- Ataturkicimizde.com - https://ataturkicimizde.com -

Soyadı Yasası: Mustafa Kemal, Atatürk Soyadını Alıyor.

Atatürkün hayatı ve eserleri 300x150

Soyadı Yasası: Mustafa Kemal, Atatürk Soyadını Alıyor.

1934 yılına gelinceye kadar, kişiler isimlerinin önüne baba adları veya doğduğu yerin ismi veyahutta lakapları konulmak suretiyle, adlandırılmaktaydılar. Halide Edip, Mustafa Selânik, Ali Fuat Salacak, Nurettin Sakallı, Cemil Cahit gibi şahıslar ekseriya yalnız öz adları ile anıldıklarından resmî işlerde karışıklıklar olmaktaydı. Bu sakıncaları önlemek için çağdaş toplumlarda olduğu gibi, her türk vatandaşının, öz adından başka bir de soyadı taşıması, 21 Haziran 1934 tarihli yasa ile kabul edildi.

Soyadı Türkçe olacak, rütbe [1], memuriyet, yabancı adlarıyla, ahlâka aykırı ve gülünç olan kelimeler soyadı olarak kullanılmayacaktı. Ayrıca çıkarılan bir yasa ile Efendi, Bey, Paşa, Hacı, Hoca, Molla Hafız ġeyh, Beyefendi, Hanımefendi vesaire gibi ünvan ve lakapların kullanılması yasaklandı. Ayrıca eski yönetimin vermiş olduğu nişanların takılması da men edildi.

O zamanki deyimle Gazi [2] Mustafa Kemal‟e verilecek soyadı, onun yakın çevresinde konuşulmuştu. Saffet Arıkan “Türkata” soyadını teklif etmiş, Meclis‟te daha ahenkli ve anlamlı olan “Atatürk” ismi benimsenmiştir.

 24 Kasım 1934‟te “Öz adı Kemal olan Cumhurbaşkanına Atatürk soyadı verildiğine” dair bir yasa yürürlüğe girdi. 17 Aralık 1934 tarihli diğer bir yasa ile “Atatürk soyadının veya bunun başına ve sonuna söz [3] olarak yapılan adların hiç bir kimse tarafımdan öz ve soyadı alarak alamamıyacağı” öngörüldü. Atatürk soyadı halk tarafından da sevildi ve benimsendi.

Atatürk yakın çevresine, Millî Mücadele‟de ve Cumhuriyet döneminde büyük hizmetleri geçen bazı kişilerin soyadlarını kendisi verdi. Başbakan İsmet Paşaya İnönü savaşları dolayısıyla İnönü soyadını, TBMM Başkanı Kâzım Paşa ya da Özalp soyadını uygun gördü.

Soyadı yasası ile lakap ve ünvanları yasaklayan yasanın yürürlüğe konmasıyla, artık bütün vatandaşlar kanun karşısında ve resmî belgelerde yalnız adları ile anılacaklardı. Böylece Osmanlı döneminin sosyal tabakaları siliniyor, onların yerini yasalar karşısında eşit haklara sahip Türk vatandaşlığı alıyordu.

[4]