Atatürk Cumhuriyeti neden gençliğe emanet etmiştir

Atatürk Cumhuriyeti neden gençliğe emanet etmiştir

Atatürk Cumhuriyeti neden gençliğe emanet etmiştir

Gençliğe hitabe, dünya siyasi tarihinde ve edebiyatında eşine rast gelinmeyen bir sanat, bildiri, özet, liderlik şaheseridir. Ulu Önder’in bu kısacık metinle anlattıkları ciltler dolusu ansiklopediye sığamayacak kadar çoktur ve adeta İstiklal harbi ile inkılapların ve Cumhuriyet tarihinin özeti durumundadır. Keza Nutuk’un kısa özetidir.

Bu hitabe ile Mustafa Kemal Atatürk, İstiklal ve Cumhuriyeti koruma ve muhafaza etme görevini hem de sonsuza dek, gençliğe birinci vazife olarak verirken, milletin ve geleceğin bekasını Cumhuriyeti temin ve idameye bağlı bir şart olarak ifade etmiştir.

Gençliğe verilen bu kutsal görevde yine hitabeden anlaşıldığı üzere gelecekte de İstiklal harbi öncesi vahim duruma benzer şartların yaşanmaması için dikkatli, kararlı, çalışkan ve inançlı olmak gereği, bu kötü senaryo en vahim halde gerçekleşse dahi gençliğe düşen görevin yeni bir İstiklal harbine başlamak olduğu hatırlatılmaktadır.

Tüm bu koruma ve kollama görevi ise gençliğe emanet edilmiştir ki yarının gençleri çocuklar da bu muhafız gruba dahildir.

Atatürk, dava ve silah arkadaşları ile birlikte, en çetin şartlardan pırıl pırıl bir esenlik ve Cumhuriyet çıkarabilmiş, Allah’ın izni ve inancın gücüyle, vatan aşkından kaynaklanan azim ve irade ile, medeni ve güçlü bir Cumhuriyet Türkiye’si yaratabilmiştir.

Lakin yapılanlar, yapılacakların yarısı dahi değildir. Üstelik medeniyet yolunda durmak, yeterli bulmak hataların en büyüğüdür, kazanılanların da yitirilmesine sebeptir. Değişen dünya, farklılaşan dengeler, varılan bilim seviyesine ayak uyduramayan toplumlar yerinde sayıyorlarsa geçilmeye ve bir müddet sonra da köleleşmeye mahkûmdur. Üretemeyen toplumlar acizliğe, bağımsız olamayan milletler yok olmaya mahkûmdur. Tüm bunlar dikkate alınınca da anlaşılır ki gençlik atik, canlı, bilgili ve kararlı olmalıdır ki inancıyla, çalışmasıyla Cumhuriyet ilkelerine sahip çıkabilsin ve medeniyet yarışından kopmasın.

Elbette bunları yaparken kültür ve kimliği kaybetmemek de mühimdir ki kopya bilimler arasına karışan kopya kültürlerin acısını bu millet onlarca yıldır çekmektedir. Çoğu empoze bu kültür deformasyonundan korunmak ve kurtulmak için de gençliğe vazifeler vardır ve ülke üstünde oynanan oyunlar sinsi bir istikrar ile önce milli benliği ve sonra ülkeyi yok etmeye yöneliktir.

Bu noktada Atatürk’ün gençliğe hitabesinin önem ve değeri daha iyi anlaşılmaktadır ki iç ve dış tehditlere aralıksız maruz kalan Türkiye Cumhuriyeti’nin var ve bağımsız olabilmesi gençliğin kalite, azim ve çalışmasına bağlıdır.

Bu yolda vazgeçmek, üşenmek, ertelemek yoktur.

Gençlik akıl ve bilimi rehber edinerek ama manevi mukaddesatına da sahip çıkarak, Türk ve İslam olduğunu bir an unutmayarak, oyuna gelmeyerek, ayrışmayarak, Cumhuriyet ilkelerinden vazgeçmeyerek … çalışmak ve çok çalışmak mecburiyetindedir.

Böl, parçala, yönet mantığıyla milliyetleri sindirmeye çalışan yeni dünya düzeni safsatacıları için dünya medeniyetinin son kalesi Türkiye’dir.

Bir yanda emperyalizme karşı alınmış en büyük zaferin sahibi, bir yanda Müslüman dünyasının laik lideri, bir yanda Türki Cumhuriyetlerin ağabeyi, bir yanda dünyanın merkezinde harika bir coğrafyaya sahip toprakları ile Türkiye Cumhuriyeti tarihten gelen kültür ve şerefiyle dünya milletleri arasında emsalsiz bir değer ve kıymettedir.

Gençliğin sahip çıkarak yücelteceği bu devlet var oldukça, yeryüzündeki asayiş ve huzur temin edilecek, bu kale yıkılırsa mazlum devletleri, İslam’ı ve Türklüğü kurtaracak da kalmayacaktır.

Bu kutsal görev, KADERİN TÜRK MİLLETİNE VERDİĞİ KAÇINILMAZ MESULİYETTİR.

Türkiye Cumhuriyeti var olmalıdır, var olacaktır. Bunu temin ise gençliğin vazifesidir.

O halde gençlik, çalışmak, araştırmak, objektif ve bilgili olmak, yargısından meclisine, üniversitesinden camisine, sanattan ekonomiye her alanda üretmek, milli, doğru, güzel, örnek, bağımsız, korkusuz ve çağdaş olmalıdır.

Gelecek Türk’lerindir. Laik ve demokrat Türkiye, gençlik aksini dilemedikçe, vazgeçmedikçe, yanılıp kanmadıkça yıkılmayacaktır. Çünkü Atatürk’ün manevi evlatları, Çanakkale’nin ve İstiklal harbinin maneviyatıyla, inkılapların ruhuyla, Cumhuriyet ışığıyla yürümeye devam edecek ve ülke aşkıyla hem yurdun dört yanını aydınlatacak hem de cihana örnek olacaktır.

Anadolu toprakları çağdaş, adil, bilimsel, insani değerlerin el üstünde tutulduğu bir cihan devletidir, esaret bilmeyen Türk’ün köklerinden doğan fidandır. Tam bağımsızlık ve milli egemenlik tohumları yurdun dört yanından fışkırdıkça Türk’e esaret olmayacaktır.

Bu uğurda görevin yücesi gençliğe düşmektedir.

Gençleri yetiştirmekle mükellef olanlar ise hem anne ve babalar, hem öğretmenler, hem tüm ulustur. kendisini genç hisseden herkes gençtir. Çocuklar yarının gençleridir. Dolayısıyla tüm Ulus tüm farklılık ve husumetleri bir yana bırakıp birlik olmak, ortak gayede buluşmak zorundadır.

Çünkü adaletten, hukuktan, sağduyudan uzaklaşan bir Türkiye, birliği sağlamaktan uzak, bekadan uzak, yarınlara güvenle bakmaktan uzaktır.

Bu gençliğe bir başka görev verir ki bu da; mevcudiyetine ve istikbaline düşman olan unsurları tanıma ve etkisiz hale getirme görevidir. Gençlik, benliğine düşman unsurları tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendisini daha emin hissedecek, atalarını tanıdıkça ilerlemek için daha güçlü ve kararlı olacaktır.

Damarlarında dolaşan asil Türk kanıyla her genç, önce Allah’a ve sonra vatana karşı vazifelerinde istekli ve kararlı oldukça da düşmanları ondan korkacaktır.

Güçlü Türkiye; kardeş olabilmiş, farklılıkları hoşgörü ile aşabilmiş, demokrasi, hukuk ve laiklik tabanında buluşabilmiş, her alanda tam bağımsız ve milletin egemen olduğu yönetim derecesinde demir atmış, özgürlüklerin yaşandığı, yüzlerin güldüğü, cüzdanların dolduğu, terörün dize getirildiği, sanal düşman yaratanların etkisizleştirildiği, dini bölenlerin susturulduğu, halkı kutuplaştırmaya çalışanların yönetimlerden uzaklaştırıldığı, beyinlerin durmaksızın ürettiği, eğitimin doğru ve milli olarak verildiği, vicdanların hür olduğu, Cumhuriyetin temel ilke kabul edildiği … Atatürk Türkiye’si ruhuna sıkı sıkı sarılmış bir Türkiye’dir.

Bu gaye milli hedeftir. Bu milli hedefin temini ise gençliğe görevdir.

Milli gücün unsurlarının her birinde güçlü olmak beka şartıdır. Mili menfaatler uğruna ter dökmek her gencin vazifesidir. Genç olmak, Atatürk genci olmak … mesuliyettir!

Sayfayı yazdırın Sayfayı yazdırın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir