Atatürk ve İş bankasının kuruluşu

Atatürk ve İş bankasının kuruluşu

Atatürk ve İş bankasının kuruluşu

Başkomutan Gazi Mustafa Kemal büyük taaruzun emrini 95 yıl önce bugün ‘Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’ ileri dediğinde ‘Allah Allah’ nidalarıyla binlerce Türk düşmanın. mermilerin üzerine yaşamları pahasına koşuyorlardı. Mustafa Kemal yeni Türk devletinin kuruluşunun sadece askeri temeller üzerine oturtulamayacağını bilecek kadar bilge bir komutandı.

Yeni Cumhuriyetin temellerinin atıldığı 1923 yılında yaptığı bir konuşma onun bu konudaki farkındalığının resmi niteliğinde şöyle diyordu;

“Siyasal, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.”

Bu noktadan hareketle Gazi Türkiye Cumhuriyeti’nin ivedilikle yeni bir milli banka kurması gerektiğini düşünür. O tarihlerde Ziraat Bankası ve Osmanlı Bankası faal olarak çalışmaktadır. Ziraat Bankası’nın zirai alanda uzmanlaşmış olması ve Osmanlı Bankası yerine yeni düzene uygun bir banka yapılanması gereği paşayı düşündürür.

İş bankasının resmi internet sitesi tarihçe bölümünde şöyle deniyor;

“O Günlerden Bugünlere, Tarihi Bir Misyon

Kurtuluş Savaşı sona ermiş, Cumhuriyet ilan edilmişti. Şimdi, yeni Türkiye devletini, aşılması gereken ekonomik ve sosyal sorunlar bekliyordu. Bu dönemde tasarrufu teşvik ederek toplanacak fonlarla bütün ekonomik faaliyet kollarını finanse edebilecek, gerektiğinde çeşitli alanlarda sanayileşme hareketinin başlatılmasına kendi kaynaklarıyla katılabilecek milli bir kuruluşun doğması ve milli bankacılık sisteminin oluşturulması ihtiyacı derin bir şekilde hissediliyordu.

Atatürk’ün baldızı Vecihe Hanım, bir banka kurulması fikrinin nasıl doğduğunu bakın nasıl aktarıyor:

“Atatürk İzmir’deki evimizin selamlık kısmında özel odasında çalışırdı. Bakanlarla Atatürk sık sık çalışma odasında görüşürdü. Celal (Bayar) Bey de sık çağırdığı bakanlarındandı. Gene böyle bir gün, Celal Bey önce Atatürk ile, onun çalışma odasında görüştü, sonra da bizim yanımıza geldi. Biz, Latife ablam, ben ve babam selamlık bölümünde oturuyorduk. Bu sözünü ettiğim bina şimdi Özel Türk Koleji olarak faaliyette bulunmaktadır… Evet, bu binada babam ile Celal Bey arasında Atatürk’ün 250 bin lirasının nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerinde konuşuldu. Babam ihracat ve ithalatın yabancılar tarafından yapıldığını hatırlatarak bu işleri yapacak bir Türk şirketinin kurdurulmasını önerdi. Celal Bey de bankacılık işlerinin de yabancılar elinde olduğunu hatırlatarak, bir banka kurulmasının yararlı olacağını söyledi. Sonunda da görüş birliğine vardılar. Bugün gibi aklımda, güzel bir akşamüstü idi. Daha sonra Atatürk de çalışma odasından çıkıp yanımıza geldi.” “Bankamızın Kurucuları (&): Uşşakizade Muammer Bey”, İş Dergisi, Sayı 265 (Kasım 1988), s. 20.

Türkiye’nin ilk milli bankasının isim babasının kim olduğu konusunda iki farklı öykü var. Bunlardan biri Celal Bayar’a ait:

Hasan Saka Maliye vekili idi. Bu ismi onlar buldu. Onlar İş Bankası dediler. Yani İş Bankası ismi benim değil.” (İş Dergisi, Sayı 240, Ekim 1986, s. 3).

Diğerini ise Cemal Kutay yine Celal Bayar’ın ağzından aktarıyor:

“Nitekim ertesi günü Çankaya’da kayınpederi Muammer Bey’in yanında Celal Bey’e bir isim üzerinde arzusunu soruyor ve cevap beklemeden şöyle diyor: ‘Siz bu kurulacak banka ile bakir sahalarda faaliyet gösterecek, iş yapacaksınız. O halde her şeyi ile Türk olacak bu bankaya Türkiye İş Bankası ismine ne dersiniz?'” (Kutay, “Türkiye İş Bankası Nasıl Kuruldu?”, İş Dergisi, Sayı 334, s. 14)

Kuruluş

Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası olan İş Bankası, Atatürk’ün direktifleriyle İzmir Birinci İktisat Kongresi’nde alınan kararlar doğrultusunda 26 Ağustos 1924 tarihinde kuruldu. İş Bankası ilk Genel Müdürü Celal Bayar’ın liderliğinde iki şube ve 37 personel ile hizmete başladı. Nominal sermayesi 1 milyon TL’ydi. Bu sermayenin fiilen ödenen 250 bin TL’lik bölümü ise bizzat Atatürk tarafından karşılanmıştı.

İlk kurucular, hissedarlar…

Bankamızın inşasının temel harcı niteliğinde olan 250 bin lirayı Atatürk koymuştu ama mütevazı bir bankanın kurulması için bile bu para yeterli değildi. Para bulmak için neler yapıldığını Celal Bayar şöyle anlatıyor:

“Sermaye bir milyondu. 250 bin lira hazırdı. O nispeten fazla para, dışardan on para yok. Müessis hissesi, bir hisse 1000 liraydı. Müessisler bulacağız ve meclis – i idareyi kuracağız. Hiç kimse yanaşmıyor. Diyorlar ki ‘Ne kadar böyle bir işe girdiysek, hiçbirinin neticesi çıkmadı, bu da onların devamı’… Ecnebi bankalar nezdinde, Banque d’Athens var, İtalyanların bankaları var, Fransızların bankaları var. Onlar bizim Türklere, hatır için, Kızılay’a 1000 lira teberruda bulunur gibi, müessis hisselerini verdiler. Ben de şahsımı kullanarak, hatta Atatürk’ün nüfuzunu kullanarak 1000’er lirayı böyle topladım.” (İş Dergisi, Sayı 240, Ekim 1986, s. 4).

9 Eylül 1924 günü, İstasyon Caddesi üzerindeki ilk binasında düzenlenen bir törenle Bankamızın açılışı yapıldı. (Banka 26 Ağustos 1924 yılında kurulsa da Ankara İstasyon Caddesi üzerindeki ilk şubenin açılışı 9 Eylül 1924 tarihinde yapılıyor.) Açılış törenine devlet erkânı, hükümet üyeleri, mebuslar, kordiplomatik ve Ankara eşraf ve tüccarı davetliydi. Davetli sayısı 150’yi bulduğundan, bu kadar kişiyi alacak salon bulunamamış, davetliler gruplar halinde ağırlanmıştı. Törende limonata ve pasta dağıtılmış, bu açılış için toplam 120 lira masraf yapılmıştı!

Türkiye’de tüm bankacılık işlemlerini gerçekleştirmek, sınai gelişmeyi başlatmak, ulusal tasarrufları harekete geçirmek, temel ekonomik atılımları finanse etmek ve kredi ihtiyaçlarını karşılamak, yeni kurulan bir ülke için yaşamsal önemde etkinliklerdi. I. Dünya Savaşı sonrasında dünyada pek çok alanda olduğu gibi finansal sektörde de hızlı gelişmeler kaydedilmiş, yeni teknolojiler, kriterler ve metotlar oluşturulmuştu. Ülkemiz bu yenilik ve gelişmelerden tümüyle yoksun olduğu gibi bu alanda çalışacak yetişmiş elemanımız da yoktu. İş Bankası dönemin bu zor ekonomik koşulları altında çalışmalarına başladı.

Kazım (Özalp) Paşa’nın anılarında :

Osmanlı Bankası bize Milli Mücadele süresince çok yardım etmiş olmasına karşın, Mustafa Kemal Paşa onu tam bir milli banka olarak kabul etmiyor ve yeni bir milli bankanın kurulmasını faydalı görüyordu. 1863 tarihinde kurulmuş olan Ziraat Bankası, özelliği nedeniyle, zirai işlerin gelişmesi için kurulmuş bir banka olarak nitelendiriliyordu. Paşa’nın istediği yeni bankaya karşı olan görüşler, genelde kurulacak yeni bir bankayı idare edebilecek kadar yetişmiş bir kadroya sahip olmadığımız üzerinde birleşiyorlardı. Tecrübe azdı, yeni kurulacak bankaya yatırılacak paralar batabilirdi. Osmanlı ve Ziraat Bankası’nda çalışan Türk memurlardan oluşturulacak bir kadro ile çözüme varılabileceğini düşünen Mustafa Kemal Paşa yeni bir milli banka kurulmasında kararlıydı.1

Milli Mücadeleye yardım amacıyla, Hindistan’dan Mustafa Kemal’e yollanan paranın artanı, Osmanlı bankası’na yatırılmıştı. Atatürk, bu parayla Osmanlı Bankası’na ortak olmak dileğini açıklayınca, adı geçen banka, sözü çevirici bir tutum takındı.

Falih Rıfkı olayı şöyle anlatmaktadır:

Yabancı bankalardan biri:

“Acaba sizdeki yüz bin liramızla bankanıza ortak olabilirmiyiz?” sorusuna, Türklerin bu işlerle uğraşması yersiz olduğu gibi bir yanıt verince, Mustafa Kemal yüz bin lirayı hemen bankadan çeker, çuval içinde Kasaboğlu çarşısında dükkana koyar ve önüne bir de nöbetçi diker. Şimdi sermayeleri yüz milyonları aşan resmi ve özel milli bankaların temeli budur. 2

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın Uşakizade Köşkü’ne son gelişinde Türkiye’nin ilk Milli bankasının kurulmasına karar verilmiştir.

Celal Bayar’ın anıları ise şöyle:

Mustafa Kemal Paşa’nın Osmanlı Bankası’nda 250 bin lirası varmış. Ona, orada mevduat faizi dahi verilmiyormuş. Parayı Hint Müslümanları, Milli Mücadele yıllarında Gazi’nin şahsına göndermişler. Gazi de parayı Maliye’ye vermiş, ordunun ihtiyaçlarına harcansın diye. Zaferden sonra, halktan alınan tüm borçlar ödenirken, Gazi’nin parası da geri verilmiş, O da almış, Osmanlı Bankası’na yatırmış, Gazi’nin kayınpederi Muammer Bey o zaman İzmir’ in en büyük tüccarı. Avrupa ile de ilgisi bulunan tek Türk tüccar. Gazi’ye, “Bu parayı işletelim” demiş. Gazi de: “Bizim Celal’e git, onunla konu, ben bu işleri bilmem” demiş.”

Muammer Bey geldi bana… Bunun üzerine ben, halkımız için, kendimizin bir bankası olmasını, halkımızın rahat edeceği, iki taraf da bir birini anlar vaziyette bir banka kurulmasını şart gördüm. Ve Muammer Bey’e “İhracat şirketi de gereklidir ama bu iş daha önemlidir” dedim. Hem şahıs olarak Gazi’nin isminin bu ticaret içerisinde bulunmasının bana hoş görünmediğini belirttim… 3

1987 yılında Ayşe Sultan Korusu’nda Muammer Bey’in en küçük kızı Vecihe Hanım’la yapılan röportajda; kendisinin İş Bankası’nın kurulması ile ilgili köşkte yapılan konuşmalara tanık olduğunu belirterek, yaşayan tek görgü şahidi olarak şunları anlatıyor:

Mustafa Kemal Paşa, İzmir’deki evimizin selâmlık kısmındaki özel odasında çalışırdı. Bakanlarla, Gazi sık sık çalışma odasında görüşürdü. Celal Bey de sık çağırdığı bakanlarındandı. Gene böyle bir gün, Celal Bey önce Gazi ile, onun çalışma odasında görüştü, sonra da bizim yanımıza geldi. Biz; Latife ablam, ben ve babam selamlık bölümünde oturuyorduk. Bu sözünü ettiğim bina şimdi Özel Türk Koleji olarak faaliyette bulunmaktadır. Bu binada babam ile Celal Bey arasında Gazi’nin 250 bin lirasının nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerinde konuşuldu. Babam ihracat ve ithalatın yabancılar tarafından yapıldığını hatırlatarak, bu işleri yapacak bir Türk şirketinin kurulmasını önerdi. Celal Bey de bankacılık işlerinin de yabancılar elinde olduğunu hatırlatarak, bir banka kurulmasının yararlı olacağını söyledi. Sonunda da görüş birliğine vardılar. Bugün gibi aklımda, güzel bir akşam üstü idi. Daha sonra Gazi de çalışma odasından çıkıp, yanımıza geldi.

Ben babamın bankanızın kurucuları arasında olduğunu bilmiyorum. Bugüne kadar da kurucu hisse senedini görmedim. Ama, babam ne zaman İzmir’e inse mutlaka İş Bankası Müdürü’ne uğrar, onunla konuşur. Bankanın gelişmesi ile ilgili bilgi alırdı. Bankanın durumunu, İzmir’den yapılabileceği kadar izlerdi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın parasının “Milli Banka” kurarak değerlendirme kararı, Ankara’da yapılan toplantılarda İş Bankası’nı kurarak kesinleşir. 20 Ağustos 1924 günü yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa:

“Vatanı kurtaracak ve yükseltecek önlemlerin başında halkın doğrudan doğruya itibar ve güveninden doğup meydana gelen tam manasıyla modern ve milli bir banka kurmak…” diyerek kararını bildirir.

Kurulacak ilk milli bankaya “İş Bankası” adı verilir. İlk Genel Müdürlüğüne, Maliye Bakanlığı’ndan istifa eden Celal Bayar getirilmiştir. 26 Ağustos Zafer Bayramı günü ilk Resmi başvurusunu yapan İş Bankası, 9 Eylül 1924 günü Ankara İstasyon Caddesi üzerinde ilk binasında düzenlenen özel bir törenle resmen açılışı gerçekleşmiştir.

Hindistan Müslümanlarının Gazi Mustafa Kemal’e hediye ettiği 600 bin altın Liranın Kurtuluş Savaşı’nda harcandığı bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararıyla; bu paranın 250 bin Lirası ‘Bu sizin paranız’ diyerek Gazi Mustafa Kemal’e iade edilmiştir. İş Bankası kurulurken, bu para ana para olarak kullanılmıştır.

26.08.1924’te Atatürk’ün, akşam sohbeti esnasında Türkiye İş Bankası İdare Meclisi üyelerine söyledikleri:

“Sermayenin azlığına bakarak cesaretiniz kırılmasın! Böyle kurumlar için en kuvvetli sermaye, zekâ, dikkat, iffettir; teknik ve metodik çalışmasını bilmektir. Bu inançla işe sarılınız, mutlaka başarırsınız! …Bu işte başarı kazanmayı, eğer şahsî bir onur meselesinden daha ileri, millî bir gurur, millî bir onur meselesi yaparsanız çalışmak için, amacınıza ulaşmak ve daha yükselmek için muhtaç olduğunuz ateşi, enerjiyi bol bol yüreklerinizde bulacaksınız!” (Cumhuriyet Gazetesi 27.8.1934).

Kaynak: Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü Prof. Dr. Utkan KOCATÜRK
1 Kazım Özalp, Teoman Özalp, Atatürk’ten Anılar, İş Bankası Ankara 1994, s. 30
2 Mazhar Leventoğlu, Atatürk’ün Vasiyeti, Bahar Matbaası İstanbul 1968, s. 78
3 İş Bankası Tarihi, İstanbul 2001, s. 4-7

İş Bankası İlk Genel Müdürü Celal Bayar:

“Atatürk’e bir gün yabancı sermayeli bankaların milli konularda kredi verme zorlukları naklediliyor. O da bir milli banka kurulmasına karar veriyor. Bu iş için bir adam düşünüyor, yakınlarından birisini çağırıyor:

– Ben bu kuracağım bankanın başına getirmek için İktisat Vekili Celal Bey’i düşünüyorum. Acaba kendisi ne der? diyor. Muhatabı:

– Efendim, Celal Bey siz ne emrederseniz gözünü kırpmadan yapacak kadar size bağlıdır, cevabını veriyor. Atatürk:

– Benim onun ahlakına çok itimadım vardır. Fakat sen hiç benden bahsetmeden bir nabız yokla diyor. Bu zat Celal Bey’i buluyor. O vakit İktisat Vekilliği gibi bir vazifeyi bırakıp yeni kurulacak ve üç beş odalı bir binada işe başlayacak bir bankaya müdür olmak biraz tuhaf görünse bile, Celal Bey muhatabına:

– Ben onun emrinde bir neferim, nerede emrederse orada vazife görürüm, cevabını veriyor. Aradan bir zaman geçiyor. Atatürk, Celal Bey’i çağırıyor ve bu sefer ona doğrudan doğruya konuyu açıyor. Celal Bey yine her ne emrederse yapacağını tekrarlıyor. Bu sefer Atatürk:

– Ama Vekilliği terk etmek lazım gelecek, diyor. Atatürk bu sefer daha ileri gidiyor:

– Mebusluğu da bırakman lazım gelecek.

– Bırakırım, Paşam…

O vakit Atatürk, Celal Bey’in omzunu tutuyor:

– Haydi, işe başla, göreceksin muvaffak olacaksın, diyor ve şu sözleri ilave ediyor:

– Bu iş için lazım gelen bütün kaliteler sende vardır. Ben senin namusuna ve ahlakına kayıtsız itimat ederim.”

