniyle pek değerli ve pek yüce niteliktedir.1919 (Atatürk’ün T.T.B.IV, s.139)

Rize

Atatürk’ün kendi el yazısıyla Ankara’dan Rize Müdafa-ı Hukuk Cemiyeti’ne gönderdiği telgraf;

“Öteden beri herkesin yakından bildiği kahramanlıklarıyla kendilerin tanıtmış olan Lazistan Ahali’nin ülkenin kurtuluşu için azim ve üstün gayretlerini takdir ederiz.”

Zonguldak

Zonguldak’ın derin toprakları altındaki maden serveti ne kadar kıymetli ise bizim gözümüzde Zonguldak da o kadar çok değerli bir ilimizdir. (Cumhuriyetin 10. Yılında Zonguldak ve Maden Kömürü Havzası, 1933)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir