Damat Ferit Paşa Tekrar İş Başında

Atatürkün hayatı ve eserleri 300x150

Damat Ferit Paşa Tekrar İş Başında

Anadolu ile İstanbul’un Yolları Kesin Olarak Ayrılıyor.

Vatansever çevrelerin Damat Ferit Paşa’nın iş başına getirilmemesi tavsiyesine karşı Padişah Mehmet Vahidettin “Ben istersem, Rum Patriğini de Ermeni Patriğini de haham başını da getiririm” diyerek, sadaret mührünü dördüncü kez eniştesi Damat Ferit Paşa’ya teslim etmişti.

Sadrazam ilk iş olarak Kuva-yi Millîye mensuplarının âsi ve öldürülmesinin farz olduğuna dair bir fetva yayınlattı ve bunu İngilizlerin de yardımıyla Anadolu’da duyurmaya çalıştı. Ayrıca Padişah da Anadolu hareketini kınayan bir ferman yayınladı. Buna göre, siyasi durum düzelmeye giderken Anadolu hareketi olayları aleyhimize çevirmiştir. Bunlar hakkında kanunî işlem yapılacağını bildiren Vahidettin bütün milleti kendi etrafında toplanmaya davet ediyor ve Meclis‟i kapattığını bildiriyor ve dört ay içinde yeni seçimlerin yapılacağını ilân ediyordu. Böylece İstanbul, Ankara’da Meclis‟in açılmasını önlemek istiyordu. (11 Nisan 1920).

Millî hareketi dağıtmak maksadıyla iş başına gelen Damat Ferit bir taraftan da var gücüyle Anadolu’da ayaklanmalar çıkarmaya gayret ediyordu. Bu maksatla Ahmet Aznavuru Bandırma çevresinde tekrar harekete geçiriyordu. Bir taraftan da Anadolu’yu, M. Kemal’i yola getirmek maksadıyla Kuva-yı İnzibatiye (Hilâfet Ordusu) adı verilen devşirme kuvvetler hazırlama yoluna gidiyordu.

Bunlara karşı Mustafa Kemal, Ankara Müftüsü Rifat (BÖREKÇİ) Efendi başta olmak üzere, yüz elli üç Anadolu müftüsü ve din adamı tarafından hazırlanan bir karşı fetva yayınlattı. Karşı fetvada: “Düşmana karşı vatanı korumanın farz, bu yolda ölenlerin şehit, kalanların gazi oldukları, vatanını düşmanlara karşı koruyan ve dini vazifesini yerine getiren İslâm halkına karşı fitne çıkaran ve silâh kullananların en büyük günahı işledikleri; bu suretle düşmanların zorlamaları ve kandırmalarıyla çıkarılmış olan fetvaların geçerli olmadığı” vurgulanmaktaydı.

Ayrıca millete hitaben Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal imzasıyla bir beyanname yayınlandı. Beyannamede: “İşgalci güçler vatanını korumak için silâha sarılanları, Padişahımıza karşı isyan ettikleri yalanını söylüyorlar… Millet Meclisi, Halife ve Padişahı düşman baskısından kurtarmak, başkentimizi, anavatana bağlamak için çalışıyor. İzmir’ini, Adana’sını, Urfa ve Maraş’ını velhasıl vatanın düşman istilâsına uğramış kısımlarını savunan ve milletlerinin şerefi için kan döken din kardeşlerimizi arkadan size vurdurtmak isteyen alçakları dinlemeyin. Ta ki din son yurdunu kaybetmesin, ta ki milletimiz köle olmasın” denilerek millet birleşmeye çağrılmaktaydı.

M. Kemal, bir taraftan işgal kuvvetleri ile işbirliği yaparak Kuvayı Millîye’yi dağıtmaya çalışan Damat Ferit Hükümeti‟nin yıkıcı faaliyetini önlemeye çalışıyor, diğer taraftan da Anadolu hareketini meşru zemine oturtacak “olağanüstü yetkileri haiz” bir Meclis toplanması için hazırlıklar yapıyordu. Bu maksatla İstanbul‟un işgalinden bir gün sonra 17 Martta bir genelge yayınladı:

Genelgede özetle Meb’usan Meclisine ve hükümet merkezine İtilâf Devletlerince resmen ve zor kullanılarak el konulduğunu, Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine son verildiği, devletin temel fonksiyonlarının işlemez hale geldiği belirtilerek on beş gün zarfında yeni bir Kurucu Meclis’in toplanmasını öneriyor ve bu Meclis’e seçilme şartları açıklanarak komutanların bu konudaki görüşlerini bildirmeleri isteniyordu.

Komutanlarla ve bazı valilerle olan yazışmalardan sonra, 19 Mart’ta karar kesinleşerek vali ve komutanlara tebliğ edildi. Buna göre, eleştiriler dikkate alınarak Meclis’in adı “Olağanüstü Yetkiler Taşıyan Meclis” olarak benimsenmekteydi. Daha sonra bu isim yerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi adı tercih edilmiştir.

İstanbul Meb’uslar Meclisi’nden gelen milletvekilleri yeni Meclise katılacaklardır. Seçimler il, sancak idare ve belediye Meclisi ile Müdafaa-i Hukuk Merkez Kurul üyeleri ve ikinci seçmenlerce gizli oy ve açık tasnifle yapılacaktır. Sancaklar seçim bölgesi olacak, her sancaktan beş üye seçilecektir. Seçimlerde her parti ve cemiyet üye gösterebileceği gibi, kutsal mücahedeye katılmak isteyen herkes aday olabilecektir. Seçimler en geç on beş gün zarfında Ankara’da toplanılacak şekilde tamamlanacaktır.

Bu esaslara göre seçimler yapılmış, gelen milletvekillerinin Öğretmen Okulunda kalmaları sağlanmış, Meclis’in 23 Nisan 1920 Cuma günü millî ve dinî törenlerle açılması kararlaştırılmıştır.

Sayfayı yazdırın Sayfayı yazdırın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

− 5 = 1