Kaynak: Münir Hayri EGELİ

Atatürk’ün eşi Lâtife Hanımın babası Muammer Beyin ithalat ve ihracat yapacak bir şirket kurmayı teklif edişi İş Bankası’nın kuruluşunu çabuklaştırmıştır. O dönemde Mübadele ve İmar ve İskân Vekili olan Celâl Bayar bankanın kuruluşunu şöyle anlatmaktadır.: “İmar vekili bulunuyordum. İşlerimiz çoktu. Türkler ve Rumlar arasında mübadele muameleleri yapıyorduk. Rumlar ticaret ve sanayi erbabı olarak Batı Trakya’yı terk ediyorlardı.

Bu iki benzemez vasıftaki insanların mübadelesi müşküldü. Bir gün Atatürk’ün kayınpederi Uşaklızâde Muammer Bey bana geldi. Gazinin ve kendisinin 250 bin lirası bulunduğunu, bununla ithalat ve ihracat işleri yapmak istediklerini, fakat Gazi Hazretlerinin kendisine bir kere de Celâl Bey’e sorunuz. Ondan fikir alınız dediğini söyledi. Ben de ithalât ve ihracat işlerinin çok riskli olabileceğini düşündüm. Vaktiyle bankada çalışırken Türk tacirlerinin yabancı bankalardan faydalandıklarını duyardım.

250 bin lira ile 1 milyon sermayeli bir banka kurulmasını bunun aslında bir amme hizmeti olacağını düşündüm. Bu telkini Muammer Bey’e yaptım.”1 Bankanın ilk genel müdürlüğüne, Celâl Bayar’ın ataması yapılmıştı. Atatürk genel müdürden sonra yönetim kurulu üyelerini de o dönemin güvenilir kişileri ve yakın dostları arasından kendisi seçmişti.

Bankacılıkla ilgili ilk önemli girişim, ilk ulusal ticaret bankamız olan, Türkiye İş Bankası ile başlamıştır. Türkiye İş Bankası 26 Ağustos 1924’de 1 milyon TL sermayeli, anonim şirket şeklinde kurulmuştur. Sermayenin ilk %25’lik kısmı Mustafa Kemal Atatürk tarafından ödenmiştir.

1.000.000 lira sermaye ile kurulan bankanın 250.000 lirası Mustafa Kemal Atatürk tarafından Hindistan’daki Müslümanlarca Kurtuluş Savaşı sırasında gönderilen paradan sağlanmıştı.2 Ayrıca Cumhuriyet Halk Fırka’sına yapılan bazı bağışlar da, bankadaki bu hesaba yatırılmıştı.3

İlk banka şubesi 30 Ağustos 1924’te törenle faaliyetine geçmiştir. Atatürk Türkiye İş Bankası’nın kuruluşu ile ilgili kararı, Çankaya’da toplanan İcra Vekilleri Heyeti’ne şu sözlerle belirtmiştir: “…Vatanı kurtaracak ve yükseltecek tedbirlerin başında olarak halkın doğrudan doğruya itibar ve itimadından doğup meydana gelen tam manasıyla modern ve millî banka kurmak”…4

Türkiye İş Bankası özel hukuk hükümlerine tâbi bir anonim şirket şeklinde kurulmuştur. Ancak, sermayenin sağlanma şekli ve yönetici kadrosunun seçilmesi, İş Bankası’na kamu bankası görüntüsü vermekteydi.

Türkiye İş Bankası ulusal kuruluşların kredi ihtiyaçlarını temin etmek, ülkede tasarrufun ve mevduatın gelişmesine ön ayak olmak ve ulusal bankacılığı geliştirmek görevlerini üstlenmişti.5 O zamana kadar bankalarda gelişmemiş olan tasarruf mevduatı hesaplarının gelişmesinde öncülük etmiş ayrıca çeşitli şirketin kuruluşuna iştirak ve yardım etmiştir. Örneğin Şeker sanayiinin kurulmasında, dokuma sanayiinin geliştirilmesinde ve Zonguldak kömürlerinin işletilmesinde önemli rol oynamıştır.

Türkiye İş Bankası kuruluş amacına uygun olarak, ülkenin ekonomik kalkınmasında ve sanayileşmesinde önemli bir katkıda bulunmuş olup, bu amaçla da çeşitli yatırımlar yapmıştır. Ayrıca ülkede tasarrufu teşvik etmek amacıyla ikramiye ve kumbara sistemini ilk uygulayan, seyahat çeklerini ilk getiren banka olmuştur.

Türkiye İş Bankası kısa zamanda gelişti. Halkın tasarrufunu yatırırken öncelik verdiği ve iş adamlarının kredi ararken başvurdukları ilk kuruluş durumuna geçti. Para ve kredi piyasasında, yabancı mâli aracı bankalara üstünlük kazandı. Halkın bankalara alışmasını sağladı. Memlekete millî bankacılığı getirdi. Ayrıca, yeni kredi kuruluşlarının doğmasında ve gelişmesinde önemli görevler üstlendi. Cumhuriyetin ilk yıllarında, çok önemli olan, küçük tasarrufu teşvik ve himaye etti. Sanayi ve sigortacılık (1925’de Anadolu Sigorta) alanında firmalar kurdu ve iştiraklere para yatırdı. Birinci Sanayi Planına uygun olarak Cam Şişe ve Sanayii’ni kurdu; Sümerbank ile birlikte Malatya Bez Fabrikasını tesis etmiş; Isparta Gülyağı Tesislerinin kuruluşuna katkıda bulunmuştur. Daha önce kurulmuş ve daha sonra kurulacak bazı bankalara sermaye yatırmıştır.6 Türkiye İş Bankası’nın Türk ekonomisinin gelişmesinde önemli katkıları olmuştur.

Derya Bozoklu

1 M. Akif Tural, a.g.e., s. 93, 94.
2 S. İlkin – İ. Tekeli, a.g.e., s. 187.
3 Hint Müslümanlarınca Mustafa Kemal Atatürk’ün, kendi adına gönderilen bu para, Türkiye’nin ekonomik hayatına büyük katkıları ve hizmeti olan Türkiye iş Bankası’nın kuruluş sermayesi olarak kullanılmıştır. Bkz. Aptekin Müderrisoğlu, Kurtuluş Savaşı’nın Mali Kaynakları, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 1990, s.564; Yaşar Aksoy, a.g.e., s.30, 31, 32.
4 Mustafa A. Aysan, Atatürkçü Düşünce, “Atatürk’ün Ekonomik Görüşü: Devletçilik”, Atatürk Araştırma Merkezi Yay., Ankara 1992, s.1015.
5 Yüksel Ülken, Atatürk ve İktisat İktisadi Kalkınmada Etkinlik Sorunu ve “Eklektik Model”, Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara 1978. s.86.
6 F. Ergin, a.g.e., s.49; Öztin Akgüç, a.g.e., s.157.

Kaynak: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 55, Cilt: XIX, Mart 2003

Türkiye İş Bankası’nın 10. kuruluş yıldönümünde (26 Ağustos 1936) söyledikleri:

“İş Bankası kurumu, Cumhuriyet tarihinde ekonomi bakımından başlı başına yer alacaktır. Bu kurum, çok küçük bir servetin bile ekonomik hayatta birey yararlarına adanmayıp, ulus yararlarına adanmasından çıkabilecek olan büyük sonuçları, az bir zamanda ve en çok yepyeni bir devlet kuruluşunun türlü inkılâp güçlükleri içinde dünyayı saran bir şekilde uygulayarak göstermiştir.”

Mustafa Kemal Atatürk

Kaynak: Türkiye İş Bankası, Kuruluşu, Çalışmaları, Eserleri, Ankara 1942, s.7

ATATÜRK’ÜN İŞ BANKASI VASİYETİ

Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetinde İş Bankası hisselerinin mülkiyetinin Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakılmasını istemişti. Bu hisselerden oluşan kârlar ise Atatürk’ün vasiyeti üzerine Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na aktarılıyor.

İş Bankası ortaklık yapısı:

• İş Bankası Munzam Sandık Vakfı: % 39,95
• Atatürk Hisseleri (Cumhuriyet Halk Partisi)*: % 28,09
• Halka açık pay: % 31,96

KISA KISA

İş bankası 1932 yılında Almanya’nın Hamburg ve Mısır’ın İskenderiye kentinde ilk yurt dışı şubesini kurdu.

Banka 1982 yılında Türkiye’de ilk ATM makinalarını getirdi.

1997 yılında ‘mavi hat’ ismiyle ilk internet şubesini hayata geçirdi.

İş bankası finans merkezlerinin İstanbul’da toplanmasından ötürü 2000 yılında genel merkezini Ankara’dan İstanbul’a taşıdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir