KÜÇÜK BİR BELGEYE GİZLENEN YÜCELİK

Kahramanlarımız

KÜÇÜK BİR BELGEYE GİZLENEN YÜCELİK

Büyük hayaller peşinde koşan Yunan’ın bütün düşlerinin tükendiği ve artık acı sonunun belli olduğu Sakarya Meydan Savaşı’ndan sonra, Türk ordusu, Büyük Taarruz hazırlıklarına başlamıştı. Yunanları, vatan toprakları içinde boğmak amacıyla bütün millet varını yoğunu cömertçe harcıyor; hiç kimse bundan başka bir şey düşünmüyor, bağımsız ve egemen Türkiye özlemi, kişisel her türlü düşüncenin üstünde bayrak gibi dalgalanıyordu.

Bugünlerde, 30 Ocak 1922 tarihinde Millî Savunma Bakanı Kâzım Paşa (Özalp), cephede yaralanarak tedavi edilmekte olan Sakarya gazilerinin durumunu görmek ve dileklerini öğrenmek amacıyla Cebeci Hastanesini ziyarete gitmişti. Bu ziyaret sırasında Hücum Taburu 1 nci Bölükten yaralı Teğmen İstanbullu Hasan oğlu Refik’in de baş ucuna gelip kendisine gösterdiği fedakârlıktan dolayı teşekkür ederek neresinden yaralı olduğunu ve acı çekip çekmediğini sordu.

Genç subay, kin dolu; fakat, Türklük gururunun yansıdığı bir tebessümle hiçbir şeyi olmadığını ancak Yunanları denize dökecek son savaşlara katılamamaktan acı duyduğunu söyledi. “Hiçbir şeyim yok” cevabı bakanı meraka düşürmüştü; öyleyse neden birliği başına dönmüyor, neden bu kadar yürekten istediği savaşlara katılamıyordu. Bakanın düşüncelerini bakışlarındaki ifadeden sezen doktor hastanın yorganını açarak subayın iki bacaktan yoksun gövdesini gösterdi…

Bu kendine önem vermeyiş ve alçak gönüllülükten pek duygulanan Kâzım Paşa millet ve hükümetten nasıl bir ödül istediğini kahraman subaydan derin bir içtenlikle sormuştu. Büyük vatanperver “Bir tek İstiklal Madalyası’ndan başka bir şey istemem.” diyerek asaletinin yüceliğini ve Türk ordusunun nasıl bir iman ve istiklal aşkı ile yanıp tutuştuğunu ispatlıyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

88 − = 79