Atatürk gerçeği

“Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun!”

Yukarıdaki satırlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 yılında, Cumhuriyet’in ilanından hemen bir gün sonra (30 Ekim 1923) İsmet İnönü’ye yazdığı mektubun son bölümüdür.

Bu mektubun yazılış maksadı ve sonrasında yaşananlar incelenecek olursa, Türklüğün ve İstiklal harbinin kaderden gelen bir nimet/vebal olduğu ve ehemmiyeti anlaşılacaktır. Çünkü Türk İstiklal Harbi ve Türk İnkılabı sadece Anadolu’ya has bir haykırış veya direniş değil, tüm Türk ve İslam alemine ışık tutacak bir başkaldırış ve aydınlanma hareketidir. Milli mücadelenin baş aktörleri durumundaki Mustafa Kemal Paşa ve İsmet İnönü’nün gerek muharebe meydanlarında ve gerekse İnkılaplar safhasındaki siyasi hamlelerde olaya bu pencereden bakmak lazım gelir ki modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarının nasıl emsalsiz, köklü ve etkileyici olduğu daha iyi anlaşılabilsin.

Kurtuluşun yedinci adımı ulusça Atatürk etrafında toplanmaktır. Dünya selameti, barışı ve insanlığın bugün geldiği nokta dikkate alınırsa 1923 yılında ve yakın sonrasında yapılanların dünyaya ne güzellikler kattığı daha iyi görülür. Yayılmacı ve sömürgeci devletlerin kendi davalarında neredeyse yüzyıl kaybetmiş olmaları Atatürk İnkılapları sayesindedir. Dünya devlerinin Türk ve İslam düşmanı olması boşuna değildir. Kader, ölçü ve nizamdır, alınyazısıdır, kutsaldır, Allah’ın takdiridir. İstiklal harbinde ve İnkılaplar sürecinde Türk Ordu ve devletine yardım eden Yüce Allah, bu iman cephesinin diğer tüm mazlumlara örnek teşkil etmesini istemiş, bizlere nasıl dürüst ve namuslu bir lider ile yaşanan halk egemenliğiyle güzel şeylerin başarabileceğini gösterirken, diğer mazlum devletlere de Türkiye örneğini göstererek onlara da takip etmeleri gereken yolu işaret buyurmuştur. Yazık ki o örnek alan devletlerin hiçbiri yeterince feyz alamamış ve cesur olamamışlardır.

Öte yandan dünya bugün küresel devlerle nasıl başa çıkacağını düşünürken Atatürk bunun cevap ve örneğini bir asır önce vermiştir. Dirayet ve basiretle taviz vermeksizin hürriyet ve istiklal uğruna verilen fedakar mücadele ve akıllı öngörülerle dolu atılımcı hamleler dünya insanlığının da kurtuluşudur. Vicdanları hür bırakırken, bilimi rehber edinen, yerli, yeterli ve milli olmayı esas alan Türkiye Cumhuriyeti üniter devletlerin hepsine örnek, küreselcilerin sermaye ve sömürme hayallerine engeldir. Silahla kazanılan zaferleri inkılaplarla taçlandıran milletiyle birlikte sağlam temeller attıran Ulu Önder, bugün pek çok bağımsız devlete meşale olmuş bir dünya lideridir.

Allah’ın en sevgili kullarından olan Mustafa Kemal, muharebe kaybetmemiş, başarısız olmamış, öngörülerinde yanılmamış, hata yapmamış, kendisine bahşedilen kabiliyetleri vatan ve milleti için sonuna kadar en güzel biçimde kullanmış bir deha ve güzelliktir. İslam’ın hak ettiği temizlik ve saydamlığa ermesine de vesile olan Atatürk, İslam’a, İslam tarihi içinde en büyük hizmetleri veren kullar arasındadır. Atatürk ve yapmaya çalıştıkları; tüm dünya huzur ve barışı için örnek, mazlum devletler için emsaldir. Kahraman Türk Milleti, Kaderin kendisine yüklediği bu mesuliyeti, layıkıyla yerine getirmiş, halkına, mazlumlara, işgalci güçlere, içteki ve dıştaki hainlere ispat etmiştir. Anadolu halkı Atatürk ve dava arkadaşlarından razıdır, inşallah Yüce Allah’ta razı olacaktır.

Atatürk küreselliğin ve kutuplaşmanın zirve yaptığı karanlık bir dönemde millet bilincini ve ulus devlet fikrini yüceltip, Cumhuriyet’in feyzini görebilen bir dehadır. Avrupa’nın faşist diktatörler altında inlediği zaman diliminde O’nun çoğulcu demokrasiye ve anayasal düzene , laik-sosyal devlete inancı bugün dahi dünya milletlerine emsal teşkil eder.

Yerli-milli ve yeterli tam bağımsız ekonomi ve barış için emek veren Cumhuriyet kurucularının yeni dünya hayalcilerine verdiği ders ve zarar dünya literatür ve ders kitaplarına dahi girmiştir. Sosyalizm ve komünizmin zararlarını da öngörebilen Atatürk, aşırı güçlü devlet ve kısıtlanmış özgürlükler – mülkiyetler yerine halkın egemenliğine dayalı çoğulcu demokrasiyi tesis ederek küreselcilerin oyununu bir kez daha bozmuştur. Nihayet hilafet ve saltanatın tek kişilik iktidarını reddeden Atatürk global şeytani planlar hevesindeki Yahudilere de riyakar yardakçılara da unutamayacakları bir ders vermiştir.

Atatürk, dünyayı kasıp kavuran siyonizm belasına kelepçe takabilen tek liderdir. O’nun meseleye ilgisi bu kadarla da sınırlı değildir. Modern zamanlarda teknoloji, üretim, sanayileşme adına olan tüm gayretler aslında bu başlık altındadır. Ulusça kalkınma modeli olan Atatürk, küresel veya dijital çağda da toplumların elinden tutup kaldıracak olandır. Çünkü devleşemeyen ülkeler, küreselcilerin ayağı altında ezilecektir. Devleşmek ise bağımsız ve yeterli olmakla, üretebilmek, teknolojiyi yakalayabilmekle mümkündür. Bunlar ise Atatürk ışığının yansımalarıdır, dinin emridir, çağdaş yaşam demektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 58 = 61