BİR HALK ÖNDERİNİN PORTRESİ

BİR HALK ÖNDERİNİN PORTRESİ

BİR HALK ÖNDERİNİN PORTRESİ

Devrimci, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşantısını incelerken, onun portresine vuran halk ışığını gözden kaçırmamalıdır. Anca bu ışıklarladır ki onun yaşantısının, savaşlarının, devrimlerinin, ilkelerinin ve felsefesinin köklerine ve anlamına varılabilir. Bu ışık içinde ona verilecek en güzel ve anlamlı ad halk önderi oluyor.

Selanik’te ateşli ve devrimci bir kurmay, Çanakkale’de Anafartalar kahramanı bir kumandan, bir asker ve birdenbire, Samsun’da ordu müfettişi iken, Anadolu yollarına düşünce ulusun bir bireyi, halktan biri oluyor. Erzurum kongeresinden sonra onu sıcak ve çekici halk giysileri içinde görüyoruz, generallik giysisini, bir halk savaşı içinde ve ardında bir başkomutan olarak giyiyor. Bu giysi içinde bile halkça güçlü olan bir yanı vardır, biçimci ve gelenekçi bir devletin başkomutanı değildir, halk içinden yaratılmış bir devletin başkomutanı değildir, halk içinden yaratılmış bir ulusal savaş ordusunun komutanıdır. Bir savaş önderi, bir savaş ustasıdır ve bu savaşın ülküsü halkı tam bir kurtuluşa, tam bir bağımsızlığa kavuşturmaktır.

“Milli Mücadele”nin yıldızları ve defneleri parlayan mareşal yakasıyla o, Gazi Mustafa Kemal Paşa, bir kurtuluş savaşına atılmış Türk halkının önderi, alan savaşlarının halk önderidir. Mustafa Kemal doğrudan doğruya halk kaynağından gelmektedir, ana ve babası halktan insanlardır. Kaynağından başlayan bu halk çizgisi onu bütün yaşantısı boyunca izlemektedir. Bu çizgi onun yaşantısında, davranışlarında, devrimlerinde ve ilkelerinde belirmektedir.

Onu l919 Haziranı’nda Amasya’da karşılayalım. Havza yollarından gelmektedir. Bir genel müfettiş midir? Düşüncelerini ve gücünü biçimci bir devletin otorite kaynaklarına dayayan yüksek bir askeri memur mudur? Amasya’ya halktan bir adam gibi girer. Amasya’ya kurtuluş ordusunun generali gibi girer. Osmanlı devletinin bütün geleneklerini bırakmıştır, halkın yanını seçmiştir.

Durmadan telgraflar, mektuplar yazıyor; bu telgrafları ve mektupları inceleyelim. bu telgrafların. mektupların havasında bir üçüncü ordu müfettişinin edası, kokusu yoktur, halka dayanmış bir insanın sesi, inancı, sertliği ve kesinliği vardır. Erzurum Kongresi’nden sonra Üçüncü Ordu Müfettişi bile değildir, bir Osmanlı generali değildir, Anadolu halkının Mustafa Kemal Paşasıdır. Erzurum ile Sıvas arasındaki yolu otomobille geçerken, çoktan halkın içine girmiş halkın önderi olmuştur.

Sivas Kongresi’nden sonra telgrafların, mektupların altında şu kısa, ama anlamlı imza görünür: Hey ‘eti Temsiliye adına Mustafa Kemal. Hangi Hey’eti Temsiliye? Bir avuç ülkücünün kurduğu kurtuluş cuntasının başındadır, ama o, bu kurulu, Sivas Kongresi’nde halka dayamayı bilmiştir. Kendi kendisini seçmemiştir, kendisini seçmişlerdir. Hey’eti Temsiliye Başkanlığı’na Sivas Kongresi’nce, yani Anadolu halkınca seçilmiştir. Gücü ve açıklığı buradadır. Halkın ortasında ve arasında açık ve aydınlık bir savaş vermektedir.

Bu Hey’eti Temsiliye neyi temsil etmektedir! Bütün bir ulusu, kurtulmaya karar vermiş bir halkı. Kimi dolaklı avcı ceketli, kimi belden kemerli paltosuyla o şimdi Ankara halkı arasında ulusal savaşın önderidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Başkanı’dır. Ulusal savaş ordularının komutanlık kalpağını, giysilerini ve çizmelerini Sakarya savaşlarında giyer.

Ulusal savaş resimlerinden en güzeli onu Sakarya savaşlarının sonunda Duatepe’de gösterir. Bu bir bozkır sabahıdır. Toprak güz yağmurlarıyla ıslak ve hava serindir. l0-l2 Eylül günlerinden biri. Toprağın üzerine bir keçe sermişlerdir. Sırtında eski, kaba bir asker pelerini vardır. Halkın pelerini. Onu giymemiş, omuzlarına atmış. Bağdaş kurmuştur. Bacakları ve ayakları kutsal ana topraktadır. Başında Kuvayı MilIiye kalpağı vardır. Dürbünü gözlerine tutmuştur. “Sakarya melhamei kûbrası” dediği, Sakarya savaşlarının son anlarını izlemektedir. l3 Eylül’de Sakarya doğusunda düşman kalmayacak ve düşman çekilip kaçacaktır.

Bu resimde, çok dikkatle gözlenince görülen küçük, çok küçük bir şey var. Mustafa Kemal’in görünen çizmesinin tabanında, burunda ufak bir delik vardır. Halk o kadar verebilmiştir ve o, başkomutan o kadarını giyebilmiştir. Biraz sonra, ana vatan toprağı üzerinde doğrulacak ve çizmesinin altından vatan toprağının ıslak sıcaklığını duyacaktır, ürperecek ve titreyecektir. Toprağının ve halkın yoksulluğunu, bir zafer sabahında ta iliklerinde duymuştur. Bu duyguyu ilkelerinde ve devrimlerinde işleyecektir. Hep halk önderi kalacaktır.

O, odaların, sarayların, törenlerin başkomutanı değildir, kutsal vatan toprağının, çıplak ve gerçek toprağın askeridir, oradan zaferle birlikte gerçek kurtuluşun sesini de getirecektir. Savaşlarının üzerine bir uygarlık, bir devrim düzeni kurmasının anlamı budur. Ayaklarından yüreğine değin ana toprağın ve halkın sızısını, acısını, çıplaklığını, yoksulluğunu duyuyor.

Cumhurbaşkanı olarak görevi nedir! Havza’dan yola, halktan biri, Mustafa Kemal olarak çıkarken görevi ne idiyse odur. Erzurum ve Sivas kongrelerinde halktan biri olarak içtiği gizli andı unutmamıştır: Kurtuluşun. uyanışın önderi olacaktır. Halkın derin kaynaklarını sezecektir. Ve bu kaynaklardan devrimlerinin ilkelerini örecektir. Yoksulluğa. geriliğe ve karanlığa savaş. Törensel bir cumhurbaşkanı olmamıştır. Halk önderi bir Cumhurbaşkanıdır.

Büyük ekonomik gelişmeler arasında ortaçağ düzeninden çıkış yolları aramaktadır, halkın kan ve emeğinden doğan devleti halka yöneltmektedir, bir devletçilik önderidir. Yenileşme yolunda ortaya halktan biri olarak çıkar. Kastamonu’da hasır şapkası ile halkı selamlar. Ve Sivas dolaylarında. karatahta başındadır. Uygarlık savaşının öğretmenidir. Bizler, devrimciler onun bu halkçı çizgilerini iyi izlemek zorundayız.

Onun halk önderi portresi kurtuluş ve uyanış savaşımızı ışıklarla doldurmaktadır. Halka ihanet etmemiş bir insandır o. Çıktığı kaynağı yaşantısı ile izlemiş, halka dayanmış, halk için savaşmış ve yeniden o kaynağa, bütün devrim güçlerini bağrında saklayan halka dönmüştür.

Bu yüzden, Mustafa Kemal Atatürk oradadır, halkın içindedir, halktan yana, halk için ve halk uğruna Türk ulusunun devrimci çabalarını yönetmekte, gene de, kuşakların halk önderi olarak kalmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi bu açıdan incelenince, halkın ışığı içinde o, her zaman ve her zaman Türkiye sorunlarının çözümleyicisi olarak kalmaktadır. Neden ki, o halk olmanın, halka önder olmanın sorunlarını çözmüştür.

(I0 Kasım l938)

CEYHUN ATUF KANSU
Devrimcinin Takvimi, 1962, S. 67 – 72

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir