Atatürk ve İzmir

Atatürk ve İzmir

Atatürk ve İzmir

İzmir’in Atatürk’ün hayatında çok ayrı bir yeri vardır.

“Ben bütün İzmir ve İzmirlileri severim. Güzel İzmir’in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim.”

Öncelikle doğup büyüdüğü yer olan Selanik’e çok benzemesi, sonra Selanik ile aynı işgal ve acıları yaşaması, Anadolu’nun işgalinin İzmir’den başlaması, ilk kurşunun İzmir’de atılması, Kuvayi Milliye’nin İzmir’den filizlenmesi, Büyük taarruzun İzmir’de son bulması, annesinin mezarının İzmir’de olması, İzmir hemşeriliğini kabul etmesi, coğrafi güzelliği gibi pek çok neden sayılabilir.

İşgal yıllarında dahi İzmir’in düşmanın baskı ve zulmüne karşı sessiz kalmaması, teslim olmaması, düşmana rahat yüzü göstermeden Anadolu hareketine destek sağlaması ise sevgisine asıl sebeptir.

İzmir halkını sevdiğini ve İzmir halkının da kendisini sevdiğinden emin olduğunu söyleyen Mustafa Kemal Atatürk defalarca İzmir’e gelmiş, işgal altındaki İstanbul’a alternatif olarak yüzyıllardır ticaret merkezi ve sosyal başkent durumundaki İzmir’i ön plana çıkartma gayretinde olmuştur.

Sayısız azınlığın kardeşçe yaşadığı bu kozmopolit şehir aslında modern dünya yaşamına örnektir ve gerek siyasi, gerek milliyet ve gerekse din ayrımının ilişkilerde bir fark yaratmadığı bu güzel şehirle ilgili Ata’nın hep güzel anıları olmuştur. Bu yüzden annesinin mezarını da İzmir’e teslim etmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk milli mücadele yıllarından önce İzmir’i ilk olarak 1905 Şubatında görmüştür. Ali Fuat Cebesoy şunları söylemektedir;

“Mustafa Kemal, ben, Müfit Kırşehir ve diğer bazı mümtaz yüzbaşılar İstanbul Limanı’ndan kalkan bir Nemse Vapuruyla Beyrut’a hareket ettik. Ertesi gün öğle üzeri İzmir’e geldik. İzmir’i ilk defa görüyordum üç arkadaş bir araba tutarak Kordonboyu’nda dolaştık. Şehir fevkalade güzeldi. Şehirdeki gazinolarda orkestralar çalıyordu. Birine girmek istedik fakat; sonra vapuru kaçırmaktan korkarak bundan vazgeçtik,.”

11 Ekim 1925 günü İzmir Belediye Balkonu’ndan halka hitaben yaptığı konuşmada: “Ben İzmir’i ilk gördüğüm gün mektebi terk ederek menfâma (sürgüne) gittiğim gündür. Bu güzel memlekette, menfâma giderken birkaç saat geçirmiştim. O zaman bu güzel rıhtımı baştanbaşa bize hasmîâi can olan yabancı bir ırkın mensuplarıyla memlû görmüştüm. O zaman hükmetmiştim ki; İzmir hakiki, asil ve necip Türk İzmirlilerden gitmişti..”

Mustafa Kemal Eylül 1907 de Selanik’e geçerken de İzmir’e uğramıştır ki bu onun şehre ikinci gelişidir. Üçüncüsü Trablusgarb’a giderken, İzmir’e uğramıştır. 17 Ekim 1911 tarihinde Urla karantinasında içinde bulunduğu Rus vapurundan Selanik’te bulunan Fuat Bulca’ya yazdığı mektuptan anlıyoruz. Bu mektupta ” .Vatanı Kurtarmak için şimdiye kadar olduğundan ziyade gayret ve fedakarlık zorunludur” demektedir.

Anadolu gazetesinin 9 Eylül 1913 tarihli sayısında, “Mustafa Kemal Bey” başlıklı yazıda şöyle denilmektedir:

İZMİR’İN KURTULUŞU VE GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN İZMİR’E GELİŞİ

30 Ağustos 1922’de Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi’nin kazanılması ile Yunan ordusu imha edilmiştir.

1 Eylül 1922’de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” emrini verir. 9 Eylül 1922’de ordumuz İzmir’i alır. Atatürk İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Rauf (Orbay) Bey’e telgrafta: “Birliklerimiz İzmir doğu sırtlarında düşmanın son direnişini kırdıktan sonra bugün mağlup düşmanla beraber İzmir’imize zaferle girdik. Ben yarın öğleden itibaren İzmir’de bulunacağım”der.

Aynı gün Yunan’ın ateşe verdiği Kasaba’ya (Turgutlu) varıp burayı ve yanan köyleri geçer. Armutlu’ya gelinir. Burada mola verilir Mustafa Kemal koyu bir güneş gözlüğü taktığı için tanınmaz. Orada bulunan bir ihtiyar, koynundan bir resim çıkarır, bir kaç kere önce resme, sonra Mustafa Kemal’e bakar. Mustafa Kemal gözlüğünü alnına doğru kaldırınca ihtiyar daha yakına yanaşır ve daha dikkatli bakar. Birdenbire yüzünün rengi değişir, her yanı titreyerek, “Bu sensin, bu!”diye bağırır. Sonra orada bulunanlara dönerek, haykıra haykıra “Ey ahali koşun, koşun! Bu odur, Kemalimiz geldi!”der demez bütün halk otomobile koşar. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı kimi toprağı, kimi tekerlekleri öpüyor, kimi Mustafa Kemal’in boynuna, eline sarılıyor kimi otomobili omuzlarında taşımaya çalışıyordu.

Mustafa Kemal 9 Eylül 1922 Cumartesi günü karargahı ile Belkahve’ye varır. Bir incir ağacının altında Kadifekale’de şanlı bayrağımızın dalgalandığı İzmir’i uzun uzun seyreder. Düşman devletlerin karma donanması körfezdedir. Hava kararıncaya kadar burada kalır. Geceyi geçirmek için Nif (Kemalpaşa)’ya gelinir. Rüşen Eşref Ünaydın anlatır:

“Seni, bir iki basamak merdivenle ilk katına çıkılan, zaten sanırım o ev sadece bir katlı idi, o evin kapısından içeri girişte, başları beyaz örtülerle sımsıkı sarılı köy kadınları karşıladılar. ….Yedi sekiz kadın… Gölgeler gibi çekingendirler. Seni o dar girişte görünce, yerlere doğru eğildiler; sarılıp dizlerinden öptüler; baş örtülerinin ucu ile ayaklarından tozlar aldılar, bir ikisi o tozları gözlerine sürdüler! Ve onların gözlerinden senin ayakkabılarına yaşlar damladı. Sen onları ağır başla selamladın. Onlar senin önünde el bağladılar, yaşlı gözlerle sana uzun uzun baktılar. Bu el bağlayışlar, bu susuşlar sana bir sonsuz minneti ve hayranlığı bin sözden ne kadar daha iyi anlatıyordu.”

Atatürk yanında Mareşal Fevzi (Çakmak) Garp Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Paşa Garp Cephesi Kurmay Başkanı Asım (Gündüz) Paşa ve karargahı ile 10 Eylül 1922 günü İzmir’e girmiş burada Fahrettin (Altay) Paşa İle buluşarak doğruca Hükümet Konağına gitmiştir. İzmirliler kurtarıcılarını büyük bir törenle, sevinç ve coşkunlukla karşılamışlardır. İzmir Hükümet Konağı balkonundan, Konak alanını hınca hınç dolduran İzmirlileri, selamlayarak kısa bir konuşma yapar.

“Bu başarı milletindir” der.

Daha sonraları da yapılan her türlü hamleyi ve başarıyı hiç bir zaman kendine değil, canından çok sevdiği milletine mal etti.

Konak Meydanı’na İzmirli Türklerin büyük kurtarıcılarına armağanı olan bir açık otomobil getirirler. Otomobilin her yanı kırmızı beyaz kurdelelerle küçük beyaz güllerle süslenmiştir. Gül bahçesi gibi arabayı beğenerek seyreder. İzmirlilerin inceliğinden duygulanır. Fakat; çiçeklerin arasındaki kuzuyu fark edince, Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey’e dönerek:

“Aman! Çabuk gidin söyleyin; şu kuzuyu kesmesinler…”

Ruşen Eşref Bey anlatır:

“Aşağıya çok hızla koştum. Fakat; kapını önüne varınca gördüm ki beyaz mermere al kanlar yayılmış, vaktinde yetişemediğimi arz için başımı ve ellerimi kaldırıp yukarı sana doğru baktım. Gördüm ki balkondan çekilmişsin şimdi o anı bir daha hatırladıkça, saldırgan ordusunu yok etmiş bir Muzaffer Başkomutanın bir kuzu kanı dökülmesine bakamayacak derecede bir insan yüreği taşır olduğunu hasretle bir daha anıyorum.”

“Bingazi muharebatı esnasında Derne ve Tobruk kumandanlığı vazifesini kemal-i muvaffakiyet ve celadetle ifa edip bilahare Bolayır Ordusu Erkân-ı Harbiye riyasetine tayin buyrulup harekât-ı ahirede (Edirne’nin geri alınması) fevkalade ibraz-î faaliyet eyleyen erkan-ı harb binbaşısı Mustafa Kemal Bey’in bera-yı tedbil’i hava şehrimizi teşrif eyledikleri istihbar olunmuştur. Gazetemiz bu muhterem askere beyanı hoşamedi eylemeği vicdanı bir vazife, telakki eyleriz.”

Anadolu Gazetesinde ki bu haber Mustafa Kemal’in Milli Mücadeleden önce dördüncü kez İzmir’e geldiğini göstermektedir. Ancak bununla ilgili olarak hiçbir kaynakta bilgi bulunmadığı gibi Atatürk’ün kendisi de bundan söz etmemektedir.

İZMİR’DE DÜŞMAN BAYRAĞINA SAYGI

Aynı gün öğleden sonra bir atın kuyruğuna bağlanmış yerde sürüyen Yunan bayrağını görünce “Bayrağı ters taşıyabilirler fakat; yerde süründürmesinler, bu bizim adetlerimize yakışmaz” diye haber gönderir ve bayrak atın kuyruğundan kaldırılır.

Daha sonra Mustafa Kemal yanına yazar Ruşen Eşref’i ve yaverlerini alarak otomobiline biner, biri otomobilinin önünde diğeri arkasında yer alan iki kısraklı süvari bölüğünün arasında, Konak Meydanı’ndan Karşıyaka’da onu konuk etmek için hazırlanmış eve gitmek üzere ayrılır.

Karşıyaka’daki kalacağı eve geldiğinde evin mermer taraçasına çıktıktan sonra kapının önüne ipek bir Yunan bayrağı serilmiştir. Üzerine basılacak bir yol halısı gibi yayılmıştır. Kadın ve erkek orada bulunan İzmirliler:

“Buyurunuz geçiniz…. Bizim öcümüzü yerine getiriniz. Yabancı kral bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmişti. Siz lütfedin, bu karşılıkla o lekeyi silin! Burası sizin şehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir”diye yalvarıyorlardı. Mustafa Kemal yerde serili bayrağın önünde durur, ağlayarak yalvaran kadın ve erkeklere tatlılıkla bakarak;

“O geçmişte kötü etmiş. Bir milletin istiklalini temsil eden bayrak çiğnenmez. Ben onun hatasını tekrar edemem”der. Bayrağı kaldırtır ve bembeyaz mermerlere basarak içeri girer. Ruşen Eşref Ünaydın “İşte sen İzmir’e ilk gün zaferinle böyle girdin”der.

İZMİR HEMŞEHRİLİĞİ

İzmirliler Atatürk’e 14 Eylül 1922 tarihinde hemşerilik teklif ederler ve Atatürk tarafından kabul edilir. Atatürk, 24 Eylül 1922 tarihinde İzmir Muhterem Hamiyetli Ahalisine hitabı ile yazdığı mektupta:

“İzmir Belediye ve Yönetim Meclisleri aracılığı ile bana İzmir Hemşeriliği sanı verildiğini öğrendim. Ülkemizin Akdeniz’e karşı ışığı olan, düşman işgalinden kurtulması için bütün ülkeyi seve seve yıllarca sıkıntılara sürüklemiş bulunan İzmir’imizin hemşerileri arasında sayılmak bana sonsuz bir sevinç ve övünç olmuştur.

Bundan yaklaşık üç yıl önce İzmir felaketi ile yüreği en büyük üzüntü ve aynı zamanda en güçlü bir inanç kararlılığı ile çarpmış; başladığımız bağımsızlık savaşında bana en güçlü umutları vermiş olan yiğit Erzurum halkı da beni hemşehrileri arasına almakla ödüllendirmiş oluyordu.

Bana ulusal savaşımızın, önemli bir girişiminin başlangıcını anımsatmakta bulunan Erzurum hemşeriliğine, savaşımızın zaferini müjdeleyen İzmir hemşeriliğini ekleyerek, değerli bir ödül vermiş oluyorsunuz.

İzmirli hemşerilerime sevgi ve bağlılıkla teşekkürlerimi sunarım. İzmir’in acılarını gidermek için genel görevlerimizin verdiği zorunluluktan başka özel ve içten bir ilgi ile çalışmak, benim için bir ülkü olacaktır.

Hepinize selam ve sevgi hemşehrilerim”der.

İZMİR’İN KURTULUŞUNDAN SONRA ATATÜRK’ÜN İZMİR’E GELİŞLERİ

Gazi Mustafa Kemal 10 Eylül 1922’de İzmir’e geldikten sonra 29 Eylül 1922’de İzmir’den ayrılmıştır.

Düşman işgalinden kurtarılmasından bir gün sonra İzmir’e gelen Atatürk’ün bu tarihten önce İzmir’e kaç defa geldiği kaynaklarda çeşitli şekilde yer almaktadır. Ancak, gerek kendi ifadeleri ve gerekse çeşitli anılardan edinilen bilgilere göre Mustafa Kemal Paşa, 1905– 1922 tarihleri arasında dört kez İzmir’e gelmiştir. Fakat bazıları zorunlu gerçekleşen bu gezileri belki de ‘geçerken uğrama’ olarak kabul etmek gerekir.

Atatürk’ün İzmir ziyaretleri, Şubat 1905 tarihinde başlamış, Güz 1938 tarihinde son bulmuştur. Bu tarihler arasında kısa süreli uğramalar dışında Atatürk, çıkmış olduğu Yurt Gezilerinde; İzmir’i 4’ü Millî Mücadele öncesi dönemde olmak üzere 18 kez ziyaret etmiştir.

Atatürk’ün İzmir Ziyaretleri üç ana başlık altında ele alınabilir:

I- Millî Mücadele Dönemi Öncesi Uğramalar/Gelişler
II-Cumhuriyet’in İlânı Öncesi Ziyaretler
III-Cumhuriyet ve Devrimler Süreci Ziyaretler

I- Mustafa Kemal ’in 1905 – 1922 Yılları Arasında İzmir’e Gelişleri

Şubat 1905 Gelişi: Şubat 1905’de Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal Bey, Suriye’deki V. Ordu Karargâhı’na giderken İzmir’e uğramıştır.

Eylül 1907 Gelişi: Eylül 1907’de Şam’dan Selanik’e giderken İzmir’e uğramasıyla gerçekleşmiştir.

1911 Gelişi: 1911 yılında Trablusgarp Savaşı’na katılmak için çıktığı yolculukta bindiği vapurun Urla karantinasına uğramasıyla olmuştur.

9/22 Eylül 1913 Gelişi: 9 Eylül 1913 tarihinde hava değişimi nedeniyle Selanik’e giderken uğramasıyla gerçekleşmiştir. Bu bilinen ziyaretleri dışında da Atatürk şüphesiz İzmir’e uğramıştır. Nitekim 22 Eylül 1913 tarihli Anadolu Gazetesi Erkânıharp Binbaşısı Mustafa Kemal Bey’in ‘berây-ı tebdil-i hevâ’ (hava değişimi için) İzmir’e geldiği haberinde olduğu gibi şu ana kadar tespit edilemeyen ziyaretlerin-uğramaların olması muhtemeldir.

II- Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhuriyet’in İlânı Öncesi İzmir Ziyaretleri (1922 – 1923)

1. 10 – 29 Eylül 1922

Büyük Zafer’den sonra 10 Eylül 1922 günü İzmir’e gelen ve 29 Eylül 1922 akşamına kadar 19 gün İzmir’de kalan Mustafa Kemal Paşa bu süre içinde yerli ve yabancı basın mensupları ile görüşmüş, millete ordunun başarılarını bildiren bir beyanname yayınlamıştır. 14 Eylül’de İzmir Belediye Meclisi’nin teklif ettiği hemşehrilik beratını kabul etmiştir. İtilaf devletleri ile mütareke ve barış konusunda görüşmeler yapmış ve 30 Eylül 1922 akşamı Ankara’ya dönmüştür.

2. 27 Ocak – 06 Şubat 1923

Gazi Paşa’nın annesi Zübeyde Hanım, rahatsızlığı nedeniyle Ankara’dan İzmir’e gönderilmiş ve bir ay kadar tedavi gördükten sonra 15 Ocak 1923 tarihinde Karşıyaka’da vefat etmişti. Annesinin ölüm haberini alan Mustafa Kemal Paşa, 27 Ocak sabahı Manisa üzerinden Karşıyaka istasyonuna gelerek annesinin mezarını beraberindeki komutanlarla birlikte ziyaret etmiştir. 28 Ocak akşamı İzmir Belediyesi’nin Hükümet Konağı’nda onuruna verdiği yemeğe katılmıştır. Yemekte kendisine İzmir Göztepe nüfusuna kayıtlı olduğuna dair ‘nüfus tezkeresi’ verilmiştir. 29 Ocak günü Latife Hanım ile ‘sade’ bir nikâh töreni ile evlenmiştir.

3. 10- 18 Şubat 1923

İzmir’e üçüncü gelişinde ise yanında eşi Latife Hanım da vardır. 10 Şubat 1923 günü Edremit yolu ile tekrar İzmir’e gelerek 17 Şubat günü Türkiye İktisat Kongresi’ni açmıştır. 18 Şubat 1923 günü Lozan’dan dönen Türk Heyeti ile buluşmak üzere Eskişehir’e hareket etmiştir.

4. 24 Temmuz – 2 Ağustos 1923

Bu defaki gelişinde 27 Temmuz 1923 günü Uşakizâdelere ait Göztepe’deki Köşk’te misafir olmuş, 2 Ağustos 1923 tarihinde Ankara’ya dönmüştür.

III- Atatürk’ün, Cumhuriyet ve Devrimler Süreci Ziyaretleri ( 1923 – 1937)

1. 31 Aralık 1923 – 23 Şubat 1924

Cumhuriyet’in ilânından sonra Cumhurbaşkanı olarak İzmir’e ilk gelişi 2 Ocak 1924 tarihinde olmuştur. 10 Ocak günü İnönü Zaferi’nin üçüncü yıldönümü dolayısıyla Hâkimiyet-i Milliye gazetesine demeç vermiştir. 16 Ocak’ta İzmir Bölge Sanat Okulu’nu gezmiştir. 9 Şubat 1924’te İzmir’den Selçuk/Efes’e giderek arkeolojiye olan ilgisini göstermiştir. 25 Şubat akşamı Ankara’ya dönmüş ve İzmir’e bu gelişinde toplam 52 gün kalmıştır.
Bu bina, İzmir Belediyesi tarafından 13 Ekim 1926 tarihinde hazineden satın alınarak, İzmir halkı adına Mustafa Kemal Paşa’ya hediye edilmiş ve günümüzde “Atatürk Müzesi” olarak hizmet vermektedir.

2. 11 – 16 Ekim 1925

Eşi Latife Hanım ile olan evliliğine son verdikten sonra 11 Ekim 1925’te İzmir’e ilk defa geldi. Belediye’de bir konuşma yaptı ve fener alayına katıldı. 12 Ekim’de Kemalpaşa Türk Ocağı’nda, 13 Ocak’ta Müstahkem Mevki Komutanlığı’nın verdiği yemekte, 14 Ocak’ta İzmir Belediyesi’nin düzenlediği ziyafette, 15 Ocak’ta Kız ve Erkek Öğretmen okullarında birer konuşma yaptı. 16 Ekim’de Konya’ya gitmek üzere İzmir’den ayrıldı.

3. 16 Haziran – 10/11 Temmuz 1926

16 Haziran 1926 günü Bursa’dan İzmir’e geldi. 18 Haziran’da Anadolu Ajansı’na bir demeç verdi. 30 Haziran’da İsmet İnönü ile birlikte Çeşme’ye gitti. 9 Temmuz 1926 günü İzmir’den ayrıldı. Ali Subay ailesinin mülkiyetinde olan bu ev ne yazık ki yıkılmış yerine bir restoran/kafe yapılmış günümüze bir resmi dahi olsun ulaşamamıştır.

4. 26 Şubat – 5 Mart 1930

26 Şubat 1930 tarihinde İzmir’e gelen Atatürk, bugün İzmir’de Atatürk Müzesi olarak hizmet veren ve İzmir Belediyesi’nin 1927 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’ya hediye ettiği Kordon’daki Naim Palas adlı otelde bir hafta dinlendi.

5. 27 Ocak – 6 Şubat 1931

27 Ocak 1931 tarihinde Ankara’dan İzmir’e geldi.. Ertesi gün İzmir’de incelemelerde bulundu. 30 Ocak’ta Kemalpaşa ilçesi ve Armutlu köyüne gitti. 1 Şubat’ta Erkek Lisesi ve Kız Lisesi’ni ziyaret etti. 3 Şubat’ta İzmir (Arkeoloji) Müzesi’ni gezdi. Aydın’a gitmek üzere İzmir’den ayrıldı.

6. 31 Ocak – 8 Şubat 1933

Atatürk, İzmir’e 31 Ocak 1933 tarihinde geldi. Kordon’daki köşkünde misafir oldu. 1 Şubat günü İzmir Valiliği’ni, Komutanlığı, Belediye’yi, Cumhuriyet Halk Fırkası il merkezini, bazı okulları gezdi. 2 Şubat’ta da Bornova Ziraat Okulu’nu, 3 Şubat’ta İzmir Millî Kütüphane’sini gezdi. 8 Şubat’ta Bursa’ya gitmek üzere İzmir’den ayrıldı.

7. 9 – 13 Nisan 1934

Atatürk, hem askerî manevraları izlemek hem de, ilk kez düzenlenen Çocuk Balosu’na katılmak üzere 9 Nisan 1934 günü İzmir’e geldi. 10 Nisan’da Selçuk ve Kuşadası’na giderek tekrar İzmir’e döndü. 11 Nisan’da Seferihisar ve Bornova’yı ziyaret etti. 12 Nisan’da İzmir Palas’taki çocuk balosuna katıldı. 13 Nisan’da İzmir’den ayrıldı.

8. 22-24 Haziran 1934

22 Haziran 1934 tarihinde İran Şahı Rıza Pehlevi ile birlikte İzmir’deydi. Bornova Ziraat Enstitüsü’nde dinlendikten sonra askerî birlikleri, bazı okulları, halkevini ve Konak’ta bulunan Millî Kütüphane’yi gezdi. 23 Haziran’da Gaziemir’deki askerî birliklerin denetlenmesinden sonra 24 Haziran’da Balıkesir’e gitmek üzere şehirden ayrıldı.

9. 10 – 11 Ekim 1937

Atatürk, 10/11 Ekim 1937 tarihinde Ege Manevraları’nı izlemek üzere Selçuk/Çamlık manevra bölgesine gelmiş sonra Nazilli’ye giderek Basma Fabrikası’nın açılışını yapmış ardından askerî birlikleri denetleyerek Aydın üzerinden Ankara’ya dönmüştür. Bu günler İzmirlilerin Gazi’yi son görüşleri olmuştur. Ancak Gazi’nin ilkeleri ve hatırası İzmir’in her köşesinde yaşamaktadır.

10. Güz 1937

Atatürk, eskimiş olan Ertuğrul Yatı’nın yerine yeni bir yat arayışı içinde olduğu dönemde Türkiye’deki en büyük yelkenlilerden olan İzmir Levantenlerinden Harold Frederic Geraud’a ait ‘Lilias’ adlı tekneyi incelemek üzere İzmir’e gelmiştir.

Kaynakça;
Latif DAŞDEMİR “ Atatürk’ün İzmir Ziyaretleri ve Kaynakçalı Kronolojisi”
Dr. Eren Akçiçek, “Atatürk’ün Hayatında İzmir”

ATATÜRK, İZMİR VE TARİHİ MEKANLAR

UŞAKİZADE KÖŞKÜ

Uşakizade Köşkü, Uşakizade Sadık Bey tarafından İzmir Göztepe’de 1860 yılında yaptırılmıştır. Uşakizade Ailesi, yazlık ev inşa etmek üzere İzmir’in en serin yerini araştırmış ve burada, bodrum dahil üç katlı olan bu köşkü yaptırmıştır. Köşkün bodrumunda kiler ve görevli odaları, birinci katta iki salon, yemek odası ve mürebbiye odası bulunmaktadır. İkinci katta ise 4 yatak odası ve iki oturma odası yer almaktadır.

Gazi Mustafa Kemal Paşa ilk defa İzmir’in kurtuluşunun altıncı günü, 14 Eylül 1922’de Uşakizade Köşkü’ne gelmiştir. Bu gelişinde 16 gün kalan Gazi, Köşkü ‘Başkomutanlık Karargâhı’ olarak kullanmıştır. Bu süreçte yerli ve yabancı birçok devlet adamı ve gazeteci, köşkte Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı ziyaret etmiştir.

Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923 tarihinde Karşıyaka’daki Uşakizade Köşk’ünde vefat etmiştir. Annesinin ölümü üzerine İzmir’e gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa, 29 Ocak 1923 tarihinde Latife Hanım’la Göztepe’deki bu köşkte kıyılan nikah ile evlenmiştir. Nikah; günümüz medeni nikâhının öncülüğünü yapmıştır. Nikâhtan sonra, Latife Hanım’la Batı Anadolu’ya gezi yapan Gazi, Latife Hanım’ı vatandaşlarıyla tanıştırmıştır.

Uşakizade Köşk’ünde üçüncü kalışında; ‘İktisat Kongresi’nin açılış hazırlığını ve açış konuşmasını yapan Gazi, eşi Latife Hanım’ı yanına alarak Ankara’ya dönmüştür. 23 Şubat 1923 tarihi, Latife Hanım’ın Ankara’ya ve Çankaya Köşkü’ne ilk gelişidir.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın köşke dördüncü gelişinde ise, yanında iki Bakan konuğu vardır.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın beşinci ve son gelişi; 2 Ocak 1924 – 22 Şubat 1924 tarihleri arasında gerçekleşir. Gazi’nin Uşakizade Köşkü’nde 53 gün misafir kaldığı bu dinlenme gezisi, O’nun Cumhurbaşkanı olarak İzmir’e ilk gelişi olması açısından da başka bir önem taşımaktadır.

Gazi Mustafa Kemal Paşa, beş kez konuk olduğu Uşakizade Köşk’ünde toplam 91 gün kalmıştır. Uşakizade Köşk’ü, 14 Eylül 1922 – 29 Ocak 1923 arasında ‘Başkomutanlık Karargâhı’ olmasının onurunu günümüzde de yaşamaktadır.

Latife Hanım

Latife Hanım; Uşakizade Muammer Bey’in üçü kız, üçü erkek olan çocuklarının en büyüğüdür. 1900 doğumlu olan Latife Hanım, ilkokulu Uşakizade Köşkü’nün bahçesindeki ‘Camlı Köşk’te özel öğretmenlerle okumuştur. İstanbul Arnavutköy Amerikan Koleji’nde liseyi bitirdikten sonra Fransa’daki Sorbonne Üniversite’sinde Hukuk ve Siyaset eğitimi almıştır. Dört lisan bilen Latife Hanım, İzmir’in kurtuluşunu görebilmek için, Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılması üzerine İzmir’e dönmüştür.

29 Ocak 1923 ile 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında Gazi Mustafa Kemal Paşa’yla 2 yıl, 5 ay, 5 gün evli kalan Latife Hanım, 13 Temmuz 1975’te İstanbul Harbiye’de vefat etmiştir. Mezarı Edirnekapı Şehitliği’ndedir.

İzmir Özel Türk Koleji

Uşakizade Köşkü, İzmir Özel Türk Koleji Kurucusu Bahattin Tatış tarafından 1951 yılında Latife Hanım’dan kiralanmış ve 1991 yılına kadar eğitim amaçlı kullanılmıştır. 1979 yılında İzmir Özel Türk Koleji’nin mülkiyetine geçen köşke Tatış Ailesi tarafından restorasyon yapılması kararı verilmiştir. 1998 yılında restorasyonu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından başlatılan Uşakizade Köşkü; 15 Haziran 2001’de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in katıldığı törenle açılmıştır. Aslına uygun eşyalarla düzenlenerek ziyarete açılan köşk, 2003 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Esaslı Onarım Ödülü’nü almıştır.

LATİFE HANIM KÖŞKÜ

Atatürk’ün annesi hastalandıktan sonra doktorlar ona İzmir’in havasının iyi geleceğini söylediler. Bunun üzerine Atatürk, yaveri Salih Bozok’u İzmir’e gönderdi. (uygun bir ev araması için) bu evin Rumlar’dan kalan bir ev olmamasını özenle rica etti. Salih Bozok’un bu nedenle İzmir’e hareket ettiğini öğrenen Latife Hanım, Salih Bozok’u arayarak Karşıyada’daki evlerinin Zübeyde Hanım için uygun olduğunu kendisine evi göstermek istediğini söyler. Salih Bozok’la birlikte eve girdiklerinde istasyona yakın olan bu evin uygunluğuna karar verdiler. Zübeyde Hanım son günlerini huzur içinde geçirdi. (Zübeyde Hanım felçli idi.)

Atatürk; Salih Bozok Ankara’ya dönüp Zübeyde Hanım’ı almaya gittiğinde Latife Hanım evi Zübeyde Hanım için hazırlamaya başladı. Evin tüm eşikleri kaldırılarak Zübeyde Hanım’ın tekerlekli iskemle ile dolaşmasına uygun hale getirildi.

Salih Bozok Zübeyde Hanım’ı getirdi. Zübeyde Hanım’ın ilerlemiş durumda olan rahatsızlığı daha fazla yaşamasına izin vermedi. Evin bahçesinde bulunan selvinin Atatürk ve Latife Hanım için dikildiği söylenir.

KORDON ATATÜRK MÜZESİ

İzmir, 1. Kordon (Atatürk Caddesi) üzerindedir ve 1875-1880 yıllarında halı tüccarı Takfor tarafından ev olarak yaptırılmıştır. 9 Eylül 1922’de sahibi tarafından terkedilmiş ve hazinenin mülkiyetine geçirilmiştir. İzmir’e giren Türk ordusu burasını karargâh olarak kullanmıştır. 17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresi toplandığında Atatürk şahsi çalışmalarını burada yürütmüştür. Kongre bitiminde karargâh bu binadan taşınmış ve hazine binayı Naim Bey’e otel olarak kullanmak üzere kiralamıştır. 16 Haziran 1926’da İzmir’e gelen Atatürk, İsmet Paşa ile birlikte Naim Palas’ta kalmıştır.

13 Ekim 1926’da bina İzmir Belediyesi tarafından satın alınmış ve bazı yeni eşyalar da konularak Atatürk’e hediye edilmiştir. Atatürk 1930-1934 yılları arasında İzmir’e her gelişinde hep bu evde kalmıştır. 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün vefatı üzerine, ev kızkardeşi Makbule Baysan’a veraset yoluyla intikal etmiştir. 25 Eylül 1940’ta İzmir Belediyesi binayı müze yapmak üzere istimlak etmiştir. Atatürk’ün İzmir’e gelişinin 19. yılına rastlayan 11 Eylül 1941 tarihinde müze törenle halka açılmıştır.

5 Ekim 1962 tarihinden itibaren müze “Atatürk İl Halk Kütüphanesi ve İzmir Şehri Atatürk Müzesi” adını almıştır. 28 Aralık 1972’de Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı’nın 12088 sayılı yazıları ile binanın mülkiyeti İzmir Arkeoloji Müzesi’ne verilmiştir. Restore ve tanzim edilerek 29 Ekim 1978’de törenle “Atatürk ve Etnografya Müzesi” olarak ziyarete açılmıştır. Müzedeki etnografik eserler 13 Mayıs 1988’de açılan yeni Etnografya Müzesi’ne taşındıktan sonra müzenin adı “Atatürk Müzesi” olmuştur.

Bina Osmanlı ve levanten mimarisi karışımından meydana gelen Neoklasik tarzda bir yapıdır. Bodrum, zemin, 1. kat ve çatı katından oluşmaktadır. Dikdörtgen planlı arka cephesi revaklı, avlulu 852 m²lik bir alanı kaplayan kârgir bir yapıdır. Ön cephede 1. katta cumbası vardır.

Tüm zemin kat tabanı büyük boy mermer plakalarla döşelidir. Salonda yerde 34,5 m²lik Uşak halısı, sağ ve sol nişlerde mermer heykeller, büyük kristal ayna ve Atatürk büstü vardır. Sağ ve soldaki odada ve küçük salonda 19. yüzyıl stili nefis şömineler vardır. Birinci kata çıkan merdivenlerin başında aplik görevi yapan 2 adet tunç şövalye heykelciği vardır. Merdiven sahanlığında büyük Atatürk portresi asılıdır.

1. katta Atatürk’ün kullanım odaları bulunmaktadır. Bunlar: Toplantı salonu, çalışma odası, yatak odası, misafir odası, berber odası, muhafız odası, bekleme-kabul odası, kütüphane, yemek odası ve banyodur. Toplantı salonunda ortada yeşil çuhalı rulet masası ve etrafında 12 adet Cosmos marka sandalye yer almaktadır. Salon duvarlarına dayalı 10 adet küçük boy maun sandalyelerin arkalıklarındaki çini plakalar üzerinde Shakaspeare’nin eserlerinden kimi sahneler canlandırılmıştır. Yatak odasında maun karyola, 2 komidin, 2 kadife koltuk, 1 kanepe, 1 şezlong, 1 markiz, 3 dolap vardır. Yatak odaları günün modasına göre döşenmiştir. Kütüphanede Fransızca bir ansiklopedi bulunmaktadır. Çalışma odasında meşe kaplama çalışma masası ve onun üzerinde Atatürk’ün kullandığı yazı takımı vardır. Odalar bronz dolama heykeller, vazolar ve yağlıboya tablolarla süslenmiştir. Yerde Isparta ve Uşak halıları serilidir.

ZÜBEYDE HANIMIN ANIT MEZARI VE PARKI

Zübeyde Hanım 1857 yılında Selanik’te doğdu. Orta Anadolu’dan göç ederek, Selanik’in batısında Arnavutluk sınırına yerleştirilen yörüklerden, Hacı Sofi ailesinden Feyzullah Ağa’nın kızıdır. Selanik’te Gümrük Muhafaza Teşkilatında memur olan Ali Rıza Efendi ile evliliğinden beş çocuk sahibi oldu. Fatma ve Ömer’i daha küçükken kaybetti. 1888 yılında Mustafa ilkokuldayken kocasını da kaybeden Zübeyde Hanım, zaman zaman çocukları ile birlikte kardeşi Hüseyin Ağa’nın çiftliğine giderdi. Bu sırada, Atatürk’ün ifadesiyle; iyi kalpli bir insan olan Ragıp Bey’le evlendi. Kızlarından Naciye de çok yaşamadı.

Balkan harbinden sonra, birçok Türk ailesi gibi, kızı Makbule ile birlikte Selanik’ten göç etti ve İstanbul’a gelerek Beşiktaş-Akaretler’de bir eve yerleşti. Milli Mücadele yıllarında Ankara’ya gelen Zübeyde Hanım, 1919’da ayrılmak zorunda kaldığı oğlunu, yıllar sonra Ankara’da yeni cumhuriyetin kurucusu olarak gördü. 14 Ocak 1923’te tedavi amacıyla gittiği İzmir’de 66 yaşında vefat etti.

ZÜBEYDE HANIM KABRİ VE PARKI

Ulu önder M. Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın kabri Karşıyaka İstasyondan Soğukkuyu tarafına giden Zübeyde Hanım Caddesi üzerindeki bir parkta yer almaktadır. Kabir, Ferik Osman Paşa Camii avlusu içindedir. Mezarın mevcut şekli bizzat Atatürk tarafından belirlenmiştir. Mezar anıt şeklinde olup, 1940 yılında İzmir Belediyesi tarafından yaptırılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın kabrinin bulunduğu park birinci derece sit kapsamında olması nedeniyle gerekli yerlerden izinler alındıktan sonra bitki örtüsü, aydınlatma, kabir etrafının genişletilmesi, resmi tören yerinin yeniden şekillenmesi, çocuk parkındaki ünitelerin yenilenmesi, kabrin yakınında bulunan camiye ait tuvaletlerin kaldırılarak çalışmalar tamamlanmıştır. Parka ailelerin daha çok gelmesini sağlamak için havuz üzerine çay bahçesi de gerçekleştirilmiştir. Parkta 24 saat güvenlik bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir