DOĞU SAVAŞLARINDAKİ BİTMEYEN BOĞUŞMA VE TÜKENMEYEN GÖÇTEN BİRİ

Kahramanlarımız

DOĞU SAVAŞLARINDAKİ BİTMEYEN BOĞUŞMA VE TÜKENMEYEN GÖÇTEN BİRİ

Ağba Dağı, Dumanlı Dağ, Maryam Dağları, birbirine yaslanmış uzuyorlar Tercan’a doğru. Ortalama yükseklikleri 2800 ile 3500 metre arasında. Sanki gökteki güneşi örtmek istermiş gibi yükselmişler semaya.

Rusların doğu sınırlarımızı aştığı aylardan beri ölen binlerce Türk gencinin ulusunu, yurdunu ve dinini korumak için döktüğü kanlar, eriyen karla yıkanmış topraktan akmış hırçın derelere doğru.

28 Mayıs 1915 günü, Rusların yaptığı taarruzun daha fazla genişlemesini önlemek düşüncesiyle 82 nci Alay, asıl mevziinin ilerisinde bulunan 2800 rakımlı Hüseyin Bey Tepesi’ne daha geceden yerleştirilmişti.

29 ncu günü beklenen Rus taarruzunu ilk önce karşılayacak olan erler, gecenin nemli karanlığı içinde, yorgunluklarına bakmadan, küçük kürekleriyle kazabildikleri toprak yuvalara uzanmışlar, fecirle kopacak kıyametin kıpkızıl rengi içinde, saldıracaklara ölüm yağdırmak için biraz olsun dinlenmek istiyorlardı.

İlkbaharın dağları yalayan ıslak havasını yudum yudum ciğerlerine indiren kahramanlar, ürperen vücutlarını sabahın ilk ışıklarıyla ısıtmaya çalışırken, siperler üzerine yağmur gibi top mermileri yağmaya başlamıştı.

Düşen her mermi, arkasında uğultulu bir ses bırakıp taş ve toprakla karışarak semaya yükselen siyah bir duman, ağzını göğe açmış derin bir çukur bırakıyordu. Böylece, vadileri dolduran şuursuz saldırgan sürülerine bir taarruz yolu açmaya çalışıyordu. İşte bu korkunç şimşekler ve gök gürültüleri arasında Rusların 16 ncı, 18 nci ve 29 ncu Türkistan Alaylarıyla bir de Kazak Tugayının 82 nci Alay üzerine taarruza başladığı öğrenilmişti.

Aralıksız savaşlarda çok kayıp vermiş, cephenin sıkışık durumu sebebiyle ikmal edilememiş olan 82 nci Alayın bir avuç denecek kadar azalmış kahramanları, gözlerini kırpmadan yaklaşan Rus saflarına ölüm yağdırıyordu. Bu isabetli atışlar Rus saflarında etkisini göstermiş, yerlere serilen cesetlerin çokluğu, bu kudurmuş saldırıyı durdurmuştu.

Rusların şaşkınlığından faydalanarak toprağa yapışmış saflarda bir bozgun yaratmak isteyen Yüzbaşı Abdurrahman, siperinden fırlamış ve bölüğüne;

– İleri kahramanlarım ileri, hücum! diye bağırmıştı.

Parlayan bu volkanın arkasından kendi bölüğü ve bu coşkunluğa kendini kaptıran diğer bölük alevden bir sel gibi Ruslar üzerine akıyor, rastladığı engelleri yıkıyordu.

Bu saldırış hedefine varmıştı. Kalabalık Rus safları karışmış, birçokları geriye doğru kaçışmaya başlamışlardı. Bozgunun, Rusların diğer saflarına da yayılması pek yakındı. Fakat durumu vaktinde anlayan Rus Komutanı, dört taburlu yeni bir alayı karışan bölgeye sürdü. Bu sırada yağan topçu mermilerinden biri, kavga meydanının en parlak yıldızı Abdurrahman Yüzbaşı’nın bacağını kopardı. Bunu gören Salih Çavuş, yağan mermiler ve yaklaşan kudurmuş Rus dalgalarına aldırmadan yüzbaşının yanına koşmuş ve onu sırtına almıştı. Ancak büyük bir hedef olan bu iki vücut birkaç adım atamadan bir makineli tüfeğin hain kurşunlarıyla yere serilmişti. Yetişen Rus erleri, bu yaralı aslanların kana bulanmış vücutlarına hunharca süngülerini saplamayı sanki son bir görev saymışlardı.

Kendisinin beş katı bir kuvvetle çarpışmaktan yılmayan 82 nci Alayın kahramanlarından bazıları şehit bazıları da gazi olarak bir yandan Allah’ın en sevgili kulları katına erişirken öte yandan tarihin sararmış yaprakları arasına isimleriyle değil ama anılarıyla giriyorlardı.

Doğu Cephesi’nde kahramanca savaşarak diğer birliklere de örnek olan 82 nci Alay 1 nci Tabur 1 nci Bölük Komutanı Yüzbaşı Abdurrahman, cephede destanlaşarak hikâyesi kuşaktan kuşağa aktarılan, unutulmaz bir kahraman olmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir