İnkılâpların Yerleşme Dönemi (1930-1938)

Atatürkün hayatı ve eserleri 300x150

İnkılâpların Yerleşme Dönemi (1930-1938)

Gazi M. Kemal’in Çok Partili Rejim Denemesi: Serbest Cumhuriyet Partisi

1930’da Genel Durum

Cumhuriyetin ilânından bu yana yedi yıl, Gazi’ye hazırlanan suikast olayından beri de dört yıl geçmiştir. Bu süre içinde yeni devletin ve toplumun çehresini değiştiren büyük inkılâplar yapılmıştı. Suikast olayından sonra, muhalif bir ses ortalıkta yoktur. Gazi ve yakın mesai arkadaşları inkılapların yerleştiği halk tarafından benimsendiğine inanmaktadırlar. Gazi artık rejimi normalleştirme istemektedir. Daha 7 Mart 1927‟de İstiklal mahkemelerinin faaliyetlerine son verilmişti. 4 Mart 1929‟da da Takrir-i Sükûn yasası yürürlükten kaldırılmıştı. Basında hükümete yönelik eleştiriler görülmeye başlamıştı.

Ülkede asayiş gereği gibi sağlanmıştı. İstikrarlı bir yönetim oluşmuştu. Bütçe denkliği vardı. Cumhurbaşkanının hizmetleri okullarda ve halkın dilindeydi.

Ancak ekonomik durum, hızlı bir kalkınmaya imkan vermemekteydi. Cumhuriyet idaresi harap, fakir bir ülke devralmıştı. İstilâcı ordular girdikleri yerleri, çekilirken yakıp yıkmışlardı. Anadolu insanı elindeki varını yoğunu Millî Mücadele’de vatanının kurtuluşu için feda etmişti. Bir taraftan Osmanlı borçları ödenmeye çalışılıyor, diğer taraftan yabancı iktisadî kuruluşlar satın alınmaktaydı. Bunun için hükümetin elinde vergiler dışında önemli bir gelir kaynağı yoktu. Ülkeye dışardan sermaye girişi mümkün değildi.

Lausanne‟da Lord Curzon Türk delegasyonu Başkanı İsmet Paşa’ya “…Hiçbir dediğimizi makul olduğuna haklı olduğuna bakmaksızın kabul etmiyorsunuz. Hepsini reddediyorsunuz. En nihayet şu kanaate vardık ki ne reddederseniz hepsini cebimize atıyoruz. Memleketiniz haraptır. İmar etmeyecek misiniz? Bunun için paraya ihtiyacınız olacaktır. Parayı nereden bulacaksınız? Para bugün dünyada bir bende var, bir de bu yanımdakinde. Unutmayın, ne reddederseniz hepsi cebimdedir… Para kimsede yok. Ancak biz verebiliriz. Memnun olmazsak kimden alacaksınız? Harap bir memleketi nasıl kurtaracaksınız? İhtiyaç sebebiyle yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman bugün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkartıp size göstereceğiz” demişti. Gazi başta olmak üzere, Cumhuriyet yöneticileri, para için diz çekmedikleri gibi, bu sözleri de hep hatırladılar. Dolayısıyla ülkenin ekonomisi “kendi yağıyla kavrulmak” suretiyle yürütülmekteydi. Yük halkın omzundaydı. Vergiler, mükelleflerin takâtını zaman zaman aşmaktaydı.

1929‟da başlıyan ekonomik kriz bütün dünyayı sardığı gibi, Türkiye‟yi de etkilemekteydi. Buğday fiyatları düşüktü. 1928‟de Orta Anadolu kuraklıktan ciddi şekilde etkilenmişti. 1930 başlarında ithalatın kısıtlanması, kambiyo kontrolu konulması da piyasada sıkıntı yaratmıştı.

Diğer taraftan Gazi‟nin yakın çevresindeki kişiler arasında da hükümetten şikâyetler vardı. Hükümet kanadında da bazı kimselerin siyasî nüfuz ticareti yapmalarından doğan ciddi rahatsızlıklar vardı.

Genelde, yanmış ve yıkılmış olan memleketi mümkün olduğu kadar çabuk imar etmek ve kalkındırmak gayretinin doğurduğu mali külfetler, hükümete karşı hoşnutsuzluk yaratmaktaydı. Gazi başta olmak üzere, tepe yönetimde, hükümetin denetimini sağlayacak, siyasî nüfuzun kötüye kullanılmasını engelleyecek ve iktisadî vaziyeti iyileştirecek yeni çareler aranmaya başlanmıştı. Düşünülen çarelerden biri de bir muhalefet partisinin oluşturulması ve bu yolla etkin bir denetim sağlanmasıdır. Bütün bunlar Serbest Cumhuriyet Partisi‟nin kurulmasının yakın sebeplerini oluşturmuştur. Daha derindeki sebep ise, Gazi‟nin demokratik hayatı sağlığında başlatma arzusu olmalıdır. Böylece halkın nabzını yoklamak ve cumhuriyet rejimini normalleştirmek çareleri de aranmış olacaktı.

Serbest Cumhuriyet Partisi’nin kuruluşu (SCP)

Muhalefet Partisi Başkanlığı için Gazi‟nin düşündüğü isim Ali Fethi Beydi. Ali Fethi (OKYAR) Atatürk‟ün çok yakın ve eski arkadaşlarından biriydi. Dürüst, güvenilir ve deneyimli, liberal bir politikacıydı. Ahmet İzzet paşa Hükümetinde İçişleri Bakanlığı, Büyük Millet Meclisi Hükümeti ve Cumhuriyet dönemlerinde birer kere Başbakanlık görevi yapmıştı. 1925‟ten beri Paris‟te Büyükelçi olarak görevliydi. 22 Temmuz 1930‟da iki aylık tatilini geçirmek için ailesiyle İstanbul‟a gelmişti.

Gazi‟yi Yalova‟da ziyaret ettiği günlerde özellikle hükümetin iktisadî politikasını eleştirmiş, çözüm olarak da Meclis‟in görevini yerine getirmesini göstermişti. Gazi ise, bunun çaresi olarak bir muhalif parti oluşması ve başına her bakımdan kendisine güvendiği Ali Fethi Bey‟in geçmesini istemiştir.

Ancak Terakkiperver Cumhuriyet Partisi deneyiminden sonra, böyle bir işe girmek ancak Gazi‟nin vereceği güvenle mümkün olabilirdi. Fethi Bey‟in bu maksadı sağlamak için Gazi‟ye yazdığı mektuba Cumhurbaşkanı 10 Ağustos‟da verdiği cevapta “Laik cumhuriyet esasında beraber olmak şartıyla, millet işlerini serbest münakaşa etmeyi cumhuriyet esaslarından saydığını” bu itibarla yeni partinin kurulmasını iyi karşıladığını ve her hususta iki partiye karşı âdil ve tarafsız davranacağı yolunda güvence verdi. Fethi Bey‟in mektubu ile Gazi‟nin cevabı basında yayınlandı.

Gazi, Serbest Fırka kurucularını yüreklendirmek için, kız kardeşi Makbule (ATADAN) ile çok eski ve samimi arkadaşı Nuri (CONKER)‟nin yanısıra Ahmet (AĞAOĞLU), Dr. Reşit Galip, Nakıyeddin (YÜCEKÖK), Tahsin (UZER), Mehmet Emin (YURDAKUL), İbrahim Süreyya (YİGİT)‟nın partiye katılmalarını sağladı. Ayrıca Fethi Beye: “Ben Cumhuriyeti tesis ettim; fakat bugünkü şekl-i idare cumhuriyet midir? Diktatörlük müdür?, şahsi hükümet midir? Belli değildir. Ben fani bir insanım, ölmeden evvel isterim ki milletim hürriyete alışsın. Bunun için bir muhalif fırka tesis ediyorum ve bu işi Fethi Beyden başka hiç kimseye teslim edemem. Bu hususda Fethi‟ye gösterdiğim itimadı başka hiç

kimseye gösteremem” demek suretiyle amacını açıklamıştır. Keza başka bir vesileyle “Cumhuriyet Halk Fırkası reisleriyle çok mücadele edeceğinizi tahmin ediyorum. Fakat ben cumhuriyet esaslarının kuvvetlenmesini temin edecek olan bu mücadeleyi memnuniyetle müşahade edeceğim. Ve şimdiden söyleyebilirim ki en çok kavgalı gibi olduğumuz geceler sizi soframda birleştireceğim. Ve o zaman tekrar ayrı ayrı her birinize soracağım. Sen ne dedin? Ve ne için dedin? Senin cevabın ne idi, neye istinat ediyordun? Bugünden itiraf edeyim ki bu, benim için yüksek bir zevk olacaktır” sözleri ile her iki partiye karşı tarafsız davranacağını tekrarlamıştır.

24 Ağustos‟da da bir çok milletvekilinin bulunduğu bir toplantıda, Cumhuriyetin payidar olması lüzumundan bahsederek Fethi Beye: “Siz benim çok kadim ve emin bir arkadaşımızsınız. Size namusumla temin ederim ki bu mefküreyi yaşatmak hususunda etrafınızda kimse kalmamış olsa, ben size bir nefer gibi arzı hürmet edeceğim… Ben Mustafa Kemal, verdiğim sözü yaparım. Cumhuriyet müessesesinin bir müstebit eline geçeceğini mezarımda dahi duysam millete karşı haykırmak isterim… Cumhuriyetin milletin kalbinde kök saldığını görmek yegâne emelimdir” sözleri ile hitap etmiştir.

Bu sözlerden Gazi‟nin sağlığında rejimi normalleştirmeyi, daha doğrusu çok partili demokratik hayatı gerçekleştirmekte ne kadar samimi olduğu ortaya çıkmaktadır.

Nitekim onun istek ve özendirmesiyle S.C.P‟nin milletvekili sayısı daha partinin kurulma safhasında on dörde ulaşmıştı. Gazi partiye maddî yardımda bulunduğu gibi, Fethi Bey‟in sevdiği ve mutlak güvendiği, kendisinin de en yakın arkadaşlarından biri Nuri (CONKER) Bey‟in de partide genel sekreter olmasını istemiştir.

Serbest Cumhuriyet Partisi’nin Programı ve Gelişmesi

SCP‟nin siyasî hedefleri, Fethi Bey‟in Gazi’ye yazmış olduğu 9 Ağustos 1930 tarihli mektubu ile Parti’nin programı ve tüzüğün ilk beş maddesinde belirtilmiştir397. Parti programı acele hazırlanmış olup on beş maddeden oluşmaktadır. Programın birinci maddesinde partinin cumhuriyetcilik, millîyetçilik ve laiklik esaslarına bağlı olduğu, bu esasların millet bünyesinde ebedileşmesini amaç edindiği, anayasanın hürriyet ve dokunulmazlık haklarının istisnasız herkes için geçerli olacağı belirtilmiştir. Diğer maddelerde özetle şu noktalar üzerinde durulmaktadır.

– Vergiler herkesin gücüne göre alınacak ve Devlet gelirleri yararlı bir şekilde kullanılacak, büyük bayındırlık girişimlerinin masraflarının yalnız bir kuşağa yüklenilmesinden kaçınılacaktır.

– Paranın kıymetinin bir an önce tesbit edilmesi ve böylece yabancı sermayeye yol açılması,

– Vatandaşların refahına malî ve iktisadî her türlü girişimlerine engel olan Hükümet müdahalelerinin kabul edilmeyeceği, Cumhuriyetin yararları için yapılması gerekli ve fertlerin yetersiz olduğu durumlarda Devletin doğrudan müdahale edeceği (Bu son fıkra Gazi tarafından ilâve edilmiştir).

– Köylü ve çiftçiye ucuz ve kolay kredi sağlanması.

– Ülke içindeki sanatların canlanması ve gelişmesi, yerli malların korunması sağlanacak.

– Halkın Hükümet katındaki işleri mümkün olduğu kadar çabuk ve kolaylıkla çözümlenecek, rüşvet ve suiistimallerle merhametsizce mücadele edilecektir.

– Dış politikada bütün devletlerle dostluk siyaseti güdülecek ve Milletler Cemiyeti ile işbirliğine önem verilecektir.

– Parti tek dereceli seçim usulünü ve siyasî hakların Türk kadınlığına uygulanmasını savunacaktır (Bu son fıkra parti programına Gazi tarafından ilâve edilmiştir).

S.C.P. resmen kurulmasıyla birlikte yoğun bir ilgi ile karşılaştı. “Hiçbir parti bu kadar az çalışarak az zamanda bu kadar başarı kazanmış olamazdı”. Fethi Bey henüz Yalova‟da iken ülkenin çeşitli yerlerinden, partide görev almak için sel gibi telgraflar gelmeye başlamıştı. Öğle ki Yalova Posta Merkezi, başvurmaları karşılamak için yeni servis kurmak mecburiyetinde kalmıştı.

Aslında Cumhurbaşkanı ve Fethi Bey dahil, hiç kimse halkın adeta akın akın yeni partiye yöneleceğini tahmin etmemişti. Gazi dahil herkes yeni Partinin ancak destekle ayakta kalabileceği kanısındaydı. Beklenenin aksine, SCP kısa bir zamanda yığınların desteğini kazandı. Ülkede şu veya bu nedenle ne kadar gayrı memnun varsa, bunlar yeni partiye yöneldiler. Bunlar arasında CHP‟den ve bürokrasiden memnun olmayanlar, vergilerin ağırlığı ve geçim zorluğundan şikâyetçi olanlar, inkılâp karşıtı ve saltanat taraftarı olanları sayabiliriz.

S.C.P‟nin kısa bir zamanda halkın desteğini kazanacak gibi görünmesi, parti yöneticilerinin ilk seçimde iktidar olacakları yolundaki beyanlar, yıllardır iktidarı elinde tutan C.H.P yönetici kadrosunu tedirgin etmeye başlamıştı. İki taraf arasında basında yapılan tartışmalar havayı gerginleştirmişti. Yönetimin denetimi amacıyla kurulmuş olan Partinin iktidarı en kısa bir zaman içinde hedef alması, CHP mensuplarını ürkütmüş ve SCP aleyhine aşırı propaganda yapmaya yöneltmiştir.

Bu yolda ilk işaret İzmir‟den geldi. CHP İzmir Mutemedi (Parti Başkanı) Salih bey gazetelere verdiği demeçlerde: “Yeni fırka (Parti) danışıklı, döğüşüklü bir işdir; bunu bizden sormuşlardı, fikrimizi söylemiştik. Değişik bir şey yoktur; bu hal blöftür, işte bu kadar” şeklinde veya “yeni fırka teşkili için yapılacak teşebbüsten iki aydan beri haberdar olduğunu, merkezden fikirlerinin sorulduğunu; muhalefetin meclis dışarısında değil, içinden doğması fikrini bildirdiklerini; yeni fırkanın teşkili için CHF‟nin Meclis‟deki bazı arkadaşlarını feda edeceğini; intihabat(seçimler) mücadelesi olmayacağı ve sadece yeni fırkanın intihabata iştirakine CHF‟nın müsaade edeceği” şeklinde konuşmuştur. Haliyle bu ve benzeri bazı konuşmalar Fethi Bey ve arkadaşlarının rahatsız etmiştir. Fethi Bey‟in güvence istiyen baş vurularını, Gazi her defasında daha önceki sayfalarda belirtilen sözleri doğrultusunda cevaplandırmıştır.

Esasen iki parti arasında özellikle hükümetin ekonomik politikasıyla ilgili tartışmalar havayı alevlendirmiştir. Serbest Cumhuriyet Partisi, Hükümetin ekonomi politikasının yanlış olduğunu, halkı iktisadî zaruret içinde bıraktığını; vergilerin ağır olduğu, gereksiz vergiler alındığı; toplanmasında da yolsuzluklar yapıldığını; tekellerin kamu yararına değil, özel kişiler yararına çalıştığını; ekonomik alanında devlete ait vazifelerin devlete, millete ait vazifelerin de fertler tarafından yapılmasını; yabancı sermayeye yol açılmasını; Anayasaya aykırı yasaların kaldırılmasını, mahkemelerin yavaş iş gördüğünü ve yargıçların tam bağımsız olmadıkları, demiryollarının bu ölçüde gerekli olup olmadığı, gibi eleştirilen yapmaktaydı.

Bu eleştiriler tek parti rahatlığına alışmış olan C.H.P‟nde, Serbest Cumhuriyet Partisi’ne karşı ithama varan karşılıklara yol açmaktaydı.

Ülkenin her tarafından gelen örgütlenme istekleri, adeta baskı halini aldığından, Fethi Bey hem bunları karşılamak, hem de yeni partinin danışıklı dövüş şeklinde kurulduğu iddialarını çürütmek için yurt gezisine çıkmağa ve geziye partiye en fazla ilgi gösteren İzmir’den başlamaya karar verdi ve bu konuda Gazi’nin de onayını aldı.

Fethi Bey ve arkadaşları (Ahmet Ağaoğlu ve Tahsin Bey (UZER) geziye endişe ile başlarlar. İzmir’deki toplantılarda Hükümet eleştirilecektir. Halk buna alışkın değildir. Nasıl bir tepki göstereceği kuşkuludur. Gazi‟de aynı endişeyi taşımaktadır. Fethi Bey ve arkadaşlarının güvenliklerinin sağlanması için telgrafla talimat verir, Fethi Bey‟e de gemi limanına girdiğinde husumet alâmeti görürlerse gemiden çıkmayıp kendisine bilgi verilmesini ister. Fethi Bey‟den önce İzmir‟e gelen Adliye Vekili Mahmut Esat (BOZKURT) da Gazi‟ye çektiği telde İzmir‟deki havanın Fethi bey‟e karşı olduğunu onun İzmir‟e gelmemesinin daha iyi olacağını bildirir.

Fethi Bey ve arkadaşlarını taşıyan gemi, 4 Eylül‟de İzmir limanına ulaşır. Sahili binlerce halk doldurmuştur. Korkulanın aksine halk, yaşasın Gazi, yaşasın Fethi Bey, yaşasın Serbest Fırka nidaları ile ortalığı inletmektedir. ġehir çevresi ile ayağa kalkmış gibidir. Gemi üç saatlik bir gecikme ile rıhtıma yaklaşır. Rıhtımda halkın coşkulu yaklaşımı içinde Fethi Bey‟in ceketi yırtılmıştır. Kalabalıkta denize düşenler, ezilenler olur. Fethi Bey‟in bindiği otomobilin camları kırılır, tavanı çöker. Zorlukla otele ulaşan Fethi Bey halktan dağılmalarını ve vereceği nutku dinlemeye gelmelerini ister.

Halkın coşku ve taşkınlığından endişelenen İzmir Valisi Kâzım Paşa (DİRİK), Fethi Bey‟den ertesi günü söyliyeceği nutuktan vazgeçmesini yazılı olarak ister. Fethi Bey konuyu Gazi‟ye bildirmek istediğinde zorluk çıkarılır… Fethi Bey‟in ısrarlı isteği üzerine, telgraf zorlukla gönderilir. Gazi derhal cevap verir: “Anlıyorum ki sana nutkunu söyletmek istemiyorlar. Fakat sen nutkunu mutlaka söyleyeceksin ve tesadüf edeceğim her hangi bir engeli derhal bildireceksin. Asayişin temini için Başvekil, Dahiliye Vekili ve İzmir Valisi lâzım olan tedbirleri almakla mükelleflerdir”.

5 Eylül günü, halk Fethi Bey‟in kaldığı otelin çevresindeki toplanmıştır. CHP‟de bugün için bir karşı gösteri düzenlenmiş, Anadolu gazetesi de SCP aleyhinde bir yazı yayınlamıştır. Yazıdan öfkelendiği anlaşılan SCP taraftarları Anadolu gazetesi ve CHP binası önünde protesto gösterisi yapmışlardır. Gösteriler esnasında, polisin açtığı ateşle, on dört yaşlarında okullu bir genç ölümce, olaylar büyüdü. Ölen çocuğun babası oğlunun kanlı cesedini Fethi Bey‟in önüne koyarak “Bu hürriyet yolunda şehittir. Kurtar bizi” dedi. Fethi Bey’in sakinleştirici konuşması üzerine halk dağıldı.

Fethi bey nutkunu 7 Eylül 1930‟da elli bin kişiyi aşkın bir kalabalık önünde söyledi. Konuşma esnasında Fethi Bey başındaki şapkayı çıkarıp “Bizim bunları çıkaracağımızı…”der demez, bütün dinleyenler, binlerce kişi başlarından şapkalarını çıkarıp ayaklarının altına attılar. Halbuki Fethi bey‟in cümlesi henüz tamamlanmamıştı. “Bizim, şapkayı çıkaracağımızı söylüyorlar, bu bir iftiradır. İnkılâplarla aynı fikirdeyiz” demek istiyordu”. Fethi bey İzmir’den Manisa’ya, Akhisar, Balıkesir ve Aydın‟a geçti Her gittiği yerde şevk ve heyecanla karşılandı. Kâzım Paşa (ÖZALP)‟nın deyimiyle “her geçtiği yerde, Halk Partisi‟ni söndüre söndüre gitti”.

İzmir olayları, CHP yöneticileri, hükümet erkânı tarafından Gazi‟ye abartılı olarak aksettirilmiştir. İzmir Valisi, Fethi Bey‟in etrafına bir sürü çapulcu toplayarak şehirde anarşi ve kargaşaya yol açtığını ileri sürmekteydi. Bizzat İsmet Paşa’da Gazi‟ye gelmiş, “Şeref ve haysiyetim söz konusudur. İzmir‟de fotoğraflarıma tabanca atıyorlar, bir matbaamızı tahrip ettiler. Halk Partisi binalarını tahrip ediyorlar. Fethi Bey’i tutuklamaya mecbur olacağım” demekteydi. Fethi bey ise halkın siyasî hürriyet hasreti içinde, bunu kendilerine sağlayan Gazi’ye minnettar olduklarını ifade etmekteydi. Gazi herkesin olayı bir türlü aktarması üzerine, hakikati anlamak için Meclis başkanı Kâzım (ÖZALP) Paşa‟yı görevlendirdi. Kâzım Paşa, iddiaların abartılmış olduğunu, aslında, SCP‟nin geçtiği yerlerde CHP‟yi silip süpürdüğünü belirtmiştir.

Ancak İzmir‟den gelenlerin CHP binasının taşlandığını gözleriyle gördüklerini söylemeleri üzerine, Gazi, Cumhuriyet gazetesi sahibi Yunus Nadi‟ye kendisine hitaben bir açık mektup yazdırmış, bu mektuba vereceği cevabı da dikte ettirmiştir. Bu açık mektupta Yunus Nadi “… Ezeli ve ebedi şefimiz olarak bildiğimiz zatı devletlerini başka ve yeni fırkaların kendilerine mal etmeğe çalıştıklarını” ifade ederek durumun aydınlatılmasını dilemekteydi. Gazi, bu mektuba cevap olarak 10 Eylül‟de, “… Ben Cumhuriyet Halk Fırkası umumi reisiyim. CHF Anadolu‟ya ilk ayak bastığım andan itibaren teşekkül edip benimle çalışan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden doğmuştur. Bu teşekküle tarihen bağlıyım. Bu bağı çözmem için hiçbir sebep ve lüzum yoktur ve olamaz. Resmî vazifemizin hitâmında C.H.F‟nın başında fiilen çalışacağım. Bu noktada tereddüte mahal yoktur. Benim bu esas vaziyetim bir sene nihayetinde sona erecek olan bugünkü muvakkat vaziyetimin bana yüklediği tarafsızlığı bozamaz.” Demekte, C.H.F merkezine yapılan tecavüz ve hükümet otoritesine karşı yapılanların kanunî takibattan kurtulamayacaklarını ifade etmekteydi.

İzmir olayları önemli sonuçlar doğurdu. S.C.P‟nin kurucuları dahil hiç kimse yeni partinin bu derece ilgi göreceğini tahmin etmemişti. C.H.P yöneticileri, hayret şaşkınlık ve öfke içindeydiler. Olayların gidiş şekli, yapılan inkılâpların halk tarafından henüz yeteri kadar, veya sanıldığı kadar hazmedilmediğini göstermekteydi. S.C.P inkılâp karşıtlarının toplandığı bir parti görünümündeydi. Gazi gelişmeleri daha bir dikkatle izlemeye başlamıştı. 22 Eylül‟de Meclis olağanüstü toplantıya çağrılmıştı. İsmet Paşa, bazı bakanlıkların boşalması ve siyasî durum gerekçesiyle istifâ etti ve tekrar hükümeti kurmakla görevlendirildi.

Bu arada Fethi Bey Gümüşhane‟den Milletvekili seçilmişti. S.C.P Meclis konuşmalarında hükümeti eleştirdi ve güvensizlik oyu verdi. Fakat İsmet Paşa, büyük çoğunlukla güven oyu alıyordu. İsmet Paşa‟nın hükümeti kuramaması halinde, Gazinin bu görevi üstlenmek kararında olduğu anlaşılmaktadır. Bunun sebebi vatandaşlar arasında düşmanlık ve inkılâp karşıtlığı olaylarının görülmesidir. Nitekim Gazi, 1 Kasım‟da Meclis‟i açış konuşmasında: “Siyaset sahasında karşılıklı faaliyetlerin feyizli inkişafları ancak vatandaşlar arasında düşmanlık husulüne mahal verilmemesiyle temin olunabilir.

Bunun çareleri, fırkaların içine girebilecek gayrı samimi ve gizli maksatlı unsurların kanun fevkinde netice istiyen emel sahiplerinin bütün milletçe menfur görülmesi ve bir de cumhuriyet esası üzerinde çalışan fırkalarca bu gibilerin faaliyetlerinden uzak kalınmasıdır,” sözleriyle Serbest Cumhuriyet Partisi uyarma ihtiyacını duymuştur.

5 Ekim’de başlayan Belediye seçimlerine S.C.P. de katılmıştır. Tek dereceli olarak ve kadınların da katıldığı seçimlere, halk büyük ilgi göstermiştir. Açıklanan sonuçlara göre, 502 belediyeden 22‟sini S.C.P kazanmıştı. Ancak Serbest Cumhuriyet Partisi mensupları, seçimlerde baskı yapıldığından, seçmenlerin serbestçe oy kullanmalarının engellenmesinden, seçim sonuçlarının değiştirilmesinden şikâyetçiydiler. Fethi Bey konuyu bir gensoru önergesiyle Meclis gündemine getirmişti. Esasen Gazi‟de “Seçimi kazanın CHP değil, hükümet partisinin, yani polis. Jandarma, kaymakam ve valiler olduğunu” genel sekreterine ifade etmişti.

Fethi Bey’in şikayetleri karşısında Gazi, tedbir alarak nisbî temsil ve tek dereceli seçimin kabulü, her iki partinin laiklik, halkçılık, ve cumhuriyetçilik anlayışında birleşerek millî bir blok oluşturulmasını, bu ilkeleri benimsemeyenlerin partilerinden çıkarılmalarını, kendisinin de tarafsız olarak bu blokun

başkanlığını yürütmeyi düşünmüştü. Teklif Serbest Cumhuriyet Partisi mensupları arasında olumlu karşılanmış fakat Cumhuriyet Halk Partisi‟nce kabul edilmemişti.

Serbest Cumhuriyet Partisinin Kapanması

Bu durum karşısında, Gazi Cumhurbaşkanlığından ayrılıp C.H.P başına geçmeği, böylece anarşi ve irtica eğilimlerini önlemeyi düşünmüştür. Ancak Fethi Bey hiç bir zaman ona karşı mücadele etmek zorunda kalacağını hatırına getirmemiştir. İnönü’nün deyimi ile “samimî bir inkılâpçı, ileri fikirli, irtica teşebbüslerine hiçbir suretle istidadı olmayan” bir kimseydi. Cumhuriyetin kurucusu ile karşı karışa gelmektense partiyi kapatmaya karar verdi.

Ancak 15 Kasım günü Meclis‟te gensoru görüşmeleri esnasında, özellikle halkın serbestçe oy kullanmasının engellendiğini baskıyla karşılaştığını, buna karşılık CHP mensuplarına azamî kolaylıklar gösterildiğini, geçersiz oyların iktidar partisine kaydolduğunu örnekleriyle göstermiş, partisinin Gazi‟ye karşı çıktığı iddialarını reddetmiş, Dahiliye Vekilinin kınanmasını istemiştir.

Dahiliye Vekili ve CHP mensupları iddiaları cevaplandırmışlar ve muhalefet partisi ve başkanı hakkında bazı ithamlar ileri sürmüşlerdir. Neticede yapılan oylamada mevcut 231 milletvekilinden 221‟i Bakana güvenoyu vermiştir.

Güven oylamasından sonra Fethi Bey, arkadaşlarıyla hazırladığı partiyi kapatma kararını Gazi‟ye götürdü. SCP genel sekreteri Nuri (CONKER) Bey‟in el yazısıyla kaleme alınan metin şöyledir:

“Tebellür eden son vaziyete göre, Fırkamız, Büyük Gazi hazretlerine karşı, siyasî sahnede mücadele edecek bir mevkie getirilmiştir. Fırkamız doğrudan doğruya Gazi hazretlerinin ısrar, teşvik ve tasvipleriyle vucuda gelmiş ve Büyük reisimizin her iki fırkaya karşı müsavi muavenet ve muamelesine mazhar olacağı teminatını almış idi. Esasen başka türlü siyasî bir teşekküle vucut vermek mes‟uliyetini almayı hiçbir zaman hatırımıza getirmedik. Halbuki emri vaki şeklinde tahakkuk eden son vaziyet karşısında bizce başarılması muhal olan bu teşebbüs devam etmek beyhude olacağından Fırkamızın feshine ve keyfiyetin bilumum teşkilâta ve Dahiliye Vekâletine bildirilmesine karar verilmiştir” 16.XI.1930.

Serbest Cumhuriyet Partisi ancak doksan küsur gün yaşayabilmişti. Gazi‟nin özenle kurdurduğu, başlangıçtan itibaren desteklediği bu hareket neden başarısız oldu? Ne gibi sonuçlara yol açtı. Atatürk üzerinde etkisi acaba ne olmuştur?

Çok partili demokratik rejime girme girişiminin başarısızlığa uğramasında, her şeyden önce mevcut durumu değerlendirmede yanılgıya düşüldüğü görülmektedir. Şöyle ki: Cumhuriyet ilân edileli henüz 7 yıl olmuştur. Hilâfetin kaldırılması ve Osmanlı hanedanının yurt dışına sürülmesinin üstünden altı buçuk yıl, Şeyh Sait isyanından beri beş buçuk yıl, şapka inkılâbından beri beş yıl, İzmir suikastından bu yana dört yıl, hukuk inkılâbından beri dört yıl, harf inkılâbından beri de ancak iki yıl geçmişti. Takrir-i Sükûn yasası bir yıl önce kaldırılmıştı. Türk toplumunun yüzlerce yıllardan beri mevcut yapısını, yaşayışını topyekûn değiştiren bu büyük inkılâpların bu kadar kısa bir zamanda tamamen hazmedildiğini zannetmek yanıltıcı olmuştur. İnönü’nün deyimi ile “her yerde birikmiş olan gerginlikler, bütün inkılâpların tortuları kendiliğinden yeşermiş ve bunlardan kurtulmak için, hepsinden kurtulmak için Serbest Fırkanın bir vasıta olarak kullanılması arzusu” genelleşmiştir. Parti, şikâyetleri birikenler, ekonomik sıkıntıdan bunalanlar, inkılâp karşıtı kişilerin odaklandığı bir kuruluş haline gelme

eğilimi göstermeye başlamıştı. O zamana kadar rehavet içinde bulunan C.H.P teşkilâtı iktidarı kaybetme ihtimalinin hırçınlığı içinde, gerginliği tırmandırmış, Gazi ile Fethi Beyi karşı karşıya getirmek politikasını başarı ile uygulamıştı. Halkta ikiye bölünme emareleri ortaya çıkmıştı. Eserinin tehlikeye gireceğini gören Gazi M. Kemal bizzat mücadele etmek kararını verince, Fethi Bey partiyi kapatmaktan başka çare göremedi. Fethi Bey inkılâp taraftarı ve liberal fikirli bir devlet adamıydı. Muhatap olarak devletçi ve otoriter bir yönetim uygulayan İsmet Paşa‟yı almıştı. Atatürk ile mücadeleyi hiç aklına getirmemişti. S.C.P‟nin ilk seçimde iktidarı ele almak istemesi de olayları hızlandırmıştır.

Bu denemenin başarısızlığa uğraması, Atatürk‟ün henüz sağlığında çok partili demokratik yönetime geçmek arzusunun gerçekleşmesini engelledi.

Serbest Cumhuriyet Partisi denemesi bir takım önemli sonuçlar doğurmuştur.

Serbest Cumhuriyet Partisi deneyimi mevcut rejimin henüz demokrasiye hazır olmadığını ortaya çıkardı.

Diğer taraftan idareci kadronun iyimserliğine rağmen, halkın idareden hoşnut olmadığı, halk ile idare arasında kan dolaşımı eksikliği bulunduğu, ekonomik şartlardan bunalan halkı memnun edecek tedbirler alınmasının gerekli olduğu anlaşıldı.

S.C.P denemesinin en önemli sonuçlarından biri de, inkılâpların zannedildiği ölçüde yeterince hazmedilmediği ortaya çıktı. Bunun sebebi C.H.P‟nin halkdan kopuk bir hale gelmesiydi. Bu durumu telâfi için C.H.P‟nin halk ile ilişkileri besleyecek şekilde yeniden yapılanması, halkın siyasî eğitimini sağlayacak kurumlar oluşturması gerektiği görüldü.

Bir süredir halkla teması azalan Gazi durumu bizzat görmek halkın nabzını tutmak, şikayetlerinin nedenlerini anlamak maksadıyla uzmanlardan oluşan bir heyetle, üç ayı aşan bir yurt gezisine çıktı. Gezi sonucunda, Gazi halkın ekonomik sıkıntılar içinde olduğunu, buna çare olmak üzere yeni politikalar üretilmesi gerektiğini gördü. Ayrıca C.H.P‟nin siyasî parti olarak halk ile yeterince ilişki kuramadığı, inkılâplar konusunda halkı gereği gibi aydınlatamadığını tesbit etti. Her iki konuda yeni kararlar almış olarak geziden döndü.

Sayfayı yazdırın Sayfayı yazdırın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + 3 